Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?
AÄŸustos 23, 2007
Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?
Ahirzamanla alakalı hadisleri bir kısmı müteşâbihattır. Yani mânâsı açık olmayan bir kısım teşbih ve temsillerle anlatılan mecaz ifadelerden ibarettir. Derin ve geniş mânâları ihtiva etmektedirler. Onun için muhkemât (dinin kesin emirlerini ifade eden ayet ve hadisler) gibi tefsir edilmez ve mânâsı herkesce bilinmez. Ancak ilimde derinlik kazananlar tevillerini yapabilirler. Vukûundan sonra da tevilleri anlaşılır.
Sonra gaybla ilgili hadiselerin bir kısmı Peygamberimize ayrıntılarıyla, bir kısmı da kısaca bildirilmiş, Peygamberimiz de kendi içtihadına göre en uygun tarzda tasvir etmiştir.
Öte yandan Resûlullah, “Dünya öküzle balığın üzerindedir”(*) örneÄŸinde olduÄŸu gibi bazı hakikatleri de teÅŸbihler ve temsillerle anlatmış, bunlar da zamanla avam tarafından hakikat telakkì edilmiÅŸtir.
Bazı hadisler sadece Müslümanları ilgilendirdiÄŸi, bazıları hilâfet merkeziyle sınırlandırıldığı halde, âlimlerce bütün dünyaya şâmil olacak tarzda deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Zikirhânelerin kapatılacağı ve ezan ve kà metten Allah kelimelerinin kaldırılacağını gösteren, “Bir zaman gelecek, ‘Allah Allah’ diyen kalmayacak’(1) rivayetinde olduÄŸu gibi.
İşte bu ve buna benzer hususlar sebebiyledir ki, bu meselelerin içerisinden ancak ilimde derinlik kazanmış âlimler çıkabilir.
Müteşabih Hadisler
Kur’ân’ın da, hadisin de muhkemât ve müteşâbihatı vardır. Muhkemâtın mânâsı açıktır, kolayca anlaşılır; müteşâbihatın anlaşılabilmesi için ise tevile ihtiyacı vardır.
Gaybla ilgili bir kısım hadiseleri, Cenab-ı Hakkın, Resûlullaha detayları ile bildirdiÄŸini, onun da hiçbir tasarrufa girmeden olduÄŸu gibi naklettiÄŸini biliyoruz. Kur’ân’ın ve hadisin muhkemâtında olduÄŸu gibi.
Bir kısmını da kısaca bildirmiş, tafsilat ve tasvirlerini Resûlullahın içtihadına bırakmıştır. Îmanla ilgili olmayan kâinat hadiseleri ve istikballe ilgili vukûâtta olduğu gibi. Bu kısmı Peygamberimiz (a.s.m.) belâğatıyla, temsillerle, imtihan sırrına uygun tarzda açıklamış, tasvir etmiştir.(2)
Arap edebiyatında teÅŸbih, temsil ve tasvirlere sıkça rastlandığını, Resûlullahın da, “İnsanlara akılları seviyesince konuÅŸ”(3) hakikati gereÄŸince onların anlayacağı dilden konuÅŸtuÄŸunu, yer yer bazı temsil ve teÅŸbihleri kullandığını da burada kaydedelim.
Evet, Resûlullah zaman olmuÅŸ teÅŸbih ve temsillere baÅŸvurmuÅŸtur. Meselâ birgün sohbet esnasındayken bir gürültü iÅŸitilmiÅŸ, ferman etmiÅŸlerdi: “Bu gürültü, yetmiÅŸ seneden beri Cehenneme yuvarlanan bir taşın, bu dakikada Cehennemin dibine yetiÅŸip düşmesinin gürültüsüdür.” Bu garip hadiseden beÅŸ altı dakika sonra birisi gelmiÅŸ, “Yâ Resûlallah! YetmiÅŸ yaşında bulunan filân münafık vefat etti, Cehenneme gitti”(4) demiÅŸ, Resûlullahın beliğâne kelâmının tevilini göstermiÅŸti.(5)
——————————
(*) Cevabı için http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=2705
(1) Tirmizî, Fiten: 35; Hakim, Müstedrek, 4:494, İbni Hıbban, Sahih: 8:299.
(2) Şuâlar, s. 498.
(3) Gazalî, İhyâü Ulûmiddin (Kahire: Müessesetü’l-Halebî ve Şürekâh nşr.: 1967), 1:82.
(4) Müslim, Cennet: 31 (H. 2844); Müsned, 2:271; 3:341, 346, 360.
(5) Şuâlar, s. 498, 499.


