<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.2.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>islam, din, müslüman, müslümanlık bilgi</title>
	<link>http://herbokvar.com/islam</link>
	<description>herbokvar.com</description>
	<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:13:08 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Mehdi kimdir ? Kavram olarak &#8220;Mehdi&#8221; ne demektir ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/mehdi-kimdir-kavram-olarak-mehdi-ne-demektir-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/mehdi-kimdir-kavram-olarak-mehdi-ne-demektir-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3640</guid>
		<description><![CDATA[Mehdi kimdir ? Kavram olarak &#8220;Mehdi&#8221; ne demektir ?
Birgün Avf bin Malik&#8217;e Allah Resûlü, “Çok karanlıklı ve şiddetli bir kısım fitneler gelir. Derken fitneler birbirlerini takip eder. O kadar ki bu Ehl-i Beytimden Mehdî denilen bir zât çıkıncıya kadar devam eder. Sen ona ulaştığında tabi ol ki hidayette olanlardan olasın.” 1 buyurmuşlardı.
Ebû Saidü&#8217;l-Hudrî rivayet ediyor: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdi kimdir ? Kavram olarak &#8220;Mehdi&#8221; ne demektir ?<br />
Birgün Avf bin Malik&#8217;e Allah Resûlü, “Çok karanlıklı ve şiddetli bir kısım fitneler gelir. Derken fitneler birbirlerini takip eder. O kadar ki bu Ehl-i Beytimden Mehdî denilen bir zât çıkıncıya kadar devam eder. Sen ona ulaştığında tabi ol ki hidayette olanlardan olasın.” 1 buyurmuşlardı.<br />
Ebû Saidü&#8217;l-Hudrî rivayet ediyor: “Resûlullahtan sonra önemli bir olayın meydana gelmesinden korktuk ve Bunu Resûlullaha sorduk. O da Hz. Mehdî&#8217;yi müjdeledi.” 2</p>
<p>Şüphesiz bu dönemler mânevî kurtarıcıların dört gözle beklendiği dönemlerdir. Böyle bir anda âhirzamanın beklenen şahsı Hz. Mehdî geleceğine göre ona bîat etmenin, katılmanın önemi tartışılmaz. Resûl-ü Ekrem de (a.s.m.) ümmetini buna teşvik ederek, “Sizden kim o güne yetişirse karlar üzerinde emekleyerek de olsa ona katılsın.” 3 buyurmuşlardır.</p>
<p>Başka bir hadislerinde de Allah Resûlü, Huzeyfetü&#8217;l-Yemanî&#8217;nin bir sorusu üzerine hayırdan sonra şer, şerden sonra sulh olacağını bildirmiş, “Bu sulhtan sonra ne olacak?” diye sorduğunda da şöyle buyurmuşlardı:</p>
<p>“Dalâlete dâvet edilecek. İşte sen o gün bir halife gördüğünde ağacın kökünü ısırarak da olsa ölünceye kadar ona koş.” 4 buyurmuşlardı.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde kar üzerinde emekleyerek, ağaç kökünü ısırarak da olsa ona tâbi olmamız öğütlenen halife açıkça görüldüğü gibi Hz. Mehdî&#8217;dir.</p>
<p>Bu konu Asr-ı Saadette de o kadar önemli bir yer tutmuş olacak ki Ümmü Seleme validemiz, Resûllullaha “Mehdî gelecek mi?” diye sorma ihtiyacını hissetmiş, Allah Resûlü de “Evet, gelmesi haktır” 5 cevabını vermişlerdi. Hatta başka bir hadis-i şeriflerinde dünyanın yıkılmasına birgün kalsa bile, Cenab-ı Hak o günü uzatıp Hz. Mehdî&#8217;yi göndereceğini 6 belirtmektedir ki, bu onun geleceğinin zorunluluğunu ortaya koyar.</p>
<p>Hz. Ali’den bize ulaşan bir başka Hadise göre, bir gün o, oğlu Hz. Hasan’a bakmış ve: “Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem’in isimlendirdiği gibi, mutlaka benim bu oğlum Seyyiddir (Beyefendi, Halim Selim, zarif ve centilmendir.) Yakında onun soyundan, Nebinizin (s.a.v.) adıyla adlandırılan bir adam çıkacak, ahlakında ona (Hz. Peygambere) benzeyecek, ama yaratılışında (beden ve cisim özelliklerinde) ona benzemeyecektir” buyurmuştur. 7</p>
<p>Büyük Alim Taftazani’nin (Mesud b. Ömer) Şehru’l- Makasıd adlı meşhur eserinde; Mehdi ile ilgili konunun başında şöyle der: “Dünyayı adalet ve iyilikle dolduracak bir imamın (liderin, büyüğün, mehdinin) çıkması konusunda ahadis-i sahiha (sahih Hadisler) varid olmuşlar.” 8</p>
<p>Kimdir bu Hz. Mehdî? Resûl-ü Ekrem niçin özellikle ona uymayı tavsiye etmektedir? Eğer onun döneminde yaşayacak olursak onu nasıl tanıyacağız? O karışıklık, bozukluk, herc ü merc, fısk u fesad döneminin adamı olduğuna göre mücadelesini kimlere karşı ve nasıl yapacaktır? Özellikleri nelerdir? Bunlar ve bunlara benzer soruların cevabı bilinmedikçe Hz. Mehdî&#8217;nin fonksiyonu, icraatının ehemmiyeti elbette tam anlaşılamaz.</p>
<p>Mehdî kimdir?</p>
<p>Sözlüklerde hidayette, doğru yolda olan, başkalarının hidayet ve doğru yolda gitmelerine vesile olan mânâsına gelen Mehdî, İslâmî bir terim olarak âhirzamanda geleceği müjdelenen, kendisine Allah tarafından özellikle doğru yol gösterilen, hakka yöneltilen, dinî noktalarda hata ve yanlışlıklardan korunan, insanları, bilhassa Müslümanları irşad eden, doğru yola sevk eden, zulüm ve haksızlıkların kol gezdiği bir dünyada adaleti tesis eden, âhirzamanda geleceği müjdelenen Âl-i Beytten büyük bir zâttır. Mehdî yazdığı eserlerle, inançsızlık içerisinde bulunanları, îmanı şüphe ve tereddütte olanları kurtaracak, mü&#8217;minlerin îmanlarını takviye edecek büyük bir âlimdir.</p>
<p>Lisanü&#8217;l-Arap&#8217;ta Mehdînin, doğru yola erişmiş, hidayeti bulmuş olan; kendisine Allah tarafından doğru yol gösterilen kimse diye tarifi yapılmaktadır.9</p>
<p>Bu mânâda doğru yolda giden her Müslüman bir mehdîdir. Hz. Ali&#8217;ye hem doğru yolu gösterici anlamında hâdî, hem de mehdî denildiğini biliyoruz. 10</p>
<p>Dört halife ve onların yolunda gidenler de mehdiyyûn, yani mehdîler olarak anılmışlardır. Nitekim Resûl-ü Ekrem (a.s.m.), “Sizi sünnetime sımsıkı sarılmaya, raşid ve mehdî halifelerimin yolunda gitmeye teşvik ederim” 11 buyurarak onların yolunda gitmeyi tavsiye etmişlerdir.</p>
<p>Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Muhammed, Dört Halife, Hz. Hüseyin, Süleyman bin Abdülmelik ve bazı Abbasî halifelerine Mehdî denildiğini de biliyoruz. 12</p>
<p>Emevî halifesi Ömer bin Abdülaziz&#8217;e Mehdî denilmiş, hatta Mehdîyle ilgili bazı hadisleri ona hamledenler de olmuştur. 13 Büyük Mehdînin birçok evsafına sahip 14 Mehdî-i Abbasînin ise, onun siyaset âlemindeki vazifesini yaptığını görüyoruz. 15</p>
<p>Demek ki mehdî kelimesi geniş periyodlu bir kelimedir. Ancak bu kelime başına “el” takısı geldiğinde özel ve belli bir kimseye isim olmuş olur ve hadis-i şeriflerde âhirzamanda geleceği müjdelenen meşhur ve mânevî büyük kurtarıcı için kullanıldığı görülür.</p>
<p>Kaynaklar:<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
1. Süyûtî, el-Havî, 2:67-68; el-Burhan, v. 87a.<br />
2. Tirmizî, Kitabü&#8217;l-Fİten, 34; İbni Mâce, Kitabü&#8217;l-Fİten: 36, Hurûcü Mehdî: 34.<br />
3. İbni Mâce, Kitabü&#8217;l-Fiten: 36 (H. 4082, 4084); Müstedrek, 4:465.; İbni Kesir, Kitabü&#8217;n-Nihaye, 1:28-29.<br />
4. Ebû Avane, Müsned, 4:476.<br />
5. Ikdü&#8217;d-Dürer, Varak: 7b.<br />
6. Ebû Davud, Mehdî: 1 (H. 4282); Tirmizî, Fiten: 52 (H. 2231-2232).<br />
7. Tac V, 363<br />
8. TAFTAZANİ, Mesud b. Ömer, Şerhu’l-Makasıd, I-V, Tahkik, ta’lik Abdurrahman Amire, Alemu’l- Kütüb, Beyrut, 1989, V, 312; krş, et-Tac, V, 343, (Kitabu’l- Fiten, bab, 7)<br />
9. İbni Manzur, Lisanü&#8217;l-Arap, (İbni Manzur, h-d-y md), 15:354.<br />
10. İbnü&#8217;l-Esir, Ebû’s-Saadât el-Mübarek bin Muhammed el-Cezerî, Üsdü&#8217;l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahabe, I-VIII (Kahire: ts), 4:31.<br />
11. Tirmizî, İlim: 16; İbni Mâce, Mukaddime: 6; Ebû Davud, Sünnet: 5.<br />
12. İbnü&#8217;l-Esir, A.g.e., 4:31.<br />
13. Nuaym bin Hammad, Kitabü&#8217;l-Fiten, İstanbul: Âtıf Efendi Kütüphanesi (el yazma) no. 602, v. 53a.<br />
14. Nursî, Mektûbât, s. 96.<br />
15. Nursî, Şuâlar, s. 509.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/mehdi-kimdir-kavram-olarak-mehdi-ne-demektir-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdilik meselesi ile alakalı yapılan yorumları nasıl değerlendirmeliyiz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-meselesi-ile-alakali-yapilan-yorumlari-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-meselesi-ile-alakali-yapilan-yorumlari-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3639</guid>
		<description><![CDATA[Mehdilik meselesi ile alakalı yapılan yorumları nasıl değerlendirmeliyiz ?
Mehdi ile ilgili bazı noktalar iyi bilinirse, bu konuda gelen rivayetler ve yapılan yorumlar daha iyi anlaşılır diye düşünüyoruz. Şöyle ki:
-Mehdi meselesi akideye dahil değildir. Yani, bazı ehl-i iman Mehdiyi inkar etse dinden çıkmış olmaz, onun feyzinden mahrum kalır, hizmetinden istifade edememiş olur.
-Mehdiyi şahıs olarak belirlemek zordur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdilik meselesi ile alakalı yapılan yorumları nasıl değerlendirmeliyiz ?<br />
Mehdi ile ilgili bazı noktalar iyi bilinirse, bu konuda gelen rivayetler ve yapılan yorumlar daha iyi anlaşılır diye düşünüyoruz. Şöyle ki:</p>
<p>-Mehdi meselesi akideye dahil değildir. Yani, bazı ehl-i iman Mehdiyi inkar etse dinden çıkmış olmaz, onun feyzinden mahrum kalır, hizmetinden istifade edememiş olur.</p>
<p>-Mehdiyi şahıs olarak belirlemek zordur. Hemen her hizip, kendi üstadını veya şeyhini mehdi görme temayülündedir.</p>
<p>-Mehdi olmak ayrı, kendini mehdi zannetmek ayrıdır. Nitekim zaman zaman bazı meczuplar çıkmakta ve kendilerini mehdi veya İsa olarak takdim etmektedirler. Halbuki, mehdi kendisinin mehdiliğine değil, İslama davet eder. Bir peygamber &#8220;ben Allahın elçisiyim, bana tabi olun&#8221; der. Ama mehdi, &#8220;ben mehdiyim, bana uyun, yoksa küfre düşersiniz&#8221; diyemez.</p>
<p>-Her asır, ehl-i imanı ümitsizlikten kurtaracak bir mehdi manasına muhtaçtır. Yani, mehdi manasından her asrın bir çeşit hissesi vardır.</p>
<p>-Bediüzzaman Said Nursi, mehdi konusunda çok kıymetli bilgiler verir. Bunların en mühimlerinden biri şudur:</p>
<p>Bu zaman şahıs zamanı değildir. Eski zamanda bazı harika şahıslar çıkmışlar, kıymettar hizmetlere vesile olmuşlar. Ama bu zamanda küfür şahs-ı manevi olarak hücum etmektedir. Bu hücuma karşı en büyük ferdi mukavemet başarısız kalmaya mahkumdur. Onun için bu külli hücuma mukabil bir şahs-ı manevi çıkarmak gerekir.</p>
<p>-Bediüzzaman Said Nursi, mehdiyetin üç merhalesinden söz eder:<br />
1-İman<br />
2-Hayat<br />
3-Şeriat</p>
<p>Risale-i Nur, temelde iman hizmeti görmekle beraber, diğer iki merhalenin de öncülüğünü yaptığını söyleyebiliriz. Hz. Peygamber (asm) İslam davasının temelinde yer almış, sonraki İslami hizmetlerin de temelini atmıştır. Benzeri bir durumun mehdiyette olmasına bir engel söz konusu değildir. Yani, iman hizmeti diğer iki hizmet alanını etkileyecektir. Bununla beraber, hayatın geniş dairelerinde hizmet edilirken sıra dışı bazı harika fertlerin eliyle bu hizmetlerin ifa edilmesi medar-ı bahs olabilir. &#8220;Melikin atıyyelerini ancak matıyyeleri taşır.&#8221; Bu kutsi hizmetlerin icrasında elbette bir kısım maneviyat erleri istihdam edilecektir. &#8220;Her ormanın kendine göre aslanları olduğu gibi, her meydanın da ona münasip erleri vardır.&#8221;</p>
<p>-&#8221;Mehdi kimdir? Ne zaman gelecektir?&#8221; gibi sorular, bazen insanı asıl vazifelerinden alıkoyabilmektedir. Bunun yerine doğrudan aktif hizmetle meşguliyet tercih edilmelidir. Hele hele mehdiyet konusunu tartışma alanına sokmaktan kaçınılmalıdır. Nakledildiğine göre, Said Nursi sürgünde iken saf gönüllü bir zat &#8220;efendim, üzülmeyin. Mehdi gelecek, her şeyi düzeltecek&#8221; der. Said Nursi şu anlamlı mukabelede bulunur: &#8220;Mehdi geldiğinde seni vazife başında bulsun!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-meselesi-ile-alakali-yapilan-yorumlari-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rivayetlerde Mehdi&#8217;den bahsediliyor mu ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3638</guid>
		<description><![CDATA[Rivayetlerde Mehdi&#8217;den bahsediliyor mu ?
Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî
Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî açıkça zikredilmez. Ama işaretler bulunabilir. Mehdînin mânevî bir kurtarıcı, ıslahatçı olduğu düşünülürse, “Her milletin bir hâdîsi (yol göstericisi) vardır” 1 âyetinin mehdîye işaret ettiği söylenebilir. Ayrıca Kur&#8217;ân&#8217;da mehdî mânâsına gelen mühtedî kelimesi de üç yerde kullanılmaktadır. 2
Sünnette Mehdî
Bir hadis-i şerifte her yüz senede bir müceddidin geleceği bildirilir.3Hadisin aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rivayetlerde Mehdi&#8217;den bahsediliyor mu ?<br />
Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî açıkça zikredilmez. Ama işaretler bulunabilir. Mehdînin mânevî bir kurtarıcı, ıslahatçı olduğu düşünülürse, “Her milletin bir hâdîsi (yol göstericisi) vardır” 1 âyetinin mehdîye işaret ettiği söylenebilir. Ayrıca Kur&#8217;ân&#8217;da mehdî mânâsına gelen mühtedî kelimesi de üç yerde kullanılmaktadır. 2</p>
<p>Sünnette Mehdî</p>
<p>Bir hadis-i şerifte her yüz senede bir müceddidin geleceği bildirilir.3Hadisin aslında geçen “men” edatı tekil anlama geldiği gibi çoğul için de kullanılabilmektedir. Bu durum, müceddidin bir değil, birkaç tane olabileceğini göstermektedir. Bu görüşün sahibi Iraklı âlim Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid, “Özellikle Müslümanların büyük bir gerileme yaşadığı, Cahiliye medeniyetinin her tarafı sardığı, vatanlarının sömürüldüğü, faziletlerinin kaybolduğu, mefhumlarının sefihleştiği, dinden şüpheye düşüldüğü ve varlıklarının yokluk tehdidi altında bulunduğu bir asırda…” kaydını düşerek, Bediüzzamanla birlikte Efganî, Muhammed Abduh, es-Sinûsî, Muhammed İkbal, Hasan el-Bennâ ve Abdülhamid bin Badis gibi zatları da müceddid olarak zikretmektedir.4</p>
<p>Kütüb-ü Sitte&#8217;den Ebû Davud, Tirmizî ve İbni Mâce&#8217;de mehdî açıkça zikredilmiştir. Buharî ve Müslim&#8217;de ise imam, halife tabirleriyle yer aldığı görülür. Meselâ İbni Hacer, Teftazanî ve el-Keşmirî, Buharî&#8217;de yer alan, “İmamınız sizden olduğu halde ibni Meryem indiği zaman haliniz nasıl olur?”5 hadisindeki &#8220;imam&#8221;dan maksadın Mehdî olduğunu kaydederler.6 İbni Hacer, bu rivayete dayanarak Hz. Mehdînin gelişiyle ilgili rivayetlerin sahih olduğu kanaatine varmakta, onun bu ümmetten olup Hz. İsa&#8217;nın onun arkasında namaz kılacağıyla ilgili rivayetlerin de mütevatir olduğuna dair İmam-ı Şafiî&#8217;den bir nakil yapmaktadır.7</p>
<p>Müslim&#8217;de, âhirzamanda gelen, bolluk ve refah dönemi yaşatan bir halifeden bahsedilmektedir8 ki âhirzamanda gelen bu halife de Hz. Mehdîdir.</p>
<p>Mehdîyle ilgili hadisler Kütüb-ü Sittenin birçoğunda yer alır. Ebû Davud önemine binâen ona, Sünen&#8217;inde ayrı bir bölüm ayırmıştır. Mehdî&#8217;yle ilgili hadislerin bazıları zayıf görülse de birçoğunun sahih olduğunu burada belirtelim.</p>
<p>Mehdi ile Alakalı Rivayetler Zayıf mıdır ?</p>
<p>Mehdîyle ilgili gerek Kütüb-ü Sitte ve gerekse diğer muteber hadis kitaplarında yer alan rivayetlerin ümmetçe kabul gördüğünü biliyoruz. Hadis metodolojisi açısından da bunları mevzû (uydurma) sayacak bir itiraza rastlanmamaktadır. Bazı hadislerin zayıflığı, genelde çağdaş âlimlerce söz konusu edilse de genel kanaat sahih hadislerin çokluğu yönündedir.</p>
<p>Bu tip hadislerin zayıflığını iddiâ edenler, genelde İbni Haldun&#8217;u kaynak gösterir, tereddüde düşerler. Oysa o bile konuyla ilgili az da olsa sahih hadislerin varlığını kabul etmiştir.9</p>
<p>Ebû Davud şârihi Azimâbâdî, İbni Haldun&#8217;un aksine Peygamberimizden itibaren bütün Müslümanların, Ehl-i Beytten dini güçlendirecek, adaleti hâkim kılacak, İslâm beldelerinde hâkimiyet kuracak Mehdî denilen bir zâtın geleceğine inandığını ve bu inancın meşhur olduğunu kaydeder. 10</p>
<p>el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenâsir&#8217;inde, İbni Haldun&#8217;un görüşlerine katılmaz, bu konuda çok sahih hadis bulunduğunu, hatta bunların tevatüre ulaştığını söyler. İbni Haldun&#8217;un ise sahanın uzmanı olmadığını, sahanın uzmanlarına müracaat edilmesi gerektiğini söyler. 11</p>
<p>Mevdûdî, Mehdî ile ilgili râvîlerin çoğunun Şiî olduğunu, Abbasîler döneminde hilafeti desteklemek maksadıyla hadis uydurulabileceğini—siyah sancaklılar hadisinde olduğu gibi— söylemekle birlikte bazı hadisleri de sahih kabul etmektedir. 12</p>
<p>Birkısım âlimler, Mehdî hakkındaki hadislerin bazılarına ilişseler de çoğunluğu onun geleceği ve bu konuda tevatürün bulunduğu kanaatindedirler. Çünkü bu hadisleri birçok meşhur Sahabî rivayet etmiş ve birçok sahih hadis kitabı kitaplarına almışlardır. Hadislerde yer alan bir kısım kapalılık, zayıflıklarından değil, müteşâbihât oluşundan kaynaklanmaktadır. Resûlullah makam ve konu gereği bunları veciz bir tarzda anlatmıştır. Meşhur hale gelen bu hadisler ümmetçe tereddüt edilmeden kabullenildiği içindir ki Kittanî bunların mütevatirü&#8217;l-mânâ olduğunu söylemektedir. 13</p>
<p>Allame Şevkanî de, Beklenen Mehdî, Deccal ve Mesih Hakkında Gelen Rivayetlerin Tevatür Derecesine Ulaştığının Açıklanması isimli bir kitap dahi yazmıştır. Mehdîyle ilgili hadislerin sayısının elliyi bulduğunu söylemektedir. Konuyla ilgili çokça Sahabe sözü vardır. Şevkanî bu hususta şunları söyler: “Beklenen Mehdî hakkında rivayet edilen hadislerin tevatür derecesine ulaştığı kesinlik kazanmıştır.” 14</p>
<p>İbni Hacer, Fethu&#8217;l-Barî&#8217;de Hz. Mehdî&#8217;nin bu ümmetten olacağı, Hz. İsa&#8217;nın (a.s.) onun arkasında namaz kılacağıyla ilgili hadislerin mütevatir olduklarını söylerler. 15</p>
<p>Teftazanî, Hz. Mehdî&#8217;nin çıkışı ve Hz. İsa&#8217;nın inişiyle ilgili birçok sahih hadis bulunduğunu, her ne kadar bunlar âhâd da olsa mütevatirü&#8217;l-mânâ olduklarını kaydetmektedir. Âlimlerin de Mehdî&#8217;nin, Fatıma evladından âdil bir imam olduğuna, Allahu Teâlânın dinine yardım etmesi için dileyeceği bir zamanda onu göndereceği inancına vardıklarını belirtmektedir. 16</p>
<p>İmam-ı Rabbanî de bu husustaki sahih hadislerin meşhur olduğunu, mânevî tevatür derecesinde olduğunu söyler. 17</p>
<p>Evet, ümmetin bu hususta icmaı vardır. 18 Doğrusu Deccal Mehdîsiz, Mehdî de Deccalsız düşünülemez. Biri varsa diğeri de olacaktır.</p>
<p>Çağdaş âlimlerden el-Bânî de, Mehdînin gelişini âlimlerin kabul ettiği bir hakikat olarak görür. 19</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;ın görüşü ise şöyle:</p>
<p>&#8220;Cenab-ı Hak, âhirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddit, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olan bir zât-ı nûrânîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.&#8221; 20</p>
<p>Sahih hadisleri Buharî ve Müslim&#8217;le sınırlayarak, &#8220;Bunlarda varsa sahihtirler. Yoksa zayıftırlar&#8221; mantığıyla yaklaşmak, hadis ilminden anlamamanın delilidir. Nasıl sahih hadisler bu ikisiyle, diğer Kütüb-ü Sitte&#8217;nin diğer dört kitabıyla sınırlandırılabilir? Oysa bunların dışında da birçok sahih hadis bulunmaktadır.</p>
<p>Hem bir meselenin îman esasları arasına girmesi ayrı şeydir, o meselenin vukûu ayrı şeydir. Buharî ve Müslim&#8217;de bulunmadığı halde—İstanbul&#8217;un fethiyle ilgili hadis-i şerifte olduğu gibi—gerçekleşen nice hadise vardır. Âhirzamanla, bilhassa Deccal, Süfyan ve Mehdî ilgili hadislerin bir kısmı da böyledir. Mühim olan bu konuların tevil ve izahlarını doğru olarak yapabilmektir. Bu da ilimde rüsûh peydâ etmekle mümkündür. Bu konuda, sahanın uzmanlarından olan Bediüzzaman&#8217;ın, mahkemede savcının, &#8220;İstinad ettiği hadisler zayıf ve hattâ mevzû olmakla beraber, tevilleri yanlıştır ve aslı yoktur&#8221; iddiasına verdiği cevap ölçü olabilecek niteliktedir:</p>
<p>&#8220;Bütün ümmet bin senedenberi telakkì-i bilkabul ettiği ve âlem-i İslâm içinde az bir kısım ulemânın başta tevillerle bir derece za&#8217;fiyetine hükmettiklerine mukàbil, cumhur-u muhaddisîn (hadis âlimlerinin çoğu) ve ümmet-i Muhammediye (a.s.m.) kabul ettiği; âhirzamanda gelen bazı hadiseler hakkındaki muhtelif rivayetleri tevil, yani mümkün bir ihtimal mânâsıyla bu zamanda vukûa gelen ve gözle görülen hâdiselere tam mutabık çıkmasını beyana, dünyada hiçbir ehl-i ilim yanlış diyemez. Faraza o hadislerden birisi mevzû da olsa, mevzûun mânâsı &#8216;Hadis değil&#8217; demektir, yoksa &#8216;Mânâsı yanlıştır&#8217; demek değildir ki, darb-ı mesel nevinde, ümmet o rivayeti kabul etmiş. Bu nevî tevilâta yanlış diyenler kaç cihetle yanlış olduğu gibi, ümmetin telakkìsine ihanet ve hadisleri inkârdır.&#8221;21</p>
<p>Bediüzzaman, savcının, &#8220;&#8216;Bir kitapta Mehdîye dair hadislerin kâffesi (tamamı) zayıftır&#8217; denilmiş. Bunların zayıf ve muzdarip olduğunda ittifak vardır&#8221; iddiasına da şu cevabı vermişti:</p>
<p>&#8220;Hangi mesele vardır ki bazı kitaplarda ona ilişilmesin. Hatta İbni Cevzî gibi büyük bir muhaddis bazı sahih ehadise mevzû dediğini, ulemâlar taaccüple nakletmişler. Hem, her zayıf veya mevzû hadisin mânâsı yanlıştır demek değildir. Belki an&#8217;aneli sened ile hadîsiyeti kat&#8217;î değildir demektir. Yoksa mânâsı hak ve hakikat olabilir.</p>
<p>İttifak olmadığına bin seneden beri ehl-i hadis ve ümmetçe bu hakikatin devamı kat&#8217;î bir delildir.&#8221;22</p>
<p>Her asrın deccalları olduğu gibi, mehdîleri de vardır. Bunların herbiri ümmet-i Muhammed&#8217;in (a.s.m.) zor zamanlarında yardımlarına koşmuşlardır. Âhirzamanın büyük fitnesi zamanında ise büyük Mehdî vazifeye başlar.</p>
<p>Büyük Mehdînin diğerlerinden en önemli farkı siyaset, diyanet, saltanat, cihad gibi geniş çaplı birçok hizmeti birden omuzlamış olmasıdır. Diğer çağların mehdîleri ise bu hizmetlerin bütününü birden değil, sadece bir veya birkaçını üstlenmişlerdir. Meselâ siyaset âleminde Mehdî-i Abbasî, diyanet sahasında Gavs-ı Azam, Şah-ı Nakşibend, Aktab-ı Erbaa ve On İki İmam gibi büyük zâtlar büyük Mehdî&#8217;nin bazı görevlerini icra etmişlerdir.</p>
<p>İşte bu büyük zâtlar, büyük Mehdînin bir kısım vazifelerini yaptıkları içindir ki, bazı ehl-i tahkik Hz. Mehdî&#8217;nin çıktığına hükmetmişlerdir.23</p>
<p>Mektûbât&#8217;ta da buna benzer ifadeler yer alır:</p>
<p>&#8220;Âhirzamanda gelen Mehdî gibi herbir asır Âl-i Beytten bir nevi Mehdî, belki mehdîler bulmuş. Hatta Âl-i Beytten madud olan (sayılan) Abbasiye hulefâsından, Büyük Mehdînin çok evsafına câmi bir mehdî bulmuş.</p>
<p>İşte büyük Mehdîden evvel gelen emsalleri, nümûneleri olan hulefâ-yı mehdiyyîn (mehdî halifeler) ve aktab-ı mehdiyyîn (mehdî kutuplar) evsafları, Büyük Mehdînin çok evsafına karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş.&#8221;24</p>
<p>İhtilâfın diğer bir önemli sebebi de, mehdîler hakkındaki rivayetlerdeki farklılıklardır. Bu husustaki hadisleri tefsir eden âlimler, hadislerin metinlerine tefsirlerini ve çıkardıkları hükümleri tatbik edip zamanlarında saltanat merkezi Medine veya Şam&#8217;da olduğu için Şam, Basra, Kûfe gibi yerlerde çıkacaklarını tasavvur edip bütün dünya tanıyacakmışcasına bir vaziyet vermişlerdir. Halbuki herkes tanımış olsa, imtihan sırrına ters düşer. Oysa imtihanın sırrı odur ki akla kapı açılmalı, irade elden alınmamalıdır. Deccal ve Süfyanı bir çok insanın tanıyamamalarının temelinde de bu yatmaktadır.25</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
1 Ra&#8217;d Sûresi,13:7.<br />
2 A&#8217;raf Sûresi, 7:178; İsrâ Sûresi, 17:97; Kehf Sûresi, 18:17.<br />
3 Ebû Davud, Melahim: 31.<br />
4 Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid, 3. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, “Modern asrın kelâm düşünürü Bediüzzaman” isimli tebliğinden.<br />
5 Buharî, Enbiya: 49.<br />
6 İbni Hacer, Fethu&#8217;l-Barî, 6:570; Teftazanî, Şerhu&#8217;l-Makàsıd, 5:314; el-Keşmirî, Muhammed Enver Şah el-Hindî, et-Tasrih bimâ tevâtere fî nüzûli’l-Mesih (Halep: 1385/1965), s. 97.<br />
7 Teftazanî, Şerhu&#8217;l-Makasıd, V:314.<br />
8 Müslim, Fiten: 67-69.<br />
9 İbni Haldun, Mukaddime. çev. Zakir Kadiri Ugan (Ankara: MEB Yayınları, 1970), II:<br />
10 Canan, A.g.e., 14:77.<br />
11 el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenâsır, s. 145-146.<br />
12 Mevdûdî, Meseleler ve Çözümleri, çev. Yusuf Kara (İstanbul: 1990), s. 45.<br />
13 el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenasir, s. 144-6.<br />
14 Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 114; Said Havva, el-Esas fi&#8217;s-Sünne, 9:335, 6.<br />
15 İbni Mâce, 10:338.<br />
16 Teftazanî, A.g.e., 2:307.<br />
17 İmam-ı Rabbanî, Mektûbât, 2:250.<br />
18 Ebû Hayyan Muhammed bin Yusuf el-Endülüsî, el-Bahru’l-Muhît, I-VIII (Beyrut: 1983), 2:473.<br />
19 Sarıtoprak, Bediüzzaman Said Nursî&#8217;ye göre Mehdîlik Meselesi, Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu (3) Tebliğinden.<br />
20 Nursî, Mektûbât, s. 411.<br />
21 Nursî, Şuâlar, s. 360.<br />
22 A.g.e., s. 364.<br />
23 A.g.e., s. 509-510.<br />
24 Nursî, Mektûbât, s. 96.<br />
25 Nursî, Şuâlar, s. 505; Nursî, Sözler, s. 310.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdî ve Deccal inancının diğer dinlerden İslamiyete geçtiği iddiasına ne dersiniz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3637</guid>
		<description><![CDATA[Mehdî ve Deccal inancının diğer dinlerden İslamiyete geçtiği iddiasına ne dersiniz ?
Mehdî ve Deccal inancının şu veya bu şekilde hemen hemen bütün dinlerde bulunması, illâ ki onun bâtıllığını göstermediği gibi ondan etkilenmiş olabileceğine de işaret etmez. Aksine bütün insanlığı ilgilendirecek ehemmiyette bir konu olduğuna delil olabilir. İslâmın geliş sebeplerinden biri de semavî dinlerin doğru yönlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdî ve Deccal inancının diğer dinlerden İslamiyete geçtiği iddiasına ne dersiniz ?<br />
Mehdî ve Deccal inancının şu veya bu şekilde hemen hemen bütün dinlerde bulunması, illâ ki onun bâtıllığını göstermediği gibi ondan etkilenmiş olabileceğine de işaret etmez. Aksine bütün insanlığı ilgilendirecek ehemmiyette bir konu olduğuna delil olabilir. İslâmın geliş sebeplerinden biri de semavî dinlerin doğru yönlerini teyid, yanlışlarını tashih etmek değil midir?</p>
<p>Mevdudî, Mehdî inancının sadece diğer dinlere ait cemaatlerde bulunduğu şeklindeki anlayışı bâtıl bir itikad olarak görmekte ve şöyle demektedir:<br />
“Dünyadaki hayatın son bulmadan, İslâmın dünya dini olarak zuhur edeceğini, keder ve ümitsizliğe kapılmış insanın kendi îcadı ve inancı olan bir sürü ‘izm’leri denedikten sonra Allah&#8217;ın ‘izm’ine ilticaya mecbur kalacağını, bu işin tahakkuku ise, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) tarafından ortaya konulan ölçülerle hareket edecek, çalışacak ve İslâmı asıl hüviyeti ile yayacak olan bir lider tarafından mümkün olacağını, Peygamber Efendimiz gibi ondan evvel gelmiş olan peygamberlerin de kendi cemaatlerine söylemiş olabileceklerini zannetmekteyim. Hem de böyle bir tebşirâtın bâtıl tarafı nerede?”</p>
<p>Mevdûdî, Mehdî inancının gayr-ı müslim cemaatlerde de bulunuşunu açıklarken, bunu, diğer peygamberlerden gelen rivayetlerden aldıklarını, fakat hürafeler katarak yorumladıklarını da söyler.(1)</p>
<p>İslami kaynaklara İsrâliyât (Yahudi kaynakli bilgiler) karışmış olamaz mı?</p>
<p>Elbette mümkün. Ama bir sarraf hassasiyetiyle hareket eden ehl-i tahkik İslâm âlimleri bunlar içerisine girebilen İsrâliyâtı da ayıklamayı bir vazife bilmişlerdir. Deccalın bir adada bağlı olduğu, âhirzamanda çıkacağı ile ilgili ve İbni Sayyad hadisi bazı noktalardan tenkitlere tâbi tutulurken, İsrâliyatla ilgili rivayetler de bir bir ayıklanmıştır. Meselâ İbni Hacer el-Askalânî bazı hadislerin Ehl-i Kitaptan alınabileceğine işaret etmiştir. Ona göre &#8220;Deccal fitnesinden on iki bin erkek ve yedi bin kadın kurtulacaktır&#8221; meâlindeki rivayetle, &#8220;Deccal insan değil, altmış halkalı zincirle bağlanmış bir şeytandır&#8221; rivayetinin Ehl-i Kitaptan alınabileceğini söylemektedir.(2)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
(1) Ebû’l-A’lâ el-Mevdûdî, İslâmda İhyâ Hareketleri, çev. Halil Zefir. (Ankara: Hilal Yayınları: 1967), s.<br />
(2) İbni Hacer el-Askalânî, Fethu&#8217;l-Barî (Riyad: Muhibbüddin el-Hatip v.d. nşr.:1389), 16:205.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3636</guid>
		<description><![CDATA[Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?
Ahirzamanla alakalı hadisleri bir kısmı müteşâbihattır. Yani mânâsı açık olmayan bir kısım teşbih ve temsillerle anlatılan mecaz ifadelerden ibarettir. Derin ve geniş mânâları ihtiva etmektedirler. Onun için muhkemât (dinin kesin emirlerini ifade eden ayet ve hadisler) gibi tefsir edilmez ve mânâsı herkesce bilinmez. Ancak ilimde derinlik kazananlar tevillerini yapabilirler. Vukûundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?<br />
Ahirzamanla alakalı hadisleri bir kısmı müteşâbihattır. Yani mânâsı açık olmayan bir kısım teşbih ve temsillerle anlatılan mecaz ifadelerden ibarettir. Derin ve geniş mânâları ihtiva etmektedirler. Onun için muhkemât (dinin kesin emirlerini ifade eden ayet ve hadisler) gibi tefsir edilmez ve mânâsı herkesce bilinmez. Ancak ilimde derinlik kazananlar tevillerini yapabilirler. Vukûundan sonra da tevilleri anlaşılır.</p>
<p>Sonra gaybla ilgili hadiselerin bir kısmı Peygamberimize ayrıntılarıyla, bir kısmı da kısaca bildirilmiş, Peygamberimiz de kendi içtihadına göre en uygun tarzda tasvir etmiştir.</p>
<p>Öte yandan Resûlullah, &#8220;Dünya öküzle balığın üzerindedir&#8221;(*) örneğinde olduğu gibi bazı hakikatleri de teşbihler ve temsillerle anlatmış, bunlar da zamanla avam tarafından hakikat telakkì edilmiştir.</p>
<p>Bazı hadisler sadece Müslümanları ilgilendirdiği, bazıları hilâfet merkeziyle sınırlandırıldığı halde, âlimlerce bütün dünyaya şâmil olacak tarzda değerlendirilmiştir. Zikirhânelerin kapatılacağı ve ezan ve kàmetten Allah kelimelerinin kaldırılacağını gösteren, &#8220;Bir zaman gelecek, &#8216;Allah Allah&#8217; diyen kalmayacak&#8217;(1) rivayetinde olduğu gibi.</p>
<p>İşte bu ve buna benzer hususlar sebebiyledir ki, bu meselelerin içerisinden ancak ilimde derinlik kazanmış âlimler çıkabilir.</p>
<p>Müteşabih Hadisler</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın da, hadisin de muhkemât ve müteşâbihatı vardır. Muhkemâtın mânâsı açıktır, kolayca anlaşılır; müteşâbihatın anlaşılabilmesi için ise tevile ihtiyacı vardır.</p>
<p>Gaybla ilgili bir kısım hadiseleri, Cenab-ı Hakkın, Resûlullaha detayları ile bildirdiğini, onun da hiçbir tasarrufa girmeden olduğu gibi naklettiğini biliyoruz. Kur&#8217;ân&#8217;ın ve hadisin muhkemâtında olduğu gibi.</p>
<p>Bir kısmını da kısaca bildirmiş, tafsilat ve tasvirlerini Resûlullahın içtihadına bırakmıştır. Îmanla ilgili olmayan kâinat hadiseleri ve istikballe ilgili vukûâtta olduğu gibi. Bu kısmı Peygamberimiz (a.s.m.) belâğatıyla, temsillerle, imtihan sırrına uygun tarzda açıklamış, tasvir etmiştir.(2)</p>
<p>Arap edebiyatında teşbih, temsil ve tasvirlere sıkça rastlandığını, Resûlullahın da, &#8220;İnsanlara akılları seviyesince konuş&#8221;(3) hakikati gereğince onların anlayacağı dilden konuştuğunu, yer yer bazı temsil ve teşbihleri kullandığını da burada kaydedelim.</p>
<p>Evet, Resûlullah zaman olmuş teşbih ve temsillere başvurmuştur. Meselâ birgün sohbet esnasındayken bir gürültü işitilmiş, ferman etmişlerdi: &#8220;Bu gürültü, yetmiş seneden beri Cehenneme yuvarlanan bir taşın, bu dakikada Cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür.&#8221; Bu garip hadiseden beş altı dakika sonra birisi gelmiş, &#8220;Yâ Resûlallah! Yetmiş yaşında bulunan filân münafık vefat etti, Cehenneme gitti&#8221;(4) demiş, Resûlullahın beliğâne kelâmının tevilini göstermişti.(5)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
(*) Cevabı için http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&#038;aid=2705<br />
(1) Tirmizî, Fiten: 35; Hakim, Müstedrek, 4:494, İbni Hıbban, Sahih: 8:299.<br />
(2) Şuâlar, s. 498.<br />
(3) Gazalî, İhyâü Ulûmiddin (Kahire: Müessesetü’l-Halebî ve Şürekâh nşr.: 1967), 1:82.<br />
(4) Müslim, Cennet: 31 (H. 2844); Müsned, 2:271; 3:341, 346, 360.<br />
(5) Şuâlar, s. 498, 499.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Deccal&#8221; ve &#8220;Süfyan&#8221; hakkında bilgi verir misiniz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/deccal-ve-sufyan-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/deccal-ve-sufyan-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3635</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Deccal&#8221; ve &#8220;Süfyan&#8221; hakkında bilgi verir misiniz ?
Ahirzamanla alakalı rivayetlerde geçen önemli şahıslar: Deccal, Mehdî ve Hz. İsa&#8230; Birincisi din, îman, ahlâk, fazilet ve insanlık namına ne varsa tahrip eden, istibdat, zulüm ve terör estiren, diğerleri de ona karşı çetin bir mücadele veren üç insan&#8230; İşte Deccalın icraatını ortaya döktüğü böyle korkunç bir dönemde Mehdî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Deccal&#8221; ve &#8220;Süfyan&#8221; hakkında bilgi verir misiniz ?<br />
Ahirzamanla alakalı rivayetlerde geçen önemli şahıslar: Deccal, Mehdî ve Hz. İsa&#8230; Birincisi din, îman, ahlâk, fazilet ve insanlık namına ne varsa tahrip eden, istibdat, zulüm ve terör estiren, diğerleri de ona karşı çetin bir mücadele veren üç insan&#8230; İşte Deccalın icraatını ortaya döktüğü böyle korkunç bir dönemde Mehdî ve İsa (a.s.) iştiyakla beklenmeye başlar. Bu mânevî kurtarıcılar inançsızlığa büyük darbeler indirerek inananlar için en büyük dayanak; güç, moral ve ümit kaynağı olurlar.</p>
<p>Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) hem Büyük Deccal, hem de İslâm Deccalı Süfyan&#8217;dan bahsetmiştir. Halbuki bunların özellikleri, sıfatları ayrı ayrıdır. Rivayetlerde bir sınırlama olmadığı, mutlak bırakıldığı için birkısım râvî ve âlimler birini diğerine karıştırmış, birini öteki zannetmişlerdir. Bu bakımdan müteşabih hadis hükmüne geçmektedir.</p>
<p>Deccal</p>
<p>Rivayetlerde Deccalın çıkışı, kâinatın en korkunç hadiselerinden birisi olarak gösterilmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (a.s.m.), ümmetine özellikle onu haber vermiş, fitnesinden sakınmış ve ümmetini de sakındırmıştır. &#8220;Hz. Adem&#8217;in yaratılışından itibaren Kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir hadise (diğer bir rivayette daha büyük bir fitne) yoktur.&#8221;(1) buyurmakla da, onun tahribatının dehşet ve büyüklüğünü nazara vermiştir. Başka bir hadis-i şeriflerinde ise onun şerrinin şeytandan daha etkili olduğunu bildirirler.(2) Sadece Resûl-i Ekremin (a.s.m.) değil, istisnasız bütün peygamberlerin ümmetlerini ondan sakındırması,(3) Firavunların, Nemrudların fitnesinin onun fitnesi yanında küçük kalacağına dikkatleri çekmek içindir.</p>
<p>Deccalın şerri öylesine büyüktür ki, Peygamberimizin bildirdiğine göre o çıktığında, korkudan, onun şerrinden kurtulmak için insanlar dağlara kaçma zorunda kalacaklardır.(4)</p>
<p>Şer ve fitnesinin büyüklüğü, dehşeti sebebiyledir ki, Allah Resûlü çoğu zaman olduğu gibi, ana hatlarıyla İslâmın bir özetini verdiği Veda Haccında okuduğu Veda Hutbesinde de Deccaldan bahsetmeyi gerekli görmüş, diğer peygamberler gibi, o da ümmetini uyarmıştır.(5)</p>
<p>Deccal, Arapça bir kelimedir, &#8220;decl&#8221; kökünden gelir. Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, &#8220;yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel&#8217;ûn bir kişidir.&#8221;</p>
<p>Bir hadis-i şerifte, özellikle onun, “yalancı, dalâlete sürükleyici&#8221;(6) özelliğine dikkat çekilmiştir.</p>
<p>Deccal, aldatıcı ve inkârcı, dehşetli fitne dolaplarını döndüren bir kimsedir. Fitnesinin en dehşetli tarafı, dinsizliğe dayalı bir sistem kurup insanları îmansız yaparak hem dünya, hem de ebedî hayatlarını mahvetmeye çalışmasıdır. O, ateizme, ahlâksızlığa, yalana dayanan saltanatını tek başına değil, kendisine gönül veren komitesiyle, temsil ettiği kâfirane ve münafıkâne sistemiyle birlikte yürütür.</p>
<p>Deccala, “Mesih” kelimesi eklenerek Mesih-i Deccal da denilir. Onun bu ünvanla anılmasının sebebi, gözlerinden birinin silik olmasıdır. Sözlüklerde Mesihe değişik bir çok mânâlar verilmiştir. Deccala sıfat olabilecek tarzdaki bu mânâlardan bir kısmı şöyledir: Yüzünün bir tarafında kaşı ve gözü olmayan, yaratılıştan bozuk, kötü, uğursuz, yalancı, çok öldüren.</p>
<p>Bir hadis-i şerifte ondan, “Mesihü&#8217;d-Dalâle,&#8221; “Sapıklık Mesihi” diye söz edilir.(7)</p>
<p>Süfyan</p>
<p>Bir hadis-i şerifte, “Âhirzamanda bir adam çıkacak ve ona Süfyan denilecek”(8) buyurulmaktadır. Mahiyeti ise : &#8220;Sahih hadislerde bildirildiğine göre âhirzamanda gelecek ve ümmete karanlık günler yaşatacak, şeâir-i İslâmiyeyi tahribe çalışacak dehşetli ve münafık bir şahıstır.&#8221;(9)</p>
<p>Çoğu kere onun harikalıklarından bahsedilir. Bu arada komutanlığına da dikkat çekilir.(10)</p>
<p>Büyük Deccal, dinsizliği program edinip daha çok Hıristiyanlığa savaş açarken, İslâm Deccalı Süfyan, Allah katında yegâne hak din olan İslâma hem de açıkça savaş açmaktadır. Onun için de daha dehşetli görülmüştür. Elbette, yürürlükten kalkmış ve tahrif edilmiş bir dini terk etmek hak, ebedî ve hükmü devam eden bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmayacaktır.(11)</p>
<p>Deccal hakkında tevatür var</p>
<p>İlim adamlarının çoğu Deccal hakkında tevatür bulunduğunu, inkârının mümkün olmadığını söylerler.(12) Hatta bu konuda Allame Şevkanî, Beklenen Mehdî, Deccal ve Mesih Hakkında Gelen Rivayetlerin Tevatür Derecesine Ulaştığının Açıklanması adında bir kitap bile yazmıştır. Şevkanî, bu eserinde Mehdî ve İsa Aleyhisselâmın inişi hakkındaki hadislerin olduğu gibi Deccal hakkında rivayet edilen hadislerin de tevatüre ulaştığını anlatır.(13)</p>
<p>İbni Mende, Deccalın çıkışına inanmanın vacip olduğunu söyler.(14) Onun geleceğini inkâr etmek ise en azından dalâlettir.</p>
<p>Süfyanla ilgili hadis var mıdır?</p>
<p>Şüphesiz. Hem de pek çok vardır. Yoktur demek ya cehaletten, ya da kasıttan kaynaklanır. Bediüzzaman, mahkemede savcının, &#8220;Süfyan&#8217;la ilgili hadis yoktur&#8221; şeklindeki iddiâsını cevaplandırırken bu gerçeğe dikkat çekmişti:<br />
&#8220;&#8216;Süfyan&#8217;a dâir hiçbir hadis yoktur; varsa mevzûdur&#8217; diyen müddeî, hiç hadis kitaplarını okumadığı, belki Kur&#8217;ân&#8217;ın sûrelerinin ne kadar olduğunu bilmediği halde, biri bir milyon, diğeri beş yüz bin hadisi hıfzına alan İmam-ı Ahmed İbni Hanbel ve İmam-ı Buharî gibi müçtehidlerin, böyle küllî ve umûmî bir tarzda cesaret edemedikleri halde, o müddeî, küllî bir sûrette ve umûmî bir tarzda &#8216;Süfyan hakkında hiçbir hadis yoktur, varsa mevzûdur&#8217; demesiyle, haddinden binler defa tecavüz edip, büyük bir hatayı irtikâb etmiş. Farz-ı muhal olarak, hadis de olmasa, ümmet-i İslâmiyede bir hakikat-i içtimâiye ve müteaddit defalar eseri görülmüş, vâkî ve hak bir hâdise-i istikbaliyedir.&#8221;(15)</p>
<p>Deccalların sayısı çoktur. Her asrın deccalları vardır. Bir hadis-i şeriften bunların sayısının otuzu bulacağını öğreniyoruz.(16)</p>
<p>Bunlar arasında âhirzaman deccallarının ap ayrı yeri vardır. Çünkü daha dehşetlidirler. Bunlar da iki tanedir. Biri, büyük Deccal&#8217;dır, dünya çapında çıkar; diğeri de İslâm Deccalıdır. Buna —ki Hz. Ali(17) ve birkısım ehl-i tahkik Süfyan demişlerdir(18) ve Hz. Ali hep bu Deccalden bahsetmiştir.(19) Süfyan Müslümanlar içinde çıkacak ve aldatmakla iş görecektir.</p>
<p>Deccalla ilgili Buharî ve Müslim dahil birçok hadis kitabında çokça sahih hadis bulunmaktadır. Doğrusu Deccalın vasıfları ve icraatı hariç geleceğiyle ilgili hiçbir tartışma bulunmamaktadır.</p>
<p>Öyleyse Deccalın geleceği ne kadar kesinse Mehdî&#8217;nin gelişi de o ölçüde kaçınılmazdır. Çünkü zehir panzehirsiz düşünülemez. Nemrudu Hz. İbrahim&#8217;siz, firavunu Hz. Musa&#8217;sız düşünemeyeceğimiz gibi Deccalı da Mehdîsiz düşünemeyiz. Deccal varsa Mehdî de vardır.</p>
<p>Hiç akıl kabul eder mi ki, Deccal meydanı boş bulup alabildiğine at oynatsın, maddî ve mânevî istediği her türlü tahribatı yapsın, bâtılları yerleştirmeye çalışsın da onun karşısında duracak, onunla mücadele edecek, tahribatını engelleyip hakkın yerleşmesini sağlayacak kimseler bulunmasın. Bunu akılla, mantıkla, ilimle, dinle bağdaştırmak mümkün değil, âdetullaha da ters düşer. Bediüzzaman&#8217;ın dediği gibi, &#8220;Cenab-ı Hak kemâl-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddit veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevî Mehdî hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izâle edip, milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (a.s.m.) muhafaza etmiş. Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor; âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddit, hem hâkim, hem Mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât–ı nurânîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.”(20)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
(1) Müslim, Fiten: 126.<br />
(2) Ramûzü’l-Ehadis, s. 518.<br />
(3) Buharî, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101.<br />
(4) Müslim, Fiten: 125; Tirmizî, Kitabü&#8217;l-Menakıb: 70.<br />
(5) Buharî, Kitabü&#8217;l-Meğazî: 64.<br />
(6) Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I-VI (Kahire: 1313), 5:372.<br />
(7) el-Heytemî, Mecmaü&#8217;z-Zevâid-I-VIII (Beyrut: 1403/1982), 7:348.<br />
(8) Hakim en-Nisaburî, Ebû Abdullah Muhammed, Müstedrek, I-IV (Beyrut: Dâru’l-Marife, ts.), 4:520; Kenzü’l-Ummal, 14:272.<br />
(9) Alâeddin el-Müttekì bin Hüsameddin bin İsmail el-Hindî, Kenzü&#8217;l-Ummal (Beyrut: 1989), 11:125; Bursalı İsmail Hakkı, Ruhu&#8217;l-Beyan fî Tefsîri’l-Kur’ân, I-X (İstanbul: 1330), 8:197.<br />
(10) Müslim, Fiten: 125.<br />
(11) Nursî, Sözler, s. 158.<br />
(12) el-Münavî, Feyzü&#8217;l-Kadîr (Beyrut: 972), 3:537; Said Havva. el-Essas fi&#8217;s-Sünne-İslâm Akàidi. çev. M. Ahmed Varol, Orhan Aktepe v.d. (İstanbul: Aksa Yayın-Pazarlama, 1992), 9:335.<br />
(13) Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 114; Said Havva, el-Essas fi&#8217;s-Sünne, 9:335-336.<br />
(14) Sarıtoprak, A.g.e., s. 67.<br />
(15) Şuâlar, s. 360.<br />
(16) Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.<br />
(17) Gazalî, A.g.e., 1:59<br />
(18) Berzencî, el-İşâa fî Eşrâti&#8217;s-Sâa, s. 95-99; Muhtasar u Tezkireti&#8217;l-Kurtubî, s. 133-134; Şuâlar, s. 501, 504.<br />
(19) Şuâlar, s. 501.<br />
(20) Mektûbât, s. 425</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/deccal-ve-sufyan-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdi ile alakalı bazı rivayetlerden, Mehdi&#8217; nin insanüstü bir şahıs olarak vasıflandırıldığı görülmektedir. Bu rivayetler nasıl değerlendirmeliyiz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ile-alakali-bazi-rivayetlerden-mehdi-nin-insanustu-bir-sahis-olarak-vasiflandirildigi-gorulmektedir-bu-rivayetler-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ile-alakali-bazi-rivayetlerden-mehdi-nin-insanustu-bir-sahis-olarak-vasiflandirildigi-gorulmektedir-bu-rivayetler-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3634</guid>
		<description><![CDATA[Mehdi ile alakalı bazı rivayetlerden, Mehdi&#8217; nin insanüstü bir şahıs olarak vasıflandırıldığı görülmektedir. Bu rivayetler nasıl değerlendirmeliyiz ?
Deccalı da, Mehdî&#8217;yi de beşerüstü, harikulâde varlıklar olarak düşünmek doğru olmaz. Böyle bir anlayış, İslâmî anlayışa, Cenab-ı Allah&#8217; ın âdetullah adı verilen kanunlarına ve fıtrat düsturlarına ters düşer. Peygamberin bile her işi olağanüstü olmadığına göre Mehdîden nasıl böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdi ile alakalı bazı rivayetlerden, Mehdi&#8217; nin insanüstü bir şahıs olarak vasıflandırıldığı görülmektedir. Bu rivayetler nasıl değerlendirmeliyiz ?<br />
Deccalı da, Mehdî&#8217;yi de beşerüstü, harikulâde varlıklar olarak düşünmek doğru olmaz. Böyle bir anlayış, İslâmî anlayışa, Cenab-ı Allah&#8217; ın âdetullah adı verilen kanunlarına ve fıtrat düsturlarına ters düşer. Peygamberin bile her işi olağanüstü olmadığına göre Mehdîden nasıl böyle şeyler beklenilebilir?</p>
<p>Elbette Hz. Mehdî yeri ve zamanı gelince kerametler gösterecektir. Ama her hali harika değildir. Mevdûdî&#8217;nin dediği gibi, &#8220;Mehdî ne zaman gelirse gelsin, o zamanın bilgisini, kültürünü, ahvalini, zorunlu şeylerini çok iyi bilecek ve zamanına uygun tedbirleri alacak, dönemindeki fennî ve ilmî buluşlardan, âletlerden faydalanacak, onları en iyi şekilde kullanacaktır.&#8221; (1)</p>
<p>Peki, Deccalın da, Mehdînin de rivayetlerde geçen harikulâde icraatlarını nasıl yorumlayacağız? Bunları tek başlarına mı yapacaklar?</p>
<p>Hayır. Şahs-ı mânevîleriyle yapacaklar.</p>
<p>Evet, Deccal tahribatını, bir şahs-ı mânevîye, yani bir komiteye, cemiyete dayanarak yaptığı gibi, Hz. Mehdî de o tahribatı, &#8220;ihlas, sadakat ve dayanışmayı&#8221; esas alan cemaati, seyyidler ve kademe kademe diğer Müslümanların da desteğini alarak tamir edecektir. Cenab-ı Hak ihlas, sadakat ve dayanışmalarına mükâfâten onları muvaffak kılacaktır. Tarihte bunun örnekleri az değildir. İhlaslı nice az topluluk, nice çok toplulukları mağlup etmiştir. Talut&#8217;un askerleri çok muydu? Bedir Ashabı, kendilerinin üç katı müşrikleri nasıl perişan etmişlerdi? Malazgirt&#8217;te dört kat düşman kuvvet, Alparslan&#8217;ın askerleri karşısında darmadağın olmamış mıydı?</p>
<p>Evet, Mehdîye isnad edilen, başaracağı belirtilen bir kısım harika faaliyetlerin ancak bir şahs-ı mâneviyle gerçekleştirilmesi söz konusu olabilir. Meseleye şahıs bazında bakılırsa, o zaman bir değerli hocamızın dediği gibi, &#8220;Hz. Peygamberin bile başaramadığı işleri başaracak olan Mehdî anlayışını nereye yerleştireceksiniz?&#8221;(2) demekten kendimizi alamayız.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
(1) Mevdudî, Ebu’l-A’la, Meseleler ve Çözümleri, çev. Yusuf Kara (İstanbul: 1990), s. 51.<br />
(2) Prof. Dr. Avni İlhan. &#8220;Mehdî ve Mehdîlik,&#8221; İslâm, Temmuz 1996, s. 31.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/mehdi-ile-alakali-bazi-rivayetlerden-mehdi-nin-insanustu-bir-sahis-olarak-vasiflandirildigi-gorulmektedir-bu-rivayetler-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cenab-ı Hakk&#8217; ın Kudreti ve sebepler açısından Hz. Mehdî&#8217; yi nasıl değerlendirmeliyiz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/cenab-i-hakk-in-kudreti-ve-sebepler-acisindan-hz-mehdi-yi-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/cenab-i-hakk-in-kudreti-ve-sebepler-acisindan-hz-mehdi-yi-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:12:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3633</guid>
		<description><![CDATA[Cenab-ı Hakk&#8217; ın Kudreti ve sebepler açısından Hz. Mehdî&#8217; yi nasıl değerlendirmeliyiz ?
Mehdî&#8217;nin işi çok zordur. Zor olduğu için de zâten o görevlendirilmiştir. Kışın zorluk ve sıkıntılarına rağmen baharın gelmesi kaçınılmaz olduğu gibi şiddetli Süfyanizm döneminden sonra da bir saadet devri gelecektir. Cenab-ı Hak vaadetmişti; gerçekleşecektir.
Meseleye kudret-i İlâhiye noktasından baktığımızda, bunun hiç de zor olmadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cenab-ı Hakk&#8217; ın Kudreti ve sebepler açısından Hz. Mehdî&#8217; yi nasıl değerlendirmeliyiz ?<br />
Mehdî&#8217;nin işi çok zordur. Zor olduğu için de zâten o görevlendirilmiştir. Kışın zorluk ve sıkıntılarına rağmen baharın gelmesi kaçınılmaz olduğu gibi şiddetli Süfyanizm döneminden sonra da bir saadet devri gelecektir. Cenab-ı Hak vaadetmişti; gerçekleşecektir.</p>
<p>Meseleye kudret-i İlâhiye noktasından baktığımızda, bunun hiç de zor olmadığını görürüz. Tarihte imkânsız denecek nice olaylar gerçekleşmemiş midir? Elbette Hz. Mehdînin önünü açacak, kolaylıklar ihsan edecek olan, herşeyin dizginini elinde tutan, her iyiliğe kat kat mükâfatlar veren, zerre kadar ihlaslı ameli dağlar gibi kabul eden Allah&#8217;tır. Elbette halis, muhlis bu insanları zor şartlara rağmen, hayret verici bir tarzda muvaffak edecektir.</p>
<p>Onu kudretine ne ağır gelebilir ki? Gün olup dört mevsimi birden yaşattığı olmuyor mu? Zamanı geldiğinde de hadiselerin seyrini öylesine değiştirir ki, herkes şaşıp kalır. Evet, &#8220;Cenab-ı Hak, bir dakika zarfında beyne&#8217;s-semâ ve&#8217;l-arz (yer ve gökler arası) âlemini doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder; ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümûnesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını îcad eden Kadîr-i Zülcelâl, Mehdî ile de, âlem-i İslâmın zulümâtını dağıtabilir. Ve va&#8217;d etmiştir; va&#8217;dini elbette yapacaktır.&#8221;</p>
<p>Demek ki Kudret-i İlâhiye noktasında mesele gâyet kolay. Sebepler dairesi ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünüldüğünde de, &#8220;Yine o kadar makûl ve vukûu lâyıktır ki, &#8220;Eğer Muhbir-i Sâdıktan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır&#8221; diye, ehl-i tefekkür hükmeder.&#8221;</p>
<p>Bütün ümmetin, namazda günde beş defa Âl-i Muhammed (a.s.m.), yani Peygamberimizin pâk nesli için getirdikleri salavat kabul olmuştur ki, Âl-i Muhammed bütün mübarek silsilelerin başında yer almış, dünyanın dört bir yanına yayılmıştır. Her asrın büyük topluluklarına da o nûrânî zâtlar kumandanlık etmektedirler. Meselâ bunlardan Seyyid Ahmedi&#8217;s-Sinüsî, milyonlar müride, Seyyid İdris yüzbinden fazla Müslümana kumandanlık etmektedir. Seyyid Yahya adındaki başka bir seyyid yüzbinlerin emiridir. Seyyidler kabilesinin fertleri arasında böyle zahirî kumandanların yanında Seyyid Abdülkadir-i Geylanî, Seyyid Ebul-Hasen-i Şâzelî, Seyyid Ahmed-i Bedevî gibi mânevî kumandanlar da bulunmaktadır.</p>
<p>İşte bu mübarek nesil sayıca o kadar çoktur ki o kumandanların toplamı büyük bir ordu teşkil etmektedir. Eğer maddî şekle girse ve bir dayanışmayla bir fırka vaziyetini alsalar, İslâmiyeti mukaddes bir milliyet hükmünde bir ittifak ve intibah rabıtası yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz! İşte sayıları böylesine çok o muktedir ordu, Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır ve Hz. Mehdî&#8217;nin en has ordusudur.</p>
<p>Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senetlerle ve an&#8217;ane ile birbirine muttasıl (bağlı) ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asîl neseble mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beytten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar ve ehl-i kemâlin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemmiyeten (sayıca) milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih (uyanmış) ve kalbleri îmanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar.</p>
<p>İşte böyle büyük bir cemaat içinde mukaddes kuvveti heyecana getirecek, uyandıracak büyük hadiselerin vücûda gelmektedir:</p>
<p>&#8220;Elbette o kuvvet-i azimedeki (büyük kuvvetteki) bir hamiyet-i âliye feveran edecek ve Hz. Mehdî başına geçip, tarik-i hak ve hakikate sevk edecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlâhiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız.&#8221;(1)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
(1) Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, s. 425, 426.</p>
<p>Okunma Sayısı : 180</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/cenab-i-hakk-in-kudreti-ve-sebepler-acisindan-hz-mehdi-yi-nasil-degerlendirmeliyiz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdîlik inancının mü&#8217;minleri tenbelliğe sevk ettiği konusunda ne dersiniz ?</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-inancinin-muminleri-tenbellige-sevk-ettigi-konusunda-ne-dersiniz-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-inancinin-muminleri-tenbellige-sevk-ettigi-konusunda-ne-dersiniz-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3632</guid>
		<description><![CDATA[Mehdîlik inancının mü&#8217;minleri tenbelliğe sevk ettiği konusunda ne dersiniz ?
Mehdî beklentisinin tenbelliğe sevk ettiği iddiasına katılmak mümkün değildir. Eğer bu düşünce câhil insanlar için söz konusuysa, onlar zâten her devirde, her konuda buna benzer hataları işlemektedirler. Kaldı ki Mehdîyi bekleyen, büyük bir sıkıntı içerisindedir ve ondan tek başına kurtulamamaktadır da öyle bekler. Kendisi bir çaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdîlik inancının mü&#8217;minleri tenbelliğe sevk ettiği konusunda ne dersiniz ?<br />
Mehdî beklentisinin tenbelliğe sevk ettiği iddiasına katılmak mümkün değildir. Eğer bu düşünce câhil insanlar için söz konusuysa, onlar zâten her devirde, her konuda buna benzer hataları işlemektedirler. Kaldı ki Mehdîyi bekleyen, büyük bir sıkıntı içerisindedir ve ondan tek başına kurtulamamaktadır da öyle bekler. Kendisi bir çaba içerisine girmeyen insana Mehdî ne yapsın? Asr-ı Saadette nasıl Sahabîler herşeyi Resûlullahtan beklemiyor, üzerlerine düşenleri hakkıyla yapıyor, sonra da Resûlullahtan meded umuyorlardı. Yan gelip yatan adamın Mehdî gelse de ondan istifade edebileceği birşeyi olmaz. Eğer söz konusu Mehdî bekleme ise ona hazır olmak gerektiği işlenmelidir. Amerikalılar bile Hz. İsa gelecek diye ülkelerini yeşillendirmeye çalışıyorlar. Müslümanlar da İslâmî hizmetlerdeki gayretleriyle Hz. Mehdîye zemin hazırlamalıdırlar. Çünkü Mehdî ne kadar harika da olsa, vazifeşinas, gayyûr Müslümanlara ihtiyaç duyacaktır.</p>
<p>Evet, Müslüman, hangi devirde yaşarsa yaşasın, üzerine düşen görevleri hakkıyla yapmakla mükelleftir. Mehdî geldiğinde ne ona yeni bir yük yükleyecek, ne de bazı görevlerini eksiltecektir. İslâmın dinamizminin, ne sûretle olursa olsun meskenete tahammülü yoktur. Mehdî gelse böylesine tembel insanlarla ne yapacak? Mehdîliğe büyük önem veren Şiîlerin bile, Mehdî&#8217;yi bekleme konusunda, böylesi bir meskenete meydan vermemek için hummalı bir gayret içerisine girme gerektiğini işlemeye başladıklarını görüyoruz. Humeynî ortaya atıp savunduğu ve pratiğe dönüştürdüğü &#8220;velâyet-i fakîh&#8221; teorisiyle, Şiîlerde uzun yıllar ancak Mehdî&#8217;yle gerçekleştirileceğine inanılan İslâmî idare için, Mehdî&#8217;ye beklemenin gerekli olmadığını, bunun yetkili bir fakîh tarafından da gerçekleştirilebileceğini göstermiştir.(1) Bu da Mehdî beklentisi içerisinde olunsa bile, Müslümanın üzerine düşen görevi hakkıyla yapması gerektiğini gösterir.</p>
<p>Mevdûdî de Mehdî beklemenin, halkı uyuşukluğa ittiği, aktiviteden alıkoyduğu şeklindeki şikayetlere karşı çıkar. Doğru olanın halkı bu duruma itenin Hz. Mehdî&#8217;nin geleceği inancı değil, yanlış anlamalar olduğunu söyler.</p>
<p>Öyleyse mesele yanlışlara değil, doğrulara binâ edilmelidir.</p>
<p>Mehdîlik inancı her devirde, bilhassa ümmet-i Muhammed&#8217;in şiddetli zulüm ve baskılara maruz kaldıkları, ezildikleri dönemlerde bir ümit ışığı ve bir kurtuluş simidi olarak kendini göstermiştir. Meselâ Emevîlerin, Cengiz ve Hülagu&#8217;nun ümmete kan ağlatan zulüm ve işkenceleri ve yirminci yüzyılın firavunlara taş çıkartan istibdatları Mehdî&#8217;yi dört gözle aratmıştır.</p>
<p>Mehdî beklentisi, toplumları ümitsizliğe değil aksine şevke getirmiştir. &#8220;Mehdîlik fikri ve Mehdîlik hareketleri dinamik bir dinî ve içtimaî hayatın vazgeçilmez unsuru olarak görülebilir&#8221;(2) fikrine katılmamak mümkün değil. Şiî isyan ve hareketleri başarısızlığa uğradıklarında bile imamlarının geri döneceği inancı onları dağılmaktan kurtaran bir kuvvet olarak kendini göstermiştir.(3)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
(1) Dr. İlyas Üzüm. &#8220;Şiâ&#8217;nın Mehdîlik Anlayışı.&#8221; İslâm, Temmuz 1996, s. 38.<br />
(2) Ali Coşkun. &#8220;İslâmda Kurtuluş Düşüncesi ve Mehdîlik,&#8221; İslâm, Temmuz 1996, s. 36.<br />
(3) Yaşar Kutluay, İslâm ve Yahudî Mezhepleri, (Ankara: 1965), s. 217.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/mehdilik-inancinin-muminleri-tenbellige-sevk-ettigi-konusunda-ne-dersiniz-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kategori : Mehdi ve Deccal</title>
		<link>http://herbokvar.com/islam/kategori-mehdi-ve-deccal-islami-bilgi.html</link>
		<comments>http://herbokvar.com/islam/kategori-mehdi-ve-deccal-islami-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 17:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[-Muhtelif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webyarat.com/islam/?p=3631</guid>
		<description><![CDATA[Kategori : Mehdi ve Deccal
Peygamber Efendimiz, Mehdînin kendi soyundan olacağını ifade etmiştir. Ancak dâima ehliyete, takvâya önem veren bir peygamber için kendi soyundan gelen bir insanı müjdelemesi, onu üstün tutması, dikkatleri onun üzerine çekmesini nasıl yorumlayacağız?
Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) peygamberlik gözüyle, Cenab-ı Hakkın izniyle ilerde olacak hadiseleri bir bir müşahede etmiş, Zeyne&#8217;l-Âbidin, Cafer-i Sadık, Şah-ı Geylânî, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kategori : Mehdi ve Deccal<br />
Peygamber Efendimiz, Mehdînin kendi soyundan olacağını ifade etmiştir. Ancak dâima ehliyete, takvâya önem veren bir peygamber için kendi soyundan gelen bir insanı müjdelemesi, onu üstün tutması, dikkatleri onun üzerine çekmesini nasıl yorumlayacağız?<br />
Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) peygamberlik gözüyle, Cenab-ı Hakkın izniyle ilerde olacak hadiseleri bir bir müşahede etmiş, Zeyne&#8217;l-Âbidin, Cafer-i Sadık, Şah-ı Geylânî, Şah-ı Nakşıbend gibi mürşidlerin Ehl-i Beytinden yani kendi neslinden çıkacağını; onların herbirinin Sünnet-i Seniyyenin menbaı, muhafızı olarak vazife göreceklerini, ona her yönüyle sım sıkı sarılacaklarını görmüş ve ümmetini onlar etrafında toplamak istemiştir. Âhirzamanın en dehşetli döneminde ümmet için bir ümit ışığı olan Mehdî için de aynı durum söz konusudur. Eğer burda yakınları tercih etme söz konusu olsaydı, yine Teşehhüdde tekrarladığımız &#8220;Âl-i İbrahim&#8221;de de yani Hz. İbrahim&#8217; in nesline dua etmemizde de aynı durum söz konusu olurdu. Niçin başkası değil de Âl-i İbrahim?</p>
<p>&#8220;Resûl-ü Ekrem (a.s.m.), gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyti, âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nûrâniye (nurânî bir ağaç) hükmüne geçecek. Âlem-i İslâmın bütün tabakàtında kemâlât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zâtlar, ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beytten çıkacak. Teşehhüdde ümmetin ‘Âl&#8217; hakkındaki duâsı ki, &#8216;Allâmümme salli&#8230;&#8217;dir, makbul olacağını keşfetmiş. Yani, nasıl ki millet-i İbrahimiyede ekseriyet-i mutlaka ile nûrânî rehberler Hz. İbrahim&#8217;in (a.s.) âlinden, neslinden olan enbiyâ olduğu gibi; ümmet-i Muhammediyede de (a.s.m.) vezâif-i azîme-i İslâmiyette (İslâm adına yapılan büyük vazifelerde) ve ekser turûk ve mesâlikinde (çoğu tarikat ve mesleklerde) enbiyâ-i Benî İsrâil gibi, aktâb-ı Âl-i Beyt-i Muhammediyeyi (a.s.m.) görmüş.&#8221;(1)</p>
<p>Demek ki Âl-i İbrahimde de olduğu gibi neslî yakınlık değil, Allah&#8217;a yakınlık söz konusu. Öyle olduğu için de Allah Resûlü ümmetine Hz. Mehdî&#8217;yi tavsiye etmiştir.</p>
<p>Sonra peygamberlik gibi Mehdîlik de gayretle, çabayla elde edilebilecek bir makam değildir. Tamamen Allah vergisidir ve Allah onu dilediğine, tabiî ki en lâyık olana verir. Eğer Ehl-i Beytten biri buna herkesten daha çok lâyık ise elbetteki ona verecektir. Ekser peygamberlerin Hz. İbrahim soyundan gelmesi bir ayrıcalık olarak görülemeyeceği gibi Mehdî&#8217;nin de Ehl-i Beytten olması ayrıcalık olamaz. Bunu yanlış yorumlamanın veya hased etmenin mantığı ve mânâsı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://herbokvar.com/islam/kategori-mehdi-ve-deccal-islami-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
