Kategori : Mehdi ve Deccal

AÄŸustos 23, 2007

Kategori : Mehdi ve Deccal
Peygamber Efendimiz, Mehdînin kendi soyundan olacağını ifade etmiştir. Ancak dâima ehliyete, takvâya önem veren bir peygamber için kendi soyundan gelen bir insanı müjdelemesi, onu üstün tutması, dikkatleri onun üzerine çekmesini nasıl yorumlayacağız?
Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) peygamberlik gözüyle, Cenab-ı Hakkın izniyle ilerde olacak hadiseleri bir bir müşahede etmiÅŸ, Zeyne’l-Âbidin, Cafer-i Sadık, Åžah-ı Geylânî, Åžah-ı Nakşıbend gibi mürÅŸidlerin Ehl-i Beytinden yani kendi neslinden çıkacağını; onların herbirinin Sünnet-i Seniyyenin menbaı, muhafızı olarak vazife göreceklerini, ona her yönüyle sım sıkı sarılacaklarını görmüş ve ümmetini onlar etrafında toplamak istemiÅŸtir. Âhirzamanın en dehÅŸetli döneminde ümmet için bir ümit ışığı olan Mehdî için de aynı durum söz konusudur. EÄŸer burda yakınları tercih etme söz konusu olsaydı, yine TeÅŸehhüdde tekrarladığımız “Âl-i İbrahim”de de yani Hz. İbrahim’ in nesline dua etmemizde de aynı durum söz konusu olurdu. Niçin baÅŸkası deÄŸil de Âl-i İbrahim?

“Resûl-ü Ekrem (a.s.m.), gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyti, âlem-i İslâm içinde bir ÅŸecere-i nûrâniye (nurânî bir aÄŸaç) hükmüne geçecek. Âlem-i İslâmın bütün tabakàtında kemâlât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürÅŸidlik vazifesini görecek zâtlar, ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beytten çıkacak. TeÅŸehhüdde ümmetin ‘Âl’ hakkındaki duâsı ki, ‘Allâmümme salli…’dir, makbul olacağını keÅŸfetmiÅŸ. Yani, nasıl ki millet-i İbrahimiyede ekseriyet-i mutlaka ile nûrânî rehberler Hz. İbrahim’in (a.s.) âlinden, neslinden olan enbiyâ olduÄŸu gibi; ümmet-i Muhammediyede de (a.s.m.) vezâif-i azîme-i İslâmiyette (İslâm adına yapılan büyük vazifelerde) ve ekser turûk ve mesâlikinde (çoÄŸu tarikat ve mesleklerde) enbiyâ-i Benî İsrâil gibi, aktâb-ı Âl-i Beyt-i Muhammediyeyi (a.s.m.) görmüş.”(1)

Demek ki Âl-i İbrahimde de olduÄŸu gibi neslî yakınlık deÄŸil, Allah’a yakınlık söz konusu. Öyle olduÄŸu için de Allah Resûlü ümmetine Hz. Mehdî’yi tavsiye etmiÅŸtir.

Sonra peygamberlik gibi Mehdîlik de gayretle, çabayla elde edilebilecek bir makam deÄŸildir. Tamamen Allah vergisidir ve Allah onu dilediÄŸine, tabiî ki en lâyık olana verir. EÄŸer Ehl-i Beytten biri buna herkesten daha çok lâyık ise elbetteki ona verecektir. Ekser peygamberlerin Hz. İbrahim soyundan gelmesi bir ayrıcalık olarak görülemeyeceÄŸi gibi Mehdî’nin de Ehl-i Beytten olması ayrıcalık olamaz. Bunu yanlış yorumlamanın veya hased etmenin mantığı ve mânâsı yoktur.

eXTReMe Tracker

otel emlak inþaat tekstil