Mehdîlik inancının mü’minleri tenbelliÄŸe sevk ettiÄŸi konusunda ne dersiniz ?

AÄŸustos 23, 2007

Mehdîlik inancının mü’minleri tenbelliÄŸe sevk ettiÄŸi konusunda ne dersiniz ?
Mehdî beklentisinin tenbelliğe sevk ettiği iddiasına katılmak mümkün değildir. Eğer bu düşünce câhil insanlar için söz konusuysa, onlar zâten her devirde, her konuda buna benzer hataları işlemektedirler. Kaldı ki Mehdîyi bekleyen, büyük bir sıkıntı içerisindedir ve ondan tek başına kurtulamamaktadır da öyle bekler. Kendisi bir çaba içerisine girmeyen insana Mehdî ne yapsın? Asr-ı Saadette nasıl Sahabîler herşeyi Resûlullahtan beklemiyor, üzerlerine düşenleri hakkıyla yapıyor, sonra da Resûlullahtan meded umuyorlardı. Yan gelip yatan adamın Mehdî gelse de ondan istifade edebileceği birşeyi olmaz. Eğer söz konusu Mehdî bekleme ise ona hazır olmak gerektiği işlenmelidir. Amerikalılar bile Hz. İsa gelecek diye ülkelerini yeşillendirmeye çalışıyorlar. Müslümanlar da İslâmî hizmetlerdeki gayretleriyle Hz. Mehdîye zemin hazırlamalıdırlar. Çünkü Mehdî ne kadar harika da olsa, vazifeşinas, gayyûr Müslümanlara ihtiyaç duyacaktır.

Evet, Müslüman, hangi devirde yaÅŸarsa yaÅŸasın, üzerine düşen görevleri hakkıyla yapmakla mükelleftir. Mehdî geldiÄŸinde ne ona yeni bir yük yükleyecek, ne de bazı görevlerini eksiltecektir. İslâmın dinamizminin, ne sûretle olursa olsun meskenete tahammülü yoktur. Mehdî gelse böylesine tembel insanlarla ne yapacak? MehdîliÄŸe büyük önem veren Åžiîlerin bile, Mehdî’yi bekleme konusunda, böylesi bir meskenete meydan vermemek için hummalı bir gayret içerisine girme gerektiÄŸini iÅŸlemeye baÅŸladıklarını görüyoruz. Humeynî ortaya atıp savunduÄŸu ve pratiÄŸe dönüştürdüğü “velâyet-i fakîh” teorisiyle, Åžiîlerde uzun yıllar ancak Mehdî’yle gerçekleÅŸtirileceÄŸine inanılan İslâmî idare için, Mehdî’ye beklemenin gerekli olmadığını, bunun yetkili bir fakîh tarafından da gerçekleÅŸtirilebileceÄŸini göstermiÅŸtir.(1) Bu da Mehdî beklentisi içerisinde olunsa bile, Müslümanın üzerine düşen görevi hakkıyla yapması gerektiÄŸini gösterir.

Mevdûdî de Mehdî beklemenin, halkı uyuÅŸukluÄŸa ittiÄŸi, aktiviteden alıkoyduÄŸu ÅŸeklindeki ÅŸikayetlere karşı çıkar. DoÄŸru olanın halkı bu duruma itenin Hz. Mehdî’nin geleceÄŸi inancı deÄŸil, yanlış anlamalar olduÄŸunu söyler.

Öyleyse mesele yanlışlara değil, doğrulara binâ edilmelidir.

Mehdîlik inancı her devirde, bilhassa ümmet-i Muhammed’in ÅŸiddetli zulüm ve baskılara maruz kaldıkları, ezildikleri dönemlerde bir ümit ışığı ve bir kurtuluÅŸ simidi olarak kendini göstermiÅŸtir. Meselâ Emevîlerin, Cengiz ve Hülagu’nun ümmete kan aÄŸlatan zulüm ve iÅŸkenceleri ve yirminci yüzyılın firavunlara taÅŸ çıkartan istibdatları Mehdî’yi dört gözle aratmıştır.

Mehdî beklentisi, toplumları ümitsizliÄŸe deÄŸil aksine ÅŸevke getirmiÅŸtir. “Mehdîlik fikri ve Mehdîlik hareketleri dinamik bir dinî ve içtimaî hayatın vazgeçilmez unsuru olarak görülebilir”(2) fikrine katılmamak mümkün deÄŸil. Åžiî isyan ve hareketleri baÅŸarısızlığa uÄŸradıklarında bile imamlarının geri döneceÄŸi inancı onları dağılmaktan kurtaran bir kuvvet olarak kendini göstermiÅŸtir.(3)

———————————-
(1) Dr. İlyas Üzüm. “Åžiâ’nın Mehdîlik Anlayışı.” İslâm, Temmuz 1996, s. 38.
(2) Ali CoÅŸkun. “İslâmda KurtuluÅŸ Düşüncesi ve Mehdîlik,” İslâm, Temmuz 1996, s. 36.
(3) Yaşar Kutluay, İslâm ve Yahudî Mezhepleri, (Ankara: 1965), s. 217.

eXTReMe Tracker

otel emlak inþaat tekstil