ANLIURFA HALK MÜZİĞİ’NE GENEL BİR BAKIÅž

Eylül 16, 2007

ANLIURFA HALK MÜZİĞİ’NE GENEL BİR BAKIÅž

S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU-Abuzer AKBIYIK

A. GİRİŞ
Şanlıurfa Halk Müziği, ezgi yapısı, söz zenginliği, eser sayısı, kaliteli ve sistemli icrası ile Türk Halk Müziği içinde seçkin bir konuma sahip olmuştur. Güzel icra yeteneğine sahip yöre sanatçılarının ses rengi ve ağız özellikleriyle bütünleşen bu müzik, yurdumuza güzellikler dünyasının kapısını açmıştır.

Åžanlıurfa müzik kültüründe “sıra geceleri” ve “yatı geceleri”nin özel bir rolü bulunmaktadır. Haftada bir gece evlerde toplanarak sıra gezen gruplar ile birkaç gün kalmak üzere daÄŸlara yatıya giden grupların içinde çalgı takımı ve okuyucular da bulunur. Bu gecelerde sohbetlerin yanı sıra usta-çırak geleneÄŸi içerisinde makam geleneÄŸine göre sistemli müzik icra edilmekte olup gençler ilk müzik bilgisi ve terbiyesini bu gecelerde almaktadırlar.

Şanlıurfa Halk Müziği ürünleri sanat değeri yüksek, insanı yürekten etkileyen, içli ve duygulu eserlerden oluşmaktadır. Duyguların, düşüncelerin, sevginin, ıstırabın, mutluluğun ve hayatın diğer özelliklerinin türkülere, hoyratlara, gazellere ince ince işlendiği Urfa Havaları müzik camiasınca ve geniş kitlelerce sevilmekte ve zevkle dinlenmektedir.

Ağızları, müzik anlayışları, etkinlenmeleri, makam geleneğine bağlı müzik icrası gibi ortak özellikleri, benzerlik veya yakınlıkları olan bilhassa; Kerkük, Elazığ, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerin türkülerinde çok çeşitli varyantlar olabilmektedir. Bir Şanlıurfa türküsünün Elazığ veya Malatya türküsü, bir Elazığ türküsünün de Malatya veya Diyarbakır türküsü olarak kaydına rastlanmıştır. Bu yörelerin önemli oranda melodi (ezgi) benzerlikleri olan türkülerinin varlığı bilinen bir gerçektir. Yörelerin kendi kendilerine mal ettikleri fakat aslında kendilerinin olmayan türküleri de vardır. Halk müziği derlemeleri ve araştırmalarında bazı türkülerin hangi yöreye ait olduğunun kesin olarak tesbiti çoğu kez mümkün olmamaktadır. Bazı eserlerin daha geniş bir coğrafyada sevildiği ve daha ortak izler taşıdığı görülmektedir. Bu durum halk müziğine ayrı bir güzellik ve zenginlik katmaktadır.

Şanlıurfa Halk Müziği sahasında araştırılacak, incelenecek ve derlenecek birçok ürün bulunmaktadır. Konuyla ilgili kurum ve kuruluşlar ile araştırmacıların yapacağı yeni çalışmalar bu kültür mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılmasını ve yaşatılmasını sağlayacaktır.

B. URFA TARİHİNDE MUSİKİNİN İZLERİ
Şanlıurfa musiki tarihi hakkında köklü bir çalışma bugüne kadar yapılmamış olup, sadece birkaç kitapta, birkaç satır halinde Şanlıurfa müziğinden bahsedilmektedir. Gelecekte bu konu ile ilgili yapılacak bilimsel araştırmalar Şanlıurfa musiki tarihini biraz olsun aydınlatacaktır.

İnsanlık tarihi ile yaşıt olan musiki, günümüze gelinceye kadar, çeşitli değişikliklere uğramış ve gelişmeler kaydetmiştir. Yerleşim merkezi olarak 11.000 yıllık bir tarihe sahip olan Şanlıurfa, musiki tarihi yönünden de aynı tarihlere kadar uzanan bir seyir izlemektedir.

Åžanlıurfa’da musiki ile ilgili ilk bulgular milattan önceki dönemlere kadar uzanır. Åžanlıurfa’nın Hilvan ilçesi Kantara Köyü’nde yapılan “Nevalı Çori” kazılarında bulunan, M.Ö. 7000 tarihine ait (Neolitik ÇaÄŸ/Cilali TaÅŸ Devri) bir kap parçası üzerinde bir dans sahnesi görüntüsü tespit edilmiÅŸtir. Yine “TitriÅŸ” kazılarından elde edilen M.Ö. 3000 yıllarına ait (İlk Tunç Çağı) kireç taşından yapılmış, keman tipi stilize edilmiÅŸ bir insan figürü bulunmuÅŸtur. Bahsedilen buluntular Åžanlıurfa Müzesi’nde sergilenmektedir.

Åžanlıurfa musiki tarihinde söz edilecek en eski ÅŸahsiyetlerden biri 154-222 tarihleri arasında yaÅŸayan Bardaysan’dır. Bardaysan’ın ailesi Erbil’den Urfa’ya gelip yerleÅŸmiÅŸtir. Daysan Nehri (Sonraları ismi Karakoyun olan) kenarında doÄŸduÄŸundan Bardaysan (Daysan’ın oÄŸlu) lakabıyla ünlenmiÅŸtir. Putperest olup Bereket Tanrıçası Atargatis’e tapınan Bardaysan, ilk eÄŸitimini Suruç ile Halep arasındaki Menbic (Mabbog) ÅŸehrinde almış ve daha sonra Urfa’ya gelmiÅŸtir. Büyük bir din filozofu, büyük bir bir ÅŸair ve iyi bir sporcu da olan Bardaysan, okçulukta, niÅŸancılıkta ve binicilikte de hüneri ile tanınmıştır. MüziÄŸe de düşkün olup, dünyaya gelen oÄŸlunun adını “Ahenk” manasına gelen “Harmonius” koymuÅŸtur. (1)

Bardaysan, Kral VIII. Büyük Abgar ile aynı dönemde yaÅŸamıştır. Urfa’da onunla birlikte eÄŸitim almış ve saraya da sık sık misafir olmuÅŸtur.

Bardaysan, Süryânice yazdığı mersiyeleri aynı zamanda bestelemiÅŸ veya besteletmiÅŸtir. Onun zamanında kiliselerde ayin müziÄŸi yapılırdı. Bardaysan’ın dini ayin ile müziÄŸi birleÅŸtiren ilk fikir ve sanat adamı olduÄŸu söylenir. O dönemde Urfa’daki musikinin, yeni doÄŸmuÅŸ bulunan Hıristiyanlığı etkilediÄŸi anlaşılmaktadır.

Åžanlıurfa’nın Eyyûbiye Mahallesi’nde 1970 yılında bulunan, miladi 228 yılına ait bir mozaikte, Yunanlı efsanevi musikiÅŸinas Orpheus ve onun müziÄŸini dinleyen, kuÅŸ, arslan, geyik ve melekler tasvir edilmiÅŸtir.(2) Bu mozaik, üçüncü asırda Urfa’da musikinin geliÅŸmiÅŸ olduÄŸunu göstermektedir. Mozaik bugün kayıptır.

Türk Mûsikisi’nde adını, Urfa ÅŸehrinin eski adından almış “Rehâvî” denilen bir makam bulunmaktadır. Aslı Ruhâvî olmalıdır ki, Urfalı, Urfa’ya ait ve mensup demektir. Çok eski olan bu makam ve İbn-i Sînâ’da geçtiÄŸine göre I. asırdan yeni olamaz. Eskiden çok kullanılmıştır. Sonraları yerini tamamen Rast almıştır. İki türlü Rehâvî vardır. Birincisi basittir, Rast makamına benzeyen bir makamdır. Asıl Rehâvî ise Bayatî makamıyla Rast makamının birleÅŸiminden meydana gelen bir terkiptir. Türk müziÄŸinde 102 parça mevcuttur.(3) Rehâvî makamına Urfa halk müziÄŸinde bugün rastlanılmamaktadır.

Rehâvî makamının yanı sıra Arap musikisinde “Urfa Makamı” diye bilinen bir makam da bulunmaktadır. Bu makam, Urfa’da kullanılan “Urfa Divan Makamı”dır. Bugün birçok Arap ülkesinde kullanılmaktadır. Bu durum, Åžanlıurfa Halk MüziÄŸine özgü bir makamın Arap müziÄŸini etkilediÄŸini göstermektedir.

“Urfa-Mahur Makamı” ise Irakta kullanılan yeni bir Arap Mûsikisi mürekkep makamıdır.

Bunlardan baÅŸka bir de -mahalli tabirle- “Kılıçlı Makamı” denilen bir makam vardır. Bu makamda bir Urfa hoyrat çeÅŸidi bulunmaktadır.

İşte; Rehâvî, Urfa, Urfa-Mahur ve Kılıçlı makamlarının Urfa ile ilişkili olması, tarihte musikinin yöremizde ne kadar etkin olduğunu gösteren örneklerdir.

Åžanlıurfa’nın ilçesi Harran’da 1984 yılında yapılan kazılarda, 13. yüzyıla ait Eyyûbiler döneminden kalma kemikten yapılmış bir kaval bulunmuÅŸtur. Halen Harran kazı evinde muhafaza edilmektedir. Bugün de aynı yörede yapılan düğün törenlerinde kaval eÅŸliÄŸinde oyunlar oynandığı görülmektedir.

Åžeyhül-İslâm Mehmet Esad Efendi, “Atrab-ül Asar” isimli eserde, Åžanlıurfalı Åžair Yusuf Nâbi’nin (1642-1712) müzik alanında da üstad olduÄŸunu, güzel sesi ve “Seyyid Nuh” müstear adıyla ÅŸahâne eserler bestelediÄŸini belirtmektedir.

18. ve 19. yüzyıl, Osmanlı idaresindeki Urfa’da musikinin ve ÅŸiirin ileri düzeyde olduÄŸu dönemlerdir. “Kılıçlı Makamı”nın bu dönemde Åžanlıurfa’da doÄŸduÄŸu söylenmektedir. Kılıçlı Makamı’ndaki “Güle Kon Dikene Konma” adlı eser günümüzde de sevilerek icra edilmektedir. Günümüze kadar gelen anonim halk müziÄŸi eserlerinin birçoÄŸu bu dönemlerden kalmadır. Özellikle bu dönemlerde gazel biçiminde yazılmış ÅŸiirler zengin ezgilerle divan tarzında uzun havalar olarak okunmaya baÅŸlamıştır.

Musikiye tamamen birinci planda yer vermesiyle Mevlevilik, diÄŸer tarikatlerden daha fazla güzel sanatlara eÄŸilmiÅŸtir. 1725-1925 yılları arasında faaliyetini sürdüren Urfa Mevlevihânesi’nde icra edilen tasavvuf musikisinin Urfa halk müziÄŸine önemli etkileri olmuÅŸ ve bugünkü Halk müziÄŸinin temellerini oluÅŸturmuÅŸtur diyebiliriz. Tasavvuf musikisine ait repertuarın içinde okunan İlahi, Nefes ve kırık havalara Åžanlıurfa’da “çifte” deyimi kullanılmaktadır. Yine bu repertuarın içinde münacat, naat, mersiye, kaside, ve gazel gibi “tek” (solo) okunan eserlerde vardır.

Urfa’da müziÄŸin geliÅŸme sebeplerini ve seyrini araÅŸtırdığımızda bazı kaynak kiÅŸiler ise Osmanlı döneminde saraydan sürgün edilen birçok musikiÅŸinasın Urfa’ya gönderildiÄŸini, bu insanların yıllarca müzik birikimlerini yöre insanlarına aktardıklarını ifade etmiÅŸlerdir.

20. yüzyılın ilk başlarında savaşlardan dolayı musikinin duraklama dönemine girdiği görülmektedir. Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle birlikte yeniden gelişmeler görülmüştür.
TaÅŸplakların yaygın olduÄŸu dönemlerde müziÄŸi seven Urfalı tüccarlar, İstanbul’a gittiklerinde o günün en beÄŸenilen sanatçılarının taÅŸplaklarını getirmiÅŸler ve bu taÅŸplaklar Urfalı müzik icracıları tarafından dinlenilmiÅŸ ve öğrenilen eserler daha sonraları çeÅŸitli meclislerde (özellikle sıra gecelerinde) icra edilmiÅŸtir. Bir yandan da yörenin sanatçı ruhlu insanları yeni eserler meydana getirirek Urfa’da musiki kültürünün geliÅŸimine katkıda bulunmuÅŸlardır.

1926 yılında derleme çalışmaları yapmak üzere Dar’ül-Elhan (İstanbul Konservatuvarı)’dan Åžanlıurfa’ya gelen heyette bulunan Ekrem Besim Bey, daha sonra derlemelerle ilgili hazırlanan Dar’ül Elhan’ın “Anadolu Halk Åžarkıları Defteri”nin önsözünde Åžanlıurfalı musıkiÅŸinaslar ve icraları hakkında: “…..Åžunu ilave etmek isterim ki, Urfa’da dinlediÄŸimiz zevatın hemen cümlesi, müziÄŸe az çok vakıf insanlardı. Terennüm ettikleri parçaların hangi makamda olduÄŸunu ve seyrini bilerek okuyorlar. Urfalıların sesleri çok temiz ve tizdir. ilk iÅŸittiÄŸim vakit erkek sesinin bu kadar yüksek perdelere fennin vesaitinden istifade etmeksizin eriÅŸebileceÄŸine hayret ettim” (4) diye yazmaktan kendini alamamıştır.

1932’de Atatürk’ün isteÄŸi üzerine Türkiye’de kurulan “Halkevleri” bünyesinde Dil, Tarih, Edebiyat ve Folklor ÅŸubeleri oluÅŸturulmuÅŸtur. Urfa Halkevi’nde ise musiki faaliyetleri bu dönemde yoÄŸunlaÅŸmış ve kurumsallaÅŸmıştır. Halkevi’nde halkbilimi alanında geniÅŸ ölçüde derleme çalışmaları da yapılmıştır. Urfa Halkevi’nin yıllık bir yayın organı da olmuÅŸ ve 1951’e kadar çalışmaları sürdürülmüştür.

Daha sonra “Urfa Musiki Cemiyeti” kurulmuÅŸ ve uzun yıllar (1955-1975 arası) bu cemiyette eÄŸitim ve sanat faaliyetleri devam etmiÅŸtir.

1991 yılına gelindiÄŸinde, Kültür Bakanlığına baÄŸlı olarak kurulan “Åžanlıurfa Devlet Türk Halk MüziÄŸi Korosu” Åžanlıurfa’nın musiki hayatında yerini almıştır. Devlet Korosu, Türk Halk MüziÄŸinin yanısıra Åžanlıurfa Halk MüziÄŸine ait ezgileri de repertuarına alarak, bu eserleri üstün tekniklerle icra etmekte ve bu kültürü sanat konserleriyle geniÅŸ kitlelere yaymaktadır. Bu koronun faaliyetleriyle Åžanlıurfa Halk MüziÄŸinde yeni ufukların açıldığı görülmüştür.

1990 yılı Aralık ayında kurulan ÅžURKAV (Åžanlıurfa İli Kültür EÄŸitim Sanat ve AraÅŸtırma Vakfı) bünyesinde; Halk MüziÄŸi YetiÅŸkinler Korosu, Halk MüziÄŸi Çocuk Korosu, Tasavvuf MüziÄŸi Korosu ve Türk Sanat MüziÄŸi Korosu çalışmaları ile çeÅŸitli enstrüman kursları 11 yıldan beri etkin bir ÅŸekilde devam etmektedir. Vakıf’taki müzik eÄŸitimi çalışmalarına bu süre içerisinde 1000′in üzerinde genç katılmıştır.

1993 yılında Åžanlıurfa’da, Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü açılmış ve yetenekli gençler bu çatı altında müziÄŸin temel bilgilerini alarak daha bilinçli ve bilgili yetiÅŸmeye baÅŸlamıştır.

1996 yılında ise, Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Müzik Bölümü açılarak Åžanlıurfalı gençlere, müzikte akademik ve bilimsel çalışmalara katılma fırsatı doÄŸmuÅŸtur.
Halen geleneksel olarak bütün canlılığı ile yaÅŸayan Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi; görüldüğü gibi son yıllarda Åžanlıurfa’da kurulan bazı kurumların bünyesindeki faaliyetlerle yeni bir boyut kazanmıştır.

C. ÅžANLIURFA’DA HALK MÜZİĞİ DERLEME ÇALIÅžMALARI
Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi ile ilgili yapılan en önemli derleme çalışmalarını; 1926 yılında Dar’ül Elhan heyetinin, 1938 yılında Ankara Devlet Konservatuarının derleme ekibinde bulunan Muzaffer Sarısözen’in, Osman Özsoy (Bandocu Osman)’un, TRT’nin, 1976 yılında MİFAD’ın, Fatih YükselmiÅŸ, Fikret Otyam, Mehmet Özbek, Necati Aydınlı, Osman Güzelgöz, Abuzer Akbıyık, Salih Turhan, Kubilay DökmetaÅŸ ve S. Sabri KürkçüoÄŸlu ile 1991 yılından itibaren Åžanlıurfa DTHM Korosu’nun yaptığı çalışmalar olarak sayabiliriz.

Derleme çalışmaları kronolojik olarak şöyledir:

1) Dar’ül Elhan Heyeti’nin 1926 Yılında Yapmış OlduÄŸu Derleme Çalışması
Urfa türküleriyle ilgili ilk kapsamlı derleme çalışması Dar’ül Elhan Heyeti’nin (İstanbul Konservatuarı) Yusuf Ziya DemircioÄŸlu baÅŸkanlığında yaptığı çalışmadır.

Dar’ül Elhan (İstanbul Konservatuarı) heyeti; türkü, uzun hava ve oyun havaları derlemek üzere Anadolu’ya dört gezi yapmıştır. Yapılan dört derleme çalışmasında yurdun çeÅŸitli yörelerinden 850 kadar türkü notaya alınmış; bunların önemli bir kısmı plaÄŸa kaydedilmiÅŸtir. Bu plaklar sıhhatsiz arÅŸivleme ve imkansızlık yüzünden birkaç yıl içinde bozulmuÅŸtur. Bu gezilerde derlenen ezgiler “Anadolu Halk Åžarkıları” ismiyle 15 defter halinde 1927 yılında yayınlanmıştır.

Heyet, birinci araÅŸtırma gezisinde, 31 Temmuz 1926 tarihinde Åžanlıurfa’ya gelmiÅŸtir. Bu geziye Yusuf Ziya DemircioÄŸlu, Rauf Yekta, Dürri ve Ekrem Besim katılmışlardır. Birinci araÅŸtırma gezisi Urfa’nın yanısıra Adana, Gaziantep, NiÄŸde, Kayseri, Sivas illerini de kapsamıştır. Bu gezide 250 adet halk türküsü ve oyun havası derlenmiÅŸtir. Bu bölgede ilk seyahatte toplanan türkülerin notaları ve sözleri “Anadolu Halk Åžarkıları” 1., 2 ve 5. defter adı altında nota ve sözleriyle 1927 yılında Osmanlıca yayınlanmıştır.

Urfa türkülerinden 36 adedinin sözleri ve notaları ise Dar’ül Elhan Heyeti’nin derleme çalışmalarının yer aldığı Anadolu Halk Åžarkıları’nın 5., 6., 13. ve 15. defterlerinde yayınlanmıştır.

Osmanlıca basılmış 5. Defterin önsözünü yazan Ekrem Besim Bey’in Urfa türküleri ve okuyucuları hakkında güzel tespitleri vardır. Bu nedenle 5. defterin önsözünü Osmanlıcadan çevirerek aÅŸağıya aynen almayı uygun gördük.

“Konservatuarın Türk Halk Åžarkılarını toplamak için Anadolu’ya iki sene sıra ile çıkardığı iki heyetle, birincisinin semere-i mesaisini kısmen muhtevi olan bu risalede Türkiye’de ilk defa olarak ciddi ve fenni bir surette bu vadide çalışmaya baÅŸlayan heyetin seyahatinden bir nebze bahsetmek isterim.

Bu seyahatin, ne gibi düşüncelerin, müesseratın ve ihtiyacatın mahsülü olduğunu, evvelki defterlerde muhterem meslektaşlarım izah ettikleri cihetle o nukattan sarf-ı nazar edip, asıl seyahatten ve gezdiğimiz yerlerden toplanan halis Türk müziği nüveleri olan halk şarkılarından bahs etmeye gayret edeceğim.

Heyet, İstanbul’dan 31 Temmuz 1926 tarihinde hareket ederken, çizilmiÅŸ bir proÄŸram vardı ve kendisine kati bir istikamet tayin etmiÅŸ bulunuyordu. Herkesin kemal-i iÅŸtiyakla bahsettiÄŸi ve dinlediÄŸi vakit hususiyeti dolayısıyla büyük bir zevk aldığı meÅŸhur “Urfa AÄŸzı” tabir edilen üslûp hepimizi o ÅŸair memleketine celp etmiÅŸ idi, binaenaleyh seyahat müddetimizin mühim bir kısmı Urfa’da geçti.

Avrupalıların sitayiÅŸle yad ettikleri Türk misafirperverliÄŸinin en koyusunu Urfa’da bulursunuz. Heyetimiz orada çalıştığı müddetçe ne kadar hüsn-ü kabul gördüğünü, ne gibi samimi rabıtalar tesis ettiÄŸini unutmaz, bu husus; maksadımızı, hangi gayeye doÄŸru gittiÄŸimizi, velev ki, kabul olduÄŸu kadar veciz bir surette izah etsek, ÅŸimdiye kadar görülmemiÅŸ, iÅŸitilmemiÅŸ bir iÅŸ için, yani en doÄŸrusu kendi memleketlerinde ehemmiyet vermedikleri uzun havalar, oyun havalarını toplamak uÄŸrunda İstanbul’dan kalkıp diyar diyar gezmek anlaşılacak ÅŸey deÄŸildi. Fakat hiç de böyle olmadı. Urfa Valisi Fuat Beyefendi, Türk Ocağı Reisi bulunan eÅŸraftan Hacı Mustafa ReÅŸit Bey gibi münevver zevat derhal teÅŸebbüs ettiÄŸimiz iÅŸin ehemmiyetini idrak ettiler, asıl naÄŸmeleri bize verecek olanlar ise eski Urfa ÅŸarkılarının bir defa bu suretle tesbit ettikten sonra artık ziyaa uÄŸramayacağını anladılar ve memnunen, seve seve mesaimize iÅŸtirak ettiler, hepsine alenen teÅŸekkür etmeyi bir borç bilirim.

Anadolu’nun her tarafında olduÄŸu gibi halk teganniyatı o havalide de iki türlüdür. Uzun hava, kayabaşı tabir ettikleri usülsüz yani ritmsiz parçalarla muayyen ritm dahilinde terennüm edilen parçalar. Uzun havaları Urfa’da (divan) ve (hoyrat) olarak iki tip ÅŸeklinde tasnif edebiliriz. Åžunu ilave etmek isterim ki, Urfa’da dinlediÄŸimiz zevatın hemen cümlesi müziÄŸe az çok vakıf insanlardı. Terennüm ettikleri parçaların hangi makamdan olduÄŸunu ve o makamın seyrini bilerek okuyorlar. Keyfiyeti iki nokta-i nazardan tetkik edecek olur isek, herhalde baÅŸka baÅŸka neticeler elde ederiz. Filvaki, makamların dar çerçevesi içinde kalmayan, daha doÄŸrusu okuyt ÅŸurutu bilmedikleri için onlardan tamamiyle azâde olan halk musıkiÅŸinasları herhalde (halkçılık) nokta-i nazarından daha çok müraccahtırlar; çünkü onlar nasıl hissiyatını zincirlemiyor ise o hissiyatın dili olan musıkiyi de dört duvar arasına almıyorlar.

Diğer taraftan Urfalıların müzik ile kısmen iştigal etmiş olmaları velev ki bu muayyen bazı nukata münhasır kalmış olsun, o memleket ahalisinin tabii ve coğrafi vaziyetinin icabatındandır.

Uzun hava tiplerinde Divan herhalde diğeri olan hoyrattan daha çok musanna ve daha sanatkârane vücut bulmuş bir numunedir. Müzik nokta-i nazarından gazele çok müşabih olan divanın (Meyan) kısmına tecnis tabir ederler.

Güftesi, hoyratın güftesi, yerli şairlerin arasından alınır.

Hoyrat ise bütün halkın en ufak çocuktan en ihtiyar köylüye kadar herkesin terennüm ettiği havadır. mecmuamızda neşrettiğimiz kırık hava tabir ettikleri mevzun şarkıların adedi ise namütenahidir. Şurası şayanı hakikattir ki, 2/4, 6/8 ve 10/16 vezinlerin çokluğu yanında 9/8 vezini gibi mütebellir bir hususiyete malik olan ritm çok azdır.

Urfalıların sesleri çok temiz ve tizdir. ilk defa işittiğim vakit erkek sesinin bu kadar yüksek perdelere fennin vesaitinden istifade etmeksizin erişebileceğine hayret ettim.

Konservatuarımızın memlekete naçiz bir hizmet olarak ziya’dan vakiye ettiÄŸi halk türkülerini tespit ve neÅŸr uÄŸrundaki faaliyetine devam etmesini memnuniyetle karşılayan büyüklerimizden gördüğümüz teÅŸvike mukabil, minnettarlığımı burada arz etmeyi bir vecibe addederim.”
Ekrem BESİM

Mahmut Ragıp Gazimihal de, “Anadolu Türküleri ve Müzik İstikbâlimiz” adlı kitabında bu ilk derleme gezisine dair Yusuf Ziya DemircioÄŸlu’nun anlattıklarına yer vermiÅŸtir.

Ayrıca Yusuf Ziya DemircioÄŸlu “Anadolu Köylerinin Türküleri” (5) isimli kitapta 18 Åžanlıurfa türküsünün sözlerine yer vermiÅŸtir. bu türküler ÅŸunlardır: AÄŸlama yar aÄŸlama, Az kaldı bayram ola, Kalenin ardında üç aÄŸaç incir, Harman yeri sürseler, Gidin bulutlar gidin, Çaya indim çaÄŸlarım, Karanfil ekilende, Elinde altın terazi, Arabası mavi boya, Petekte üzüm kara, Giderem ben de ben de, OÄŸlan gider oduna, Giderem burdan artık, Evlerinin önü yoldur yolaktır, Hüvengin yollarında, Çelik pazarında ufacık taÅŸlar, Ben de gittim bir geyiÄŸin avına, Vara vara vardım bu kara taÅŸa.

2) Ankara Devlet Konservatuarı’nın 1938 Yılında Yapmış OlduÄŸu Derleme Çalışması
Urfa’da yapılan ikinci önemli derleme çalışması Ulvi Cemal Erkin baÅŸkanlığında Muzaffer Sarısözen’in de katılımıyla Ankara Devlet Konservaturı tarafından yapılan derleme çalışmasıdır.

1938 yılında Urfa’ya gelen heyet, Urfa’nın ileri gelen ustalarından; türkü, uzun hava ve oyun havaları kaydetmiÅŸler ve daha sonra bunların bir kısmını notaya alarak radyo arÅŸivine kazandırmışlardır. Bu derleme çalışmasında Mukim Tahir, Hacı Nuri Hafız (BaÅŸaran), Şükrü Hafız (Çadırcı), Bayan Saniye, Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik Mehey), Mehmet Bardakçı, Hakim Ercan, Bekir Kaynak, Karaköprülü İsmail, Nusret Ergun, Kadir Yılmaz, Hüseyin Simitçi, İsmail ÅžimÅŸek gibi Urfa’nın meÅŸhur okuyucularından derlemeler yapmışlardır.

Bu derlemenin ses kayıtları; Ankara Devlet Konservatuarında, TRT’de, Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini AraÅŸtırma Genel Müdürlüğü arÅŸiviyle Abuzer Akbıyık ve Sabri KürkçüoÄŸlu özel arÅŸivinde bulunmaktadır.

1938 yılında Åžanlıurfa’da yapılan derleme çalışmasında tespit edilen ve arÅŸivlerde bulunan banttaki türkü, uzun hava ve oyun havaları ÅŸunlardır:

Urfa hoyratı/Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik Mehey), Ebe kümeci/Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik Mehey), TaÅŸa vurdum/Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik Mehey), Urfalıyam ezelden, Tutam yar elinden tutam/Mehmet Bardakçı, DaÄŸlar başı kışladı, Güzel senin ne belalı başın var, Bugün bayram günüdür, Pınarın başında yatmış uyumuÅŸ, Kahveyi kaynatırlar/Mehmet Bardakçı, Lokman kimin (Uzun hava)/Mehmet Bardakçı, Dön beri yüzün göreyim/Mehmet Bardakçı, Mersiye, Yara sızlar (UH)/Mahmut Küçüksüslü, Kolumu salladım/Mehmet, Kavalla oyun havası/Kavalcı Ramazan, Kavalla oyun havası/İsmail ÅžimÅŸek, Gelemem ben/Mehmet SaÄŸlamkol, BaÄŸlama ile oyun havası/Hakim Ercan, Ben sıhmamı al isterem/Hafız Nuri BaÅŸaran, AÄŸam etme bu nazı, Urfa’nın bedenleri, Tavus kuÅŸu/Mehmet SaÄŸlamkol, İndim kuyun dibine, Pencereden kar geliyor (UH), Çadır kurdum düzlere, Divan hoyratı/Hafız Nuri BaÅŸaran, BaÄŸlama ile oyun havası/Hakim Ercan, Yine doÄŸdu güneÅŸler (Hoyrat)/Hafız Nuri BaÅŸaran, BaÄŸlama ile oyun havası/Hakim Ercan, Giderem burdan artık/Topluluk, Tamburam rebap oldu/Topluluk, Kavalla karayılan oyun havası/Kavalcı Ramazan, Anadolu oyun havası, Urfa mahpushanası/Balo Atar, BaÄŸlama ile oyun havası, Hasan Dağı oyun havası/Siverekli Mehmet Çelik, Delali Mihrican oyun havası, Deloyloy oyun havası/Siverekli Mehmet, Evlerinde var badiya/Bekir Kaynak, Gülizar oyun havası, Çarşıda niÅŸe/Tahir Oturan (Mukim Tahir), Bu baÄŸ bizim olaydı/Bekir Kaynak, Bu pınar eÅŸme pınar/Tahir Oturan (Mukim Tahir), Atımı baÄŸladım/Bayan Saniye, Anama söyleyin damda yatmasın (Ağıt), Senin yazın kışa benzer/Karaköprülü İsmail, Mahpushâne, Saray yolu/Nusret Ergun, Kışla ÅŸarkısı/Nusret Ergun, Yüce daÄŸ başında/Fehmi Torkan, Abdo’nun mezarını (UH)/Tahir Oturan (Mukim Tahir), Küstürdün barışamam/Şükrü Çadırcı, Ayrıldım özlerinden (UH), Bu derenin armudu/Kadir Yılmaz, Havayi deli gönül (UH) Tahir Oturan (Mukim Tahir), Bülbüller düğün eyler/ Şükrü Çadırcı, Seherde girdim baÄŸa/Şükrü Çadırcı, Gül iken açıldım soldum/B.Gürses, Derdi bile (UH) Kadir Yılmaz, Karalar giymiÅŸim (UH) Kadir Yılmaz, Hamra çarÅŸaf başında, KekliÄŸimi doyurdular/Nusret Ergun, BaÄŸlama ile oyun havası/Hüseyin Simitçi,

3) Osman ÖZSOY’un (Bandocu Osman) Yaptığı Derlemeler
1940-1950 yılları arasında Urfa’da bando takımını kurup yürüten Osman Özsoy Urfa Halkevi’nde musiki faaliyetlerinde bulunmuÅŸtur. Bu hizmetleri sırasında birçok kiÅŸiye nota ve solfej öğretmiÅŸtir. Bu yıllarda Urfa türküleri ve oyun havalarını da derlemiÅŸtir. Derlediklerini “Urfalı MusikiÅŸinaÅŸlar ve Halk Türküleri” adlı bir defterde toplamıştır. Bu defter Abuzer Akbıyık’ın arÅŸivinde bulunmaktadır.

4) Fikret OTYAM’ın Yaptığı Derlemeler
1953 yılında Dünya Gazetesi’nde çalışırken ilk kez bir röportaj için geldiÄŸi Urfa’ya sevdalanan Fikret Otyam 48 yıl boyunca Urfa’ya yılda birkaçkez gelip gitmiÅŸtir. Bu gezilerinin bazılarında Urfa Türkülerinden derlemeler yapıp bantlara kaydetmiÅŸtir. Bu bantları 1994 yılında ÅžURKAV arÅŸivine vermiÅŸtir. Bantlar üzerinde çalışılmaktadır.

Yıllar önce bir yazısında “DoÄŸduÄŸum Aksarayı çok seviyorum ama anam, keÅŸke Urfa’da doÄŸursaydı beni, sorulduÄŸunda ben de URFALIYAM diyebilseydim” diye yazan Fikret Otyam 1960 yılının Mayıs ayında Urfa’ya yaptığı bir seyahatindeki izlenimlerini “Gide Gide 3/ Harran Hoyrat Mayın” isimli kitabında ise şöyle anlatıyor:

“AkÅŸamdı… Urfa Palas Oteli önündeydim. Akıl almaz, dinlemesi doyulmaz, bir ses, beni olduÄŸum yere çaktı. Bütün Urfa inliyor desem inanın yalan deÄŸil gerçek… Kahvede kürsülere oturmuÅŸ Urfalılar ‘huÅŸu’ içindeydiler.. İşte dedim, İlhan’a duyurmak istediÄŸim hoyrat bu.. Dinledim biraz daha.. KoÅŸarak dar sokaklara daldım. Dar sokakların birisinde bir ev vardır. Kapısında ‘Urfa Musiki Cemiyeti’ yazar.. Kapıyı yumruklamaya baÅŸladım, halk oyuncusu canım insan İsa Barak açtı kapıyı ‘HoÅŸ gelmiÅŸsen Baboo ‘ dedi, ‘yorulmışsandır. ‘
- Aman İsa , bir yerde bir hoyrat okuyorlar bizim İlhan (İlhan Başgöz) dinlese deli olur.
Şaşırdı.
Baktım iç odadan bir türkü gelir. Kulak kesildim. Usulca girdim içeri. Yirmi kadar vardılar. Bizim uzun İlhan, TK 30 Grundig’i kurmuÅŸ, ses kaydediyor. Dışarıdan duyduÄŸum türkü buradan yayılıyordu. Hem kayıt yapıyorlar, hem de dışarıdaki hoparlöre veriyorlardı türküyü..”

Fikret Otyam bir sonraki seyahatinde ise şöyle anlatıyor Urfalıyı ve Urfa müziğini:

“Urfa Musiki cemiyeti yöneticilerine haber ulaÅŸtırdık.. Dileklerimizi duyurduk.. DerneÄŸin üyeleri halis Urfa çocukları, insanları. ÇoÄŸu esnaf .. İş güç sahibi.. Garip dostu kiÅŸiler.. Tenekeci Mahmut Güzelgöz, Sazcı Aziz Çekirge, Åžoför Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik), yüz yaşında Hafız İsmail Baba, Mustafa Çölkesen, öğrenci Yavuz Tapucu, Kemal Geçgil, Mehmet Åžengül, İsa Barak, İbrahim AÄŸan unutulur insanlar deÄŸil. Mahmut Güzelgöz dükkânını kapatıp geldi.. Asırlık Urfa türkülerini bilen bu mert insan, garip dostu, yiÄŸit sesli.. Kazancını, üç günlük kazancını düşünmedi.. Åžoför Mehmet Kurrik, yüklü kamyonu kirkoya vurup uzattı dost elini.. İsa Barak, hele İsa Barak üç gün üç gece gözlerimize baktı, nasıl yararlı olabilirim diye.. Urfa’yı sevdiÄŸimi biliyorlardı, Urfalıları sevdiÄŸimi biliyorlardı, yüreklerini açtılar.. Unutulmaz..”

Åžanlıurfalılar adına, Sayın Otyam’a teÅŸekkür edilmek istenmiÅŸ ve 2001 yılının 11 Nisan günü onun adını taşıyan Harran kütüphânesi kendisinin de katılımı ile Vali Muzaffer Dilek tarafından hizmete açılmıştır.

5) Fatih YÜKSELMİŞ Tarafından Yayınlanan “Urfa Halk Türküleri ” Kitabı
Fatih YükselmiÅŸ, derlediÄŸi Urfa türküleri ve hoyratlarının sözlerini 1963 yılında “Urfa Halk Türküleri” ismiyle küçük boyutta bir kitap olarak İstanbul’da Çelikcilt Matbaası’nda basılarak yayınlanmıştır.

6) MİFAD Tarafından 1976 Yılında Yapılan Derleme Çalışması
Urfa’da yapılan önemli bir derleme çalışması da MİFAD (Kültür Bakanlığı Milli Folklor AraÅŸtırma Dairesi) tarafından yapılmıştır. Bugünkü adı HAGEM (Halk Kültürlerini AraÅŸtırma Genel Müdürlüğü)’dir

Bu çalışmada YaÅŸar Doruk baÅŸkanlığındaki heyet, Åžanlıurfa’ya gelerek meÅŸhur okuyucu ve kaynak kiÅŸi Tenekeci Mahmut, Bakır Yurtsever, Abdullah Balak ve Ahmet Alaybeyi’nden 350 civarında türkü ve oyun havası derlemiÅŸlerdir. Daha sonra derledikleri bu türkü ve oyun havalarından 39 adedi notalarıya birlikte “Åžanlıurfa’dan Derlenen Türküler ve Oyun Havaları” adlı kitapta, 1977 yılında Milli Folklor AraÅŸtırma Dairesi tarafından yayınlanmıştır.

7) Mehmet ÖZBEK’in Yaptığı Derleme Çalışmaları
Åžanlıurfalı THM Sanatçısı Mehmet Özbek, Urfa’da bulunduÄŸu (1960′lı yıllarda) talebelik yıllarında meÅŸhur ustaların meclislerinde bulunmuÅŸ ve birçok türkü derlemiÅŸtir. Daha sonra İstanbul Radyosu’nda ve TRT Müzik Dairesi’nde görev yaptığı yıllarda bunları deÄŸerlendirerek radyo repertuvarına kazandırmıştır. Ayrıca 1975 yılında yayınladığı “Folklor ve Türkülerimiz” adlı kitabında 50 adet Urfa türküsünün sözlerine yer vermiÅŸtir.

8) Osman GÜZELGÖZ’ün 1981 Yılında Yaptığı Derleme Çalışması
1981 yılında Osman Güzelgöz, babası ünlü okuyucu ve kaynak kiÅŸi Tenekeci Mahmut Güzelgöz’den 8 kaset türkü ve uzun hava derlemiÅŸtir. Bu derleme çalışmasında A.Cihat KürkçüoÄŸlu ve Bakır KaradaÄŸlı da sazlarıyla Tenekeci Mahmut Güzelgöz’e eÅŸlik etmiÅŸlerdir.
9) Abuzer AKBIYIK ve S. Sabri KÜRKÇÜOÄžLU’nun Yaptıkları Derleme Çalışmaları
Abuzer Akbıyık ve S.Sabri KürkçüoÄŸlu, 1975 yılından itibaren Åžanlıurfa türküleri, uzun havaları ve oyun havalarıyla ilgili mahalli kasetleri arÅŸivlemiÅŸler ve 1980 yılından itibaren de Åžanlıurfa’nın kaynak kiÅŸileri, bestekârları ve okuyucularıyla yüzyüze görüşerek birçok ezgi derlemiÅŸlerdir.

Tenekeci Mahmut Güzelgöz, Yusuf KuşçuoÄŸlu, Şükrü Hafız (Çadırcı), Mahmut AÄŸe (Yetkin), DeÄŸirmenci Kadir, Bekçi Bakır (Yurtsever), Ahmet Alaybeyi, Abdullah Balak, Şükrü Algın, Mehmet Ataç, Mustafa Åžahin, Mehmet SaÄŸlamkol (Kurrik Mehey), Ahmet Cankat, DoÄŸan GüllüoÄŸlu, Mustafa DiÅŸli, Kazancı Bedih (Yoluk), Karaköprülü İsmail, Åžemsi Parmaksız, Mustafa SavaÅŸ, Fırıncı Mehmet GözoÄŸlu, Halil BinbaşıoÄŸlu, Nenê Mehey, Hellan Bakır (KeçeloÄŸlu), Halil Damdam, Mehmet DelioÄŸlu, Fevzi AtlıoÄŸlu, Bedir ÇaÄŸlayan, Saime KazazoÄŸlu, Cihat KürkçüoÄŸlu, Osman DoÄŸan, Cülha Hafız, Halil Yıldırım, Bedirhan Kırmızı, Osman Bengisu, Saatçı Yusuf Hafız, Mehmet Nacak, Sait Küçük, Ziya KüçükoÄŸlu, Abdülkadir Algın, Arif Çelik gibi Urfalı kaynak kiÅŸi, okuyucu ve bestekârla yüzyüze görüşmeler yapılmış ve bu derleme çalışmaları banta kaydedilmiÅŸtir. Özel arÅŸivlerinde bulunan bu bantlarda yer alan bazı ezgiler, TRT arÅŸivine kazandırılmıştır. TRT arÅŸivlerinde yer almayan bazı türkü ve oyun havalarını arÅŸive kazandırmak için çalışmaları devam etmektedir. 1996 yılından itibaren Abuzer Akbıyık ve S. Sabri KürkçüoÄŸlu’nun bu çalışmalarına Osman Güzelgöz, Salih Turhan ve Kubilay DökmetaÅŸ da iÅŸtirak etmiÅŸlerdir.

10) Necati AYDINLI Tarafından 1997 Yılında Yayınlanan ÖYKÜLERİYLE ŞANLIURFA TÜRKÜLERİ Kitabı
Åžanlıurfa Devlet THM Korosu’nda 1990 yılından itibaren 5 yıl misafir sanatçı olarak çalışan baÄŸlama sanatçısı Necati Aydınlı’nın Åžanlıurfa türküleri çalışması bir diÄŸer derlemedir. 1997 yılında Åžanlıurfa’da Özdal Matbaacılık’ta “Öyküleriyle Åžanlıurfa Türküleri” ismiyle kitap olarak basılarak yayınlanmıştır. Kitapta 190 türkü notasıyla yer almaktadır.

11) 1999 Yılında Yayınlanan ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİ Kitabı
Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi ile ilgili son dönemde yapılan en önemli derleme ve yayın çalışması Abuzer AKBIYIK, Salih TURHAN, Sabri KÜRKÇÜOÄžLU, Osman GÜZELGÖZ, ve Kubilay DÖKMETAÅž tarafından hazırlanan ve Ekim 1999′da Åžanlıurfa ValiliÄŸi’nce yayınlanan “ÅžANLIURFA HALK MÜZİĞİ” kitabıdır.

Şanlıurfalıların ve aynı zamanda kültür- sanat dünyasının istifadesine sunulan bu eser; 16*24 cm ebadında, 664 sayfa ve dört bölümden oluşmakta. I. Bölümünde 311 sözlü kırık hava (türkü); II. Bölümünde 14 adet oyun havası ve gezinti; III. Bölümünde 46 adet hoyrat, maya, ağıt, ve diğer uzun hava tarzı eserler; IV. Bölümünde ise 28 adet gazel, divan gibi klasik eserler bulunmakta ve kitapta toplam 399 eser notasıyla yer almaktadır. Ayrıca kitapta sözlük, konu ile ilgili kaynakça, 103 biyografi ve 156 fotoğraftan oluşan sanatçılar albümü bulunmaktadır.

Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi’ne büyük katkı saÄŸlayacak olan ve “Osmanlı Devleti’nin KuruluÅŸunun 700. Yıl Dönümü”nde yayınlanan bu kapsamlı çalışma, müzisyenlerin, araÅŸtırmacıların, öğrencilerin ve diÄŸer ilgililerin ellerinin altında bulundurabileceÄŸi önemli bir baÅŸvuru kitabı olacak durumda.

12) TRT Repertuarında Bulunan Şanlıurfa Türkülerini Derleme Çalışmaları
Åžanlıurfa türküleriyle ilgili olarak 1960 yılından bu yana gerek TRT adına gerekse kiÅŸisel derleme yapıp TRT repertuarına kazandıran isimler ise ÅŸunlardır. da Emin Tugay, Ahmet Yamacı, Abdullah Balak, İzzet AltınmeÅŸe, Nida Tüfekçi, Muzaffer Sarısözen, Ahmet Bayram, Bakır KaradaÄŸlı, Kubilay DökmetaÅŸ, Salih Turhan, Bedir ÇaÄŸlayan, Mustafa Canan, Bedirhan Kırmızı, Yücel PaÅŸmakçı, Yavuz Tapucu, Ramazan Åženses, Nihat Mercanlı, Selahattin Erorhan, Bünyamin Aksungur, Cemil Cankat, Mehmet Özbek, Selahattin Alpay, Bakır Yurtsever, Abdülkadir Algın, Osman Güzelgöz, Melih Duygulu, Süleyman Yıldız, Adnan Ataman’ı sayabiliriz.

13) Kültür Bakanlığı Åžanlıurfa Türk Halk MüziÄŸi Korosu’nun Derlemeleri
Devlet Türk Halk Müziği Korosu 1991 yılında Kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. 10 yıllık çalışmaları içerisinde çok sayıda yöre ezgisi korodaki sanatçılar tarafından derlenerek notaya alınmış ve çeşitli dönemlerdeki konserlerde bu eserler icra edilmiştir.

D. KAYNAK KİŞİ VE DERLEYİCİLERİN BELİRLENMESİ
Türkülerin (sözlü kırık hava ve uzun havaların), oyun havalarının kaynak kiÅŸisinin ve derleyicisinin tespiti her zaman kolay olmamaktadır. BilindiÄŸi gibi halk ezgilerimiz genel olarak “Anonim”dir. Anonim Åžanlıurfa türküleri ve oyun havaları 1926 yılından baÅŸlanarak İstanbul Konservatuarı, TRT ve Kültür Bakanlığı gibi kuruluÅŸlar tarafından birçok defa derlenmiÅŸtir. Bu derleme çalışmalarında aynı türkü, deÄŸiÅŸik zamanlarda, deÄŸiÅŸik kaynak kiÅŸilerden derlenerek kayıtlara geçirilmiÅŸtir.

Yine, bazen ticari amaçla, bazen de tespit amacıyla bu konuyla ilgilenen kişiler özel derlemeler yapmışlar, bunları plaklara, kasetlere ve kitaplara kaydetmişlerdir.
Durum böyle olunca bir anonim türkü, yıllar itibariyle birçok kaynak kişiden, değişik zamanlarda derlenmiştir. Hal böyle iken, bir türküyü plağa veya kasete okuyan bir sanatçı, kaynak kişi veya derleyici olarak ya kendisini veya daha önceki çalışmalarda hiç ismi geçmeyen birini yazmıştır.

İşte bu karmaşık durumda, bir türkünün esas kaynak kişisini ve derleyicisini bulmak yıllar yılı çalışmayı gerektirmektedir. Bu konudaki belirsizlik halen devam etmektedir. Bugün için bir türkünün TRT, Kültür Bakanlığı, İstanbul Konservatuarı derleme arşivi ile MESAM veya başka bir kuruluşta değişik kişi adına kayıtlı olduğunu görmekteyiz.

E. TÜRKÜLERDE ANONİM VE BESTE KAVRAMI
Türkü denince genellikle, anonim olanlar, yani sahibi belli olmayan, halkın ortak malı olan, sözlerinde ve müziğinde yörenin folklorik özellikleri bulunan, kaynağından çıktıktan sonra halkın yıllarca benimseyerek söylediği, zaman, içerisinde bazı değişikliklere uğrayan ezgiler akla gelir.

Önceleri kişinin yaratısı olarak meydana çıkan türküler, bir süre sonra toplumun malı olur. Türkü çıktığında, bestekârına ait iken, duygu ve düşünce yönünden halkı ilgilendirirse, halk tarafından sevilir ve benimsenir; o zaman ağızdan ağıza dolaşmaya başlar ve zaman içinde bestekâr unutulur. Türküde kişilik izleri varsa silinir, daha da güzelleşir, yani yeniden az ya da çok işlenerek değişikliğe uğrar. Böylece türkü halkın malı (Anonim) olarak yaşamaya devam eder.

Ancak günümüzde iletişim ve kayıt cihazlarının gelişmesi ve türkünün telif yönünden bir değerinin ortaya çıkmasıyla artık türküyü yakan veya besteleyen kişi ezgiye damgasını vurmakta, notere ve çeşitli kurumlara başvurarak bestelediği eseri kendi adına kaydettirmektedir.

Söz ve müziÄŸi belli kiÅŸilere ait olan Urfa türkülerinin çoÄŸu, anonim türküler kadar güzel olup, halk tarafından benimsenmekte ve yörenin birçok folklorik motiflerini taşımaktadır. “Dolana ay dolana”, “Urfalıyam ezelden (AÄŸam çiÄŸköfte oldu)” gibi türkülere gerek Åžanlıurfa’dan gerekse diÄŸer yörelerden yüzlerce örnek verebiliriz. Türküler konusunu iÅŸlerken bu gerçeÄŸi göz ardı etmemiz mümkün deÄŸildir.

Bazen Aynı türküyü ve ezgiyi, yine aynı yörenin mahalli sanatçıları küçük ezgi değişikliği ile farklı farklı çalıp okurlar. Bunlardan biri doğru, diğerleri yanlış değildir. Yapılanlar müzik kuralları içindeyse hepsi de doğru ve güzeldir. Aksi takdirde doğru kime göre ve neye göre olacaktır?

Türkü yakma yeteneğine sahip sesi güzel bir Urfalı, muhakkak surette halk şiiri ve müziği ilede ilgilenir. Ezberinde birçok şairin değişik şiirleri bulunur. Bu değerlerle özel yeteneğini birleştiren Urfalı yaşadığı olay ve duygu sonucunda türkü yakmakta (bestelemekte) hiç de zorluk çekmez. Yarattığı yeni türkü yöresel motifler taşıyorsa zamanla yayılıp halka mal olmakta gecikmez. Türküdeki kişilik izleri kaybolup eser halka malolunca yakılan türkü anonim halk müziği şekline dönüşür. Urfalı için türküler belli kişilere ait birer olgu değil, tamamiyle toplumun malı olan çok kıymetli değerlerdir.

Urfalı şunu çok iyi bilmektedir ki yaktığı türküsünü topluma mal edebildiği nisbette sevdirebilecek, yaşatabilecek ve bunun gerçekleştiği oranda da mutlu olacaktır.

Müzik meclislerinde bulunup ta kendisinde türkü söyleme yeteneÄŸi olan bir Urfalının, o an içinde bulunduÄŸu ruh haliyle, herhangi bir makam geçilirken aynı makamda (irticalen) yeni bir türküyü dile getirdiÄŸi görülmüştür. “Çay içinde adalar” türküsü bunun en güzel örneÄŸini teÅŸkil etmektedir.

F. ŞANLIURFA TÜRKÜLERİNDE TEMA
Müzik, Şanlıurfalının hayatının önemli bir bölümünde yeraldığından kafası, ruhu, gönlü, sürekli müzik aşkı ile doludur.

Şanlıurfalı ifade edemediği bütün duygularını, coşkusunu, sevincini, kederini, yasını türkülere dökebilmiş ve bir noktada kendi kendini türkülerle ifade etmiştir.
AÄŸlama yar aÄŸlama (Anam)
Mavi yazma baÄŸlama
Giderem tez gelirem (Anam)
Ele gönül bağlama

Eyledir yar eyledir
Gerdan altı yayladır
Almış yari dizine
Hem öper hem söyletir

Çoğu zaman aşkın en doruk noktasında sevgiliye yakılan bir uzun hava ile kabahatini dahi kabullenir:
Küsme dilber barışalım
Her kabahat bendedir
Her kabahat bende ise
Ela gözler sendedir

Sevilen bir yiğidin öldürülmesi üzerine de en yanık türküleri Şanlıurfalının ağzından duyabilirsiniz.
Mezarım üstüne gülü ektiler
Yeni gelin kimin kefen diktiler
Bütün ahbaplarım boyun büktüler
Nen eyle Zekim nen eyle
Cenazem geçiyor sen şivan eyle

Tüm bunların yanı sıra Şanlıurfa türküleri genellikle gurbet, ayrılık ve hasret üzerinedir:
Çadır kurdum gurbet elin düzüne
Hasret kaldım ana baba yüzüne
Baş koymadım nazlı yarin dizine

Kardaş kâh gidelim sılaya doğru
KardaÅŸ kâh gidelim Urfa’ya doÄŸru
……….
Urfa’nın çayları çaÄŸlayıp akmaz
Garibem üzüme kimseler bakmaz
Beklerim postayı mektubum çıkmaz
Diyarı gurbette ağlar gezerim

Şanlıurfalının mayası kâhramanlıkla yoğrulmuştur. Özgürlük ve vatan sevgisi için hiç bir fedakârlıktan kaçınmayan, bağrı yanık Anadolu insanına tipik bir örnek teşkil eder. Şanlıurfa türkülerinde kahramanlık örneklerini de her zaman görebiliriz:
Kolumu salladım toplar oynadı
Karadaş içinde asker kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı

Dı yeri yeri kumandanlar yerı
Askerlerin gidiyor dönmüyor geri
………
Åžanlıurfalı, türküsüne bazen bir tarihi olayı yüklemiÅŸtir. Yukarıda örneÄŸi verilen türkü Urfa’nın 1920 yılındaki düşman iÅŸgalinden kurtuluÅŸunu iÅŸlerken, aÅŸağıda örneÄŸi verilen türkü ile de Erzurum 93 (1878) Osmanlı-Rus savaşından izler yansıtmaktadır:
Ordumuz gitti MuÅŸ’a dayandı
Daşı toprağı kana boyandı
Bitlis’i gördüm yüreÄŸim yandı

AÄŸlama aney belki gelirem
Ölüm olmazsa seni görürem
(Rûz-ı mahşerde seni görürem)
…………

Şanlıurfa türkülerini oluşturan halk şiiri de çok zengin özellikler taşımaktadır. Zengin bir kafiye örgüsü, türküye uygun (söyleyiş kolaylığı sağlayan) redif uyumu, duygu bütünlüğü ile anlatım zenginliğinden kaynaklanan söz güzelliği ve ezgilerdeki sanat unsuru, işleniş biçimi, motifleri gibi nitelikler Şanlıurfa türkülerinin sevilip beğenilmesindeki önemli temel unsurlardandır.

G. ŞANLIURFA TÜRKÜLERİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ
Şanlıurfa, Türk Halk Müziği repertuarı açısından karakteristik bir müzik yapısına sahip illerimizden biridir. Şanlıurfa yöresi türkülerinin, diğer yörelerin türkülerinden farklı bir yapısı ve icra üslubu vardır.

Türkülerin icrasında sesler; gür, parlak ve geniştir. Türkülerin duygulu ve yanık oluşu ile hançere süslemeleri ayrı özellik arzeder. Ezgiler 3 ile 12 ses arasında seyreder.

Şanlıurfa türkülerinin ezgi yapıları monoton olmayıp çok inişli çıkışlı zengin ezgi motiflidir. Usul ve ritm yapısı da hayli zengindir. Gırtlak nağmeleri bir hayli fazla olduğu için, bazı istisna ve uzun havalar hariç; düz ve uzun seslerden çok, dinamik ve küçük değere haiz sesler tercih edilmiştir.

Şanlıurfa türküleri arasında hem ağır tempolu, hem de hareketli ve oynak türküler bulunmaktadır.

Şanlıurfa Halk Müziği ezgilerinde 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10 ve 12 zamanlı ölçüler kullanılmıştır.

H. ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİNİN İCRA ORTAMI VE BİÇİMİ
Åžanlıurfalının yaÅŸamının her döneminde müzik mevcuttur. Düğünde, kına ve asbap gecelerinde, bayramda, daÄŸ yatılarında, sıra gecelerinde, arkadaÅŸ toplantılarında müzik icrası vardır. Bazı esnafın kendine özgü bir hoyrat söyleyiÅŸ (Bahçeci, taşçı ve kalaycı gibi) tarzı olması, yedisinden yetmiÅŸine kadar hemen hemen her Åžanlıurfa’lının müzik toplantılarına katılarak türkü, ÅŸarkı, gazel ve hoyrat söyleyebilmesi Åžanlıurfa’da müziÄŸin ne derece yaygın olduÄŸunu bizlere göstermektedir.

Gelin olacak kızın evinde yapılan ve “Kına Gecesi” adı verilen kadın eÄŸlencelerinde, kadınlar çeÅŸitli türküler ve maniler okuyarak geceyi ÅŸenlendirirler. Erkeklerde ise, yazın “baÄŸ-bahçe” ve “daÄŸ yatıları”nda; kışın ise arkadaÅŸ gruplarıyla yapılan “Sıra Geceleri”nde; düğünden bir gece önce damat için yapılan “asbap geceleri”nde makam geleneÄŸine göre türküler ve hoyratlar okumak bir gelenektir.

Åžanılurfa’da yapılan eÄŸlence, düğün, kına ve asbap gecelerine belirli gruplar katılıp buralarda müzik icra ederler. EÄŸlence meclislerinde ÅŸarkı, türkü, hoyrat ve gazel okunur. ÇeÅŸitli meclislerde müzik icra eden bu guruplara Åžanlıurfa’da “Takım” adı verilir. Her takım kendi ustasının veya kurucusunun adı ile söylenir. Mesela Mukim Tahir’in, Kel Hamza’nın, Tenekeci Mahmud’un takımları gibi. Mevlüt gruplarında ise Hacı Nuri Hafız’ın, Tenekeci Mahmud’un, Halil Hafız’ın, Şıh İbrahim’in, Boze’nin oÄŸlu Ahmed’in, Kazancı Bedih’in ve Köynekçi Yehye’nın takımları gibi.

Åžanlıurfa’da eskiden gelini yaya veya atla müzik grubu eÅŸliÄŸinde getirirlerdi; bu getirme esnasında her sokak başında bir fasıl yapılır, ünlü hoyrat okuyucuları köşebaÅŸlarında birer hoyrat okuyarak düğün alayını ÅŸenlendirirlerdi. Yine avlulu evlerde yapılan mahalli düğünlerde “Dörtlü Degenek Oyunu”nun bir bölümünde oyuncular oyunu durdurur ve en güzel hoyrat okuyanın başına mendili koyar bu hoyratçı zurna eÅŸliÄŸinde en yanık hoyratını okur ve o esnada evin damından erkek düğününü seyreden kadınlar da zılğıt çalarak karşılık verirler. Böylece düğün daha ÅŸenlenir, oyuncular daha bir coÅŸkuyla oyunlarını bitirirler.

Türkü okuma merakı, el sanatları ile uğraşan zanaatkarlar arasında da çok yaygındır. Culhacı (dokumacı), debbağ (derici), keçeci, tenekeci, kazancı, kazzaz gibi meslekleri icra edenler hem çalışır hem de türküleri mırıldanırlar. Simitçi bile kafasındaki simit tezgâhı ile dolaşırken hem türküsünü söyler hem de simidini satar. Bahçeci, bahçesini çapalarken bir yanık türkü ve hoyrat söylemeden edemez. Kalıpçısı, demircisi, hasılı birçok meslek erbabında çalışırken türkü ve hoyrat söyleme alışkanlığı vardır. Kadınlar beşikteki çocuklarını uyutmak için söyledikleri ninnilerin yanında bazen yanık türküler de okurlar.
Åžanlıurfa’da, İstanbul ve Anadolu Tasavvuf Musikisinden çok farklı nitelikleri olan bir “Dini Musıki GeleneÄŸi”de mevcuttur. Bu repertuarın içinde okunan İlahi, Nefes ve kırık havalara Åžanlıurfa’da “çifte” deyimi kullanılmaktadır. Yine bu repertuarın içinde münacat, naat, mersiye, kaside ve gazel gibi “tek” (solo) okunan eserlerde vardır.

Birçok yöremizde olduÄŸu gibi Åžanlıurfa’da da sünnet ve evlenme törenlerinde veya ölüm nedeniyle mevlüt okutmak bir gelenektir. Genellikle yatsı namazından sonra tertiplenen mevlüt ve zikir gibi dini törenlere katılan tasavvuf meclislerinde, memleketin güzel sesli hafızları ve makamÅŸinasları tef (bendir) eÅŸliÄŸinde okudukları dini menkıbe ve methiyeler arasında “çifte” denen ilâhilerin yanısıra gazeller ve hoyratlar da okurlar.

Bilhassa genç ölümlerinde yapılan “Åživan”larda, kadınlar ölen kiÅŸiye methiyeler dizerek ağıtlar yakarak aÄŸlar ve duygulu sözler ile orada bulunanları da aÄŸlatır.

I. MAKAM GELENEĞİ VE MAHALLİ İCRAYA GÖRE MAKAM SEYRİ
Åžanlıurfa türkülerinin sanat kurallarına baÄŸlı olduÄŸu görülmektedir. Türk Musıkisi’nde kullanılan birçok makam Åžanlıurfa türkülerinde kullanılmıştır.

Åžanlıurfa’da müzik yaÅŸantısı günübirlik ve geçici deÄŸil, aksine geçmiÅŸin kesin çizgilerini taşıyan kalıcı, ustalık (sanatkârlık) isteyen bir yapıya sahiptir. Bu yapının temel taşı ise “Makam GeleneÄŸi”dir. Yani sistemli bir müzik icrasıdır.

Åžanlıurfalı müzik icra ederken, makam geleneÄŸini uygulamakta o kadar hassastır ki, Åžanlıurfa’da herhangi bir sanatçının deÄŸeri, makam bilmesi ve bildiÄŸi makamları icra edebilmesi ile ölçülür.

Türküler ve uzun havalar, çeÅŸitli arkadaÅŸ toplantılarında, düğün, kına gecesi gibi törenlerde söylenir. Fakat esas olarak makam seyrine göre icra ediliÅŸ, sıra geceleri’nde, daÄŸ yatıları’nda ve asbap geceleri’nde olur. Bu toplantılarda, belirli bir makamla (genellikle Rast veya Divan’la) baÅŸlayıp daha sonra diÄŸer makamlarla fasıl sürdürülür. Geceye katılanlar makam sırasına ve seyrine göre türküler, uzun hava (hoyrat) ve gazeller okuyup meclisi coÅŸkun bir müzik şölenine çevirirler. Meclisin ÅŸevk ve neÅŸesi arttıkça birçok makamlar geçilir ve icra edilen müzik daha da zenginleÅŸir.

Şanlıurfa Halk Müziği eserleri, kaba taslak makam tasnifine tabi tutulduğunda, eserlerin 14 makama yayıldığı görülür.

Bir kısım eserlerin belirli makam kalıp ve kurallarına uymaması bir eksiklik olmayıp aksine müsbet yönde bir zenginlik olarak sayılabilir.

Şanlıurfa ezgilerinde kullanılan makamlar, sayı çokluğuna göre şöyledir: Uşşak, Hüseyni, Hicaz, Muhayyer, Hüzzam, Gerdaniye, Sâba, Mahur, Çargâh, Kürdi, Karcıgâr, Segâh, Rast ve Hicazkâr.

Mahalli İcraya Göre Makam Seyri
(Tenekeci Mahmut Güzelgöz’den derlenmiÅŸtir)
1. Divan Makamı: Divan gezinti yapılır (sazlarla), divan açış yapılır, divan türküler söylenir. Divanın 1. katı, 2. katı ve 3. katı okunur (Kat, mertebe veya hâne karşılığı kullanılmaktadır). Sonra İbrahimi gezinti yapılır (Gezinti: enstrümantal ritmik ezgidir).

2. Rast Makamı: Rast açış yapılır, türkü ve ÅŸarkılar söylenir. Rast’ın 1. ve 2. katı okunur, türkü ve ÅŸarkılar söylenir, Rast’ın 3. katı okunur. Bu arada okuyucunun sesi müsait ise Mahur okur; Mahur’dan sonra Sâba’ya geçki yapılır, 2 hâne Sâba okuduktan sonra tekrar Rast’a geçilir ve öylece bitirilir.

3. Nevruz Makamı: Nevruz açış yapılır, türkü ve ÅŸarkılar söylenir. Nevruz’un 1. katı okunur, arada türküler söylenir, Nevruz’un 2. katı okunur, Nevruz’un 3. katı (Garip Hicaz makamında) okunur. Nevruz’un 4. katında Elezber (Arazbar) okunur, türkü ve ÅŸarkıyla bitirilir.
4. İbrahimi Makamı: İbrahimi açış yapılır, iki hâne İbrahimi gazel okunur (Arada İbrahimi gezinti yapılır). Gazelhan usta ise Çargâh veya BeÅŸiri hoyrat okur. Sonra Nevruz’un 3. katını okur, daha sonra 2. ve 1. katına dönerek bitirir.

5. Hicaz Makamı: Hicaz açış yapılır, Hicaz gezinti yapılır. türkü ve ÅŸarkılar okunur. Gazelhan, Hicaz’ın 1. katı ve 2. katını okur, türkü ve ÅŸarkı söylenir. Hicaz’ın 3. katı Muhayyer makamında okunur. Sonra türküler söylenir, İsfahan hoyrat okunur, ardından türkü, sonra Mesnevi havası okunur. Hoyratçı, Garip Hicaz makamında Kalata hoyratını okur. Sonra yine Hicaz’a geçilir, 2. katı ve 1. katı okunduktan sonra bitirilir.

6. Uşşak Makamı: Uşşak açış yapılır, şarkı ve türküler okunur. Gazelhan, 1. katında iki hâne, 2. katında da iki hâne okur. Sonra 3. katını okur ve tekrar 2. ve 1. katına iner bitirir.

7. Acem AÅŸiran Makamı: Acem AÅŸiran açış yapılır, gazelhan iki hâneyi 1. katında okur, sonra iki hâne de 2. katında okur, daha sonra Acem AÅŸiran türkü ve ÅŸarkılar okunur, saz Sâba Hüseynisi’ne geçki yapar. Gazelhan gazelini okur ve bitirir. Sazlardan biri tekrar UÅŸÅŸak’a geçki yapar. Gazelhan UÅŸÅŸak makamının1., 2., ve 3. katlarını okuyarak bitirir.

8. Segâh Makamı: Segâh açış yapılır, Segâh ÅŸarkı ve türküler okunur, sonra gazelhan Segâh’ın 1. katından, 2. katından ve 3. katından okuyarak bitirir. Sonra Segâh bir türkü okunur, sazlardan biri Irak makamına geçki yapar. Irak hoyrat okunur, sonra gazelhan tekrar Segâh’ın 2. katından bir gazel, daha sonra 1. katından bir gazel okuyarak baÅŸlanılan perdede bitirir.

9. Sâba Makamı: Sâba açış yapılır, Sâba peÅŸrevi geçilir. Sâba makamında iki türkü okunur. Gazelhan, Sâba’nın 1. katından ve 2. katından gazelini okur, sonra türküler söylenir. Daha sonra Mahmudiye’ye geçki yapılır ve Mahmudiye hoyrat okunarak bitirilir.

10. Acem Makamı: (Garip Hicaz makamı) Acem açış yapılır. Acem gezinti yapılır, Acem türküler okunur. Gazelhan, Acem’in 1. katında iki hâne, 2. katında iki hâne okur. Sonra Acem türkü söylenir. Acem’in 3. katında gazel okunur. (Bu arada Sâba Hüseynisi de okunabilir) ve tekrar sazlarla gezinti yapılır, türkü söylenir, ardından Acem hoyratı okunur, türküler geçilir. Tekrar Sâba’nın 1. katı ve 2. katı okunarak bitirilir.

11. Araban Makamı: Araban açış yapılır, türkü ve şarkılar söylenir. Gazelhan, 1. katından ve 2. katından okur. 3. katında Mahmudiye yerinden okuyarak tekrar Araban makamının 2. katını ve 1. katını okuyarak bitirir.

J. ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİNDE KULLANILAN ÇALGILAR
Åžanlıurfa’nın Halk MüziÄŸi dalındaki zenginliÄŸinin ve bu sahada Türkiye’de önemli bir yer teÅŸkil etmesinin bir nedeni de kullanılan çalgıların oldukça çeÅŸitli olmasından ileri gelmektedir.

Halk çalgısı deyince, fabrika malı olmayan basit araçlarla ve halkın kendisi tarafından elle yapılan, standart-teorik, akustik kurallara uymayan halkın ürünü olan çalgılar anlaşılır. Şanlıurfa musıkisinde bu çeşit çalgılar oldukça önemli bir yer tutar. Hele Şanlıurfa düğünlerinde, dağ yatılarında, sıra gecelerinde ve asbap gecelerinde bu çalgıların yeri çok önemlidir.

Yaygın olarak kullanılan çalgılar: Cura, Çöğür, BaÄŸlama, Divan Sazı, Ud, Cümbüş, Urfa Tanburu, Kanun, Keman, Kaval, Zurna, Davul, Tef, Darbuka, Kaşık, Zilli MaÅŸa, Çarpara ve LeÄŸen’dir. NeÅŸetkâr ve Rebap isimli iki enstrümanın daha önceleri kullanıldığı bilinmekte ise de günümüzde kullanılmamaktadır.

K. ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİNİN ETKİLEŞİM SAHASI
Makam ve ezgi zenginliÄŸi göstererek Åžanlıurfa’da icra edilen müzik, birçok yöreyi etkilemiÅŸ ve etkilenmiÅŸtir.

Suriye’ye sınır teÅŸkil etmesi ve Osmanlı döneminde Åžanlıurfa’nın Halep vilayetinin sancağı olması dolayısıyla Arap âlemiyle iliÅŸkisi çok olmuÅŸtur. Bundan dolayı Åžanlıurfa Halk Musikisi Arap dünyasını etkilemiÅŸ ve etkilenmiÅŸtir. Arap dünyasının ünlü kültür ve sanat merkezlerinde bu müziÄŸin izleri görülür. Arap dünyasının makamlarının en yaygın biçimde kullanılanı “Urfa” adı ile anılan makamdır. Bu, “Urfa Divan Makamı”dır. yaptığımız araÅŸtırmalarda birçok oyun havası ve türkülerin aynı olduÄŸu görülmüştür. Yıllardan beri Åžanlıurfa’da Türkçe olarak söylenen “Kara sandık açamadım lo lo” ve “Makaram sarı baÄŸlar” gibi türküler, Arap âleminde de Arapça olarak söylenmektedir. Bu örnekleri çoÄŸaltmak mümkündür.

Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi ayrıca yakın illerin müzik hayatını da etkilemiÅŸ ve etkilenmiÅŸtir. “Åžark Bülbülü” sıfatıyla tanınan Diyarbakırlı Celal Güzelses; “Böyle baÄŸlar”, “Garibem bu vatanda”, “Kalemi kaÅŸta koydun”, “CoÅŸkun sular ne bulanık akarsın”, “Abdo’nun mezarı” gibi Åžanlıurfa uzun havalarını plaÄŸa okumuÅŸ, bunların birer Åžanlıurfa havası olduÄŸunu özellikle belirtmiÅŸtir.

Ayrıca Elazığ, Åžanlıurfa ve Kerkük arasında türkü ezgileri ve uzun hava adlarında benzerlikler vardır. Elazığ’da okunan “Kövengin yollarında” ve “MamoÅŸ”, Kerkük’te okunan “Kalanın ardında bir daÅŸ olaydım” gibi türküler, Åžanlıurfa’ da da yıllardır sevilerek okunmaktadır. Bu türkülerden baÅŸka her iki yörede de okunan birçok türkü ve uzun hava vardır. BeÅŸiri, Muhalif, Kesik, Elezber (Arazbar) ve Kürdi, bu üç yörede de bilinen birer hoyrat türüdür.

Yine Elazığ ve Kerkük’te kullanılan Ud ve Keman gibi klasik çalgıların Åžanlıurfa’da da kullanılması, makam esasına göre müzik icra biçimi dikkate deÄŸer benzerliklerdir. Divan, Nevruz, Rast, İbrahimi Elazığ ve Åžanlıurfa’da bilinen ve hemen hemen aynı ezgilerle okunan birer klasik formdur.

Böylece Åžanlıurfa’nın etkileÅŸim alanı olarak; Elazığ, Diyarbakır, Kerkük ve Halep’i sayabiliriz. Bunların dışında Erzurum, Bayburt, Erzincan, Sivas, KahramanmaraÅŸ ve Gaziantep ile etkileÅŸim varsa da bunun nispeti çok azdır.

L. ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİNİN TÜRK MÜZİĞİ İÇERİSİNDEKİ YERİ
Şanlıurfa müzik meclislerinde icra edilen sözlü ve sözsüz eserler, makam ve üsul bakımından çok zengindir. Türk müziğinin makamlarından birçoğunu Şanlıurfa türkülerinde görmek mümkündür. Müzik meclislerindeki okuyucuların çoğu türkü yanında şarkıları da mükemmel olarak okurlar. Hatta çoğu kez fasıllar; peşrevler ve üsulu ağır şarkılarla başlar, fasılın sonuna doğru türküler okunur.

Klasik sazlardan; Kanun, Ud ve Keman gibi çalgılar Şanlıurfa müzik meclislerinde de kullanılır. Bunun sebebi müzik meclislerinde sıkça klasik eserlerin okunması ve Şanlıurfa halk ezgilerinin ses bakımından genişliği ve gürlüğüdür.

Şanlıurfa türküleri sanat yüklüdür. Bu nedenle birçoğunun icrası zordur ve tecrübe sahibi olmayan kişiler icra edemezler.

Gerek makam seyri, gerek üsul ve gerekse sanat deÄŸeri yüksek ezgilerin olması, yine meclislerde ud, kanun ve keman gibi sazlarının kullanılması, türküler yanında ÅŸarkıların ve gazellerin icra edilmesi nedeniyle, Åžanlıurfa meclislerinde icra edilen müziÄŸe; “Türk Sanat ve Türk Halk MüziÄŸini de içine alan bir yapıya sahiptir” dememiz uygun olur kanaatindeyiz.

M. ŞANLIURFA HALK MÜZİĞİNDE KAYNAK KİŞİLER
Türk Halk MüziÄŸi içinde ezgi yapısı ve sayısının zenginliÄŸi, kaliteli icrası ile seçkin bir konuma sahip olan Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi yöre sanatçılarının ses rengi ve ağız özellikleriyle bütünleÅŸerek güzellikler dünyasının kapısını açmıştır. Öyle ki; geçmiÅŸte ve günümüzde Åžanlıurfa, ülkemizde adeta bir “Türk Halk MüziÄŸi Konservatuarı” rolü oynamıştır. Åžanlıurfalı birçok Halk MüziÄŸi sanatçısı, bugün Türkiye’nin en gözde sanatçıları durumundadır. DiÄŸer illerin sanatçıları da Åžanlıurfa türkülerini repertuarlarına almaya büyük özen göstermektedirler.

Radyo, televizyon ve sahnelerde Halk Müziğinin icra edildiği ilk günden bugüne kadar yetişen, Türk Halk Müziği sanatçılarından, repertuarına Şanlıurfa türküsü almayan sanatçı hemen hemen yok gibidir. Yıllardan beri, radyolarda, sahnelerde, televizyonlarda, plak ve kaset dünyasında gözle görülür Şanlıurfa türküleri varlığı ve etkisi yaşanıyor diyebiliriz.
Müzik kültürü, tarihi kadar köklü olan, bugün için yediden yetmiÅŸe birçok kiÅŸinin müzikle amatör veya profesyonelce uÄŸraÅŸtığı Åžanlıurfa’da, sayıca çok fazla olan Åžanlıurfalı müzisyen ve bestekârların tamamının biyografilerini yazmanın ne kadar zor olduÄŸu bilinen bir gerçektir. Kapsamlı bir biyografi çalışması baÅŸlı başına bir kitap konusudur. Bu sebeple Åžanlıurfa Halk MüziÄŸinin temel taÅŸlarından sayılan ve halk müziÄŸimizin günümüze ulaÅŸmasına sebep olan “kaynak kiÅŸiler”imizden birkaçının biyografisi alfabetik sırayla aÅŸağıda sunulmuÅŸtur.

Şanlıurfa Halk Müziğinin Önemli Kaynak Kişileri:

AHMET ALAYBEYİ
1935 Yılında Urfa’da doÄŸdu. Babasının ismi Celal, annesinin ismi Hayriye’dir. Bir devlet kurumunda muhasebecilikten emekli oldu. Babası ve aÄŸabeyi müziÄŸe meraklıydı, kendisi de ailesindeki müzik ortamında yetiÅŸti. Gençlik yıllarında Tenekeci Mahmut’tan istifade ederek müzik bilgisini ilerletti. Urfa’da çeÅŸitli dönemlerde üç musıki cemiyetinde çeÅŸitli çalışmalarda bulundu. Talebeler yetiÅŸtirdi. Makamları ve Urfa makam geleneÄŸini çok iyi bilmektedir. Urfa tavrında baÄŸlama çalar. derlediÄŸi türküleri TRT repertuarına alınmıştır. 1976 yılında MİFAD’ın Åžanlıurfa’da yaptığı ve 340 adet türkü ile uzun havanın derlendiÄŸi çalışmada kaynak kiÅŸi olarak, diÄŸer kaynak kiÅŸilerle birlikte kendisinden de istifade edildi.

AHMET UZUNGÖL (Ahmet Hafız)
1930 yılında Urfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1992 yılında vefat etmiÅŸtir. Babasının adı Bozan, annesinin adı Emine’dir. Evli ve altı çocuk babası idi. Müzik merakı, küçük yaÅŸlarında baÅŸlamış ve meÅŸhur ustaları dinleyerek makamları öğrenmiÅŸtir. Daha sonra Åžanılurfa’nın ünlü müzik ustalarıyla fasıllara katılmış; okuduÄŸu gazel ve hoyratlarla Åžanlıurfalıların gönlünde taht kurmuÅŸtur. Birçok mahalli kasette okuduÄŸu gazellerle, gazel okuma geleneÄŸini devam ettirmiÅŸ ve gazeli sevdirmiÅŸtir. kasetlerde okuduÄŸu gazeller, dinleyenlerin çok takdirini kazanmış ve halen sevilerek dinlenmektedir. Urfa’da “çifte” denen ilâhileri de çok güzel okumuÅŸ ve Urfa’da bu konuda yapılan derlemelerde kaynak kiÅŸi olarak kendisinden faydalanılmıştır.

BAKIR YURTSEVER (Bekçi Bakır)
1909 yılında Urfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1985 yılında Åžanlıurfa’da vefat etmiÅŸtir. Musıkiye küçük yaÅŸlarda baÅŸlamıştır. Ustası Pehel’in Ahmet Hafız’dan makamları öğrenmiÅŸtir. Hacı Nuri Hafız’dan da mevlüt okumasını öğrenmiÅŸtir. 30 sene kadar mevlüthanlık yapmıştır. Bekçilik yaptığı için kendisine “Bekçi Bakır” denilmiÅŸtir. Muzaffer Sarısözen’in hazırladığı “Yurttan Sesler” proÄŸramına zaman zaman çaÄŸrılmıştır. Ayrıca radyoda çeÅŸitli Åžanlıurfa proÄŸramlarına katılmıştır. TRT repertuarında derlemeleri yer almaktadır. Birçok plak yapmıştır.

BEDİH YOLUK (Kazancı Bedih)
1926 yılında Åžanlıurfa doÄŸdu. Asıl mesleÄŸi kazancılıktır. Belediye’den emeklidir. MüziÄŸe küçük yaÅŸlarda baÅŸlayan ünlü gazelhanlarından biridir. MüziÄŸi sevmesinde Necip Şıhe, Nacar Celal adlı ustalar etkili olmuÅŸtur. Tenekeci Mahmut Güzelgöz’den de makamları öğrenmiÅŸtir. Fuzûli, Kuddûsi, Nâbi ve YaÅŸar Nezihe gibi divan ÅŸairlerimizin gazellerini kendine has bir tavırla okur. Gazellerin yanında ÅŸarkı, türkü ve hoyratları da seslendirmektedir. Bir güfteyi farklı makamlarda gazel olarak icra edebilme yeteneÄŸine sahiptir. Ud, tanbur ve cümbüş çalmasını bilir. Åžanlıurfa’ya özgü gazel okuma geleneÄŸinin son temsilcisidir. Son yıllarda birkaç kaseti ve CD’si çıkmıştır.

CEMİL CANKAT
1913 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ 1976 yılında Åžanlıurfa’da vefat etmiÅŸtir Babası Onbaşı Mehmet, annesinin adı AyÅŸe’dir. Evli olup 3 çocuÄŸu vardır. Esas mesleÄŸi ÅŸoförlüktür. 19 yaşında “Pencereden kar geliyor” adlı ilk plağını doldurur. OkuduÄŸu plak çok sevilince, plaklar birbiri ardına gelir ve 300 civarında plak yapar. Ünü yurt sınırlarını aÅŸmıştır. Bilhassa Arap ülkelerinde sevilerek dinlenmiÅŸtir. Halep, Åžam ve Kahire’de konserler vermiÅŸtir. Ses sanatçılığının yanında aynı zamanda da bestekârdır. PlaÄŸa okuduÄŸu eserlerin çoÄŸunu kendisi bestelemiÅŸtir. Birçok filmde baÅŸrol ve yardımcı rollerde oynamıştır. Plaklara okuduÄŸu eserlerden bazıları TRT repertuarına alınmıştır.

HALİL UZUNGÖL (Halil Hafız)
1928 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ, 1992 yılında vefat etmiÅŸtir. Evli ve 6 çocuk babası idi. ÇeÅŸitli camilerde müezzinlik ve imamlık yapmıştır. Babası meÅŸhur gazelhanlardan Bozan Emmi’dir. Åžanlıurfa’nın son yıllarda yetiÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu en güzel ses, en güzel tavıra sahip kiÅŸilerden biridir. Sesi çok temiz, parlak, etkileyici ve yüksektir. Usta bir mevlüthan, gazelhan ve hoyrat okuyucusudur. İlk hafızlık derslerini kurra Mehmet Hafız’dan, makam derslerini de Hacı Nuri Hafız’dan almıştır. İyi bir edebiyatçı olup gazeller yazmıştır. Farsça’yı da bilirdi. Ramazan’da, bayramda ve yaÄŸmur dualarında okuduÄŸu dualar dinleyenleri aÄŸlatırdı.

HAMZA ÅžENSES
1904 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸtur. TanburacıoÄŸulları’ndandır. Ses sanatkârı ve bestekârıdır. MüziÄŸe üç telli saz çalarak baÅŸlamış, bilahare tanbura ve cünbüş çalmasını öğrenmiÅŸtir. Sesi çok dik, temiz ve etkileyicidir. Mukim Tahir’le aynı dönemlerde yaÅŸamıştır. Åžanlıurfa’da Halkevi Sahnesi’nde ve Aynzelha gazinolarında proÄŸramlar yapmıştır. Bir müddet de İstanbul sahnelerinde çalışmıştır. Çok temiz giyinen ve modern görünüşlü bir kiÅŸiydi. “Kışlalar doldu bugün”, “AÅŸkın ne derin yaralar açtı ciÄŸerimde”, “Ne hoÅŸ olur mahpushâne havası”, “Kız adın Fatma güzel”, “Nazmiyem gel beni yakma”, “Adanalı esmer olur can yakar”, “Duman duman olmuÅŸ karşıki daÄŸlar” taÅŸ plaÄŸa okuduÄŸu eserleridir.

MAHMUT GÜZELGÖZ (Tenekeci Mahmut)
1919 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1988 yılında vefat etmiÅŸtir. Babasının adı İbrahim, annesi İslim’dir. Esas mesleÄŸi tenekeciliktir. Kütüphâne memurluÄŸundan emekli olmuÅŸtur. Åžanlıurfa’nın folklor tarihinde en büyük müzisyen ve kaynak kiÅŸilerden biridir. Devrin en büyük ustalarından istifade etmiÅŸtir. Åžanlıurfa repertuarında icra edilen türküleri, hoyratları, gazelleri bilir ve makam esasına göre eksiksiz okurdu. Åžanlıurfa ile ilgili; hikâye, masal, mani, gazel, atasözleri ve benzeri folklorik bilgilerin hemen hemen hepsinde söz sahibi idi. Büyük bir halkbilimcisi ve müzik üstadı idi. Åžanlıurfa adına birçok türküyü TRT repertuarına kazandırmıştır. Ayrıca MİFAD tarafından Åžanlıurfa’da yapılan derleme çalışmalarında kendisinden kaynak kiÅŸi olarak faydalanılmıştır.

MEHMET ATAÇ (Aliçine Mehmet)
1931 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1994 yılında vefat etmiÅŸtir. Babasının ismi ReÅŸit’tir. Evli ve 4 çocuk babası idi. Cünbüş ve ud çalar. Ustası Mukim Tahir’dir. Müzik toplantılarında edindiÄŸi bilgileriyle içinden gelen duyguları bestelere döküp sevilen eserler yaptı. yaptığı eserler birçok sanatçı tarafından kasetlere ve plaklara okundu. “Derbederim yoktur yuvam”, “Felek hançerini almış eline” sevilen eserlerindendir.

ŞÜKRÜ ÇADIRCI (Şükrü Hafız)
1917 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1993 yılında vefat etmiÅŸtir. Türk Halk MüziÄŸi ve Sanat MüziÄŸi dalında 70 civarında eseri vardır. Åžanlıurfa’nın yetiÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu en ünlü bestekârlarından biridir. İki yaşında iken gözlerini kaybetmiÅŸtir. Devrin birçok ustalarından faydalanmıştır. Devrin birçok klasik ve halk türküleri sanatçıları eserlerini severek icra etmiÅŸtir. 1938 yılında Åžanlıurfa’ya derleme yapmaya gelen Muzaffer Sarısözen, kendisinden “Küstürdün barışamam”, “Bülbüller düğün eyler”, “Seherde girdim baÄŸa” adlı türküleri derlemiÅŸtir. TRT repertuarında eserleri bulunmaktadır.

TAHİR OTURAN (Mukim Tahir)
1900 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸmuÅŸ ve 1945 yılında Zonguldak’ın Yenice ilçesinde vefat etmiÅŸtir. Babası Mukimlerden Hacı Abdurahman’dır. Ailece sevilen ve sözleri geçen varlıklı bir aileye mensuptur. Küçük yaÅŸlarda bolluk içinde yetiÅŸti, ömrünün son döneminde yoksul düştü. OkuduÄŸu gazel, hoyrat ve türkülerinde Urfa ÅŸivesini en mükemmel bir ÅŸekilde kullandı. BaÄŸlamayı ve darbukayı çok iyi çalardı. 1938 yılında Muzaffer Sarısözen, Åžanlıurfa’da yaptığı derleme çalışmalarında, kendisinden kaynak kiÅŸi olarak istifade etmiÅŸtir. 1944 yılında 35 kiÅŸilik bir ekiple Türkiye’de konser turnesine çıkmıştır. TaÅŸplaÄŸa okuduÄŸu eserleri; “Ayağında kundura”, “Kapıyı çalan kimdir” , “Elleri pambıh”, “Kırmızı kurdele”, “Hüsnün senin ey dilber nadide kamer mi”dir.

YUSUF BİLGİN
1920 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸdu. Babasının adı Halil, annesinin adı ise Zemzem’dir. Esas mesleÄŸi helvacılıktır. Åžanlıurfa makam geleneÄŸini bilir. İlahi ve gazel okumada ustadır. Arûz vezniyle yazdığı ÅŸiirleri vardır. Keskin bir zekâya sahip olup yüzlerce beyit gazeli eksiksiz olarak ezbere bilir. Çok geniÅŸ bir ilâhi repertuarı vardır. Åžanlıurfa’nın ünlü ustaları Mukim Tahir, Kıdê Hafız, Ahmet Hoca, Dede Osman ve Tenekeci Mahmut’la birlikte birçok meclislerde bulunmuÅŸtur. Kültür Bakanlığı baÅŸta olmak üzere birçok kurum ve araÅŸtırmacı kendisinden kaynak kiÅŸi olarak istifade etmiÅŸ ve kendisinden Åžanlıurfa’da okunan ilâhiler derlenmiÅŸtir.

YUSUF KUŞÇUOĞLU
1911 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸdu. 1989 yılında vefat etti. Babasının adı ReÅŸat, annesinin adı ise İsmet’tir. Evli 8 erkek, 7 kız olmak üzere 15 çocuk babasıdır. Maddi yönden varlıklı bir ailenin çocuÄŸuydu. BuÄŸday Pazarı’nda zahirecilik yapmaktaydı. Daha sonra Ankara’ya yerleÅŸerek kuşçuluk yaptı. Gençlik yıllarında müziÄŸe olan merakından dolayı Mukim Tahir gibi devrin müzik ustalarının meclislerine katılarak onlarla birlikte okudu. Hafızası çok kuvvetliydi; bir defa duyduÄŸu eseri hafızasına kaydederdi. Repertuarında çok sayıda ÅŸarkı, türkü ve gazel bulunmaktaydı. “Küçük hanım bere giymiÅŸ başına” türküsü gibi birçok türkü, kaynak kiÅŸi olarak kendisinden derlenmiÅŸtir.

DAMBURACI DERVİŞ
1877 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸdu 1957 yılında vefat etti. “Tamburacı” lakabı dayılarından kendisine gelmiÅŸtir. Kendisi baba tarafından TimuroÄŸulları’ndandı. Esas mesleÄŸi oturakçı (Bedesten’de halıcı) idi. Küçük yaÅŸlardan beri müziÄŸe meraklıydı. Devrin birçok ustalarına hizmet etti ve olgunlaÅŸtı. Ustaları; Mehış’ın oÄŸlu Ali Hafız, Hacı İbiÅŸ, Cürre Mehemet, Mehsim’in oÄŸlu Mehmet’tir. Bütün makamları ve makam geleneÄŸini çok iyi bilirdi. En çok sevdiÄŸi ve okuduÄŸu makamlar Rast, Hicaz, Segâh, Sâba ve Araban’dır. Günümüzde okunan gazel, hoyrat ve anonim türkülerimizin oluÅŸmasında çok önemli katkıları olmuÅŸtur. Birçok ustalar yetiÅŸtirmiÅŸtir.

OSMAN ÖZSOY (Bandocu Osman)
1908 yılında Åžanlıurfa’da doÄŸdu. Babası Hacı Ali, annesinin adı Adile’dir. çocukluk ve gençlik yılları Åžanlıurfa’da geçmiÅŸtir. 1972 yılında vefat etmiÅŸtir. Bursa sanat Okulu’nda 2 yıl Musıki Nazariyatı dersleri aldı. Daha sonra Urfa Sanat Okulu’nun bando kısmına devam ederek Yüzbaşı Mehmet ve Ali Rıza Bey’den solfej ve armoni dersleri aldı. Notayı, solfeji ve diÄŸer müzik bilgilerini ileri düzeyde öğrendi. 1934 yılında Mardin’de, daha sonra da Urfa’da bando takımını kurdu. 1950 yılına kadar bu görevi yürüttü. Bu hizmetleri sırasında birçok kiÅŸiye nota ve solfej öğretmiÅŸtir. Åžanlıurfa Halk MüziÄŸi ile ilgili türkü ve oyun havaları derlemiÅŸ; derlediklerini “Urfalı MusıkiÅŸinaslar ve Halk Türküleri” adlı bir defterde toplamıştır. İcracı ve ekip ÅŸefi olarak birçok konserlerde bulunmuÅŸtur. 1946 yılında Gaziantep’ten baÅŸlayıp İstanbul’a kadar birçok ilde konserler veren Åžanlıurfalı sanatkârlardan oluÅŸan bir ekibin ÅŸefliÄŸini yapmıştır.

Dipnotlar:

(1) J.B.Segal, Edessa ‘The Blessed City’, Oxford 1970;
(2) J.B.Segal, a.g.e.
(3) Yılmaz Öztuna, Türk Musıkisi Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1969. Cilt II, Sayfa 224.
(4) Dar’ül Elhan, Anadolu Halk Åžarkıları, Åžehzadebaşı Evkaf Dergisi, 5. Defter, İstanbul 1927.
(5) Yusuf Ziya Demircioğlu, Anadolu Köylerinin Türküleri, Burhaneddin Matbaası, 1938.

eXTReMe Tracker

otel emlak inþaat tekstil