HALK ŞİİRİNİN TÜRLERİ
Eylül 16, 2007
HALK ŞİİRİNİN TÜRLERİ
Divan ÅŸiirinde nazım biçimleri, ÅŸekilleri belirlidir. Bu kurallar hiç deÄŸiÅŸmez. Halk ÅŸiirimizde ise nazım biçiminden çok türler vardır. Halk ÅŸiirinin türlerini oluÅŸturan koÅŸma, semai, dudak deÄŸmez, destan ve türküler için nazım ÅŸekilleri açısından uygulanacak bir kural yoktur. Yani yukarıda saydığımız türleri birbirinden ayıracak belli kurallara oturtulmuÅŸ nazım biçimleri yoktur. Pertev Naili Boratav’a göre halk ÅŸiirimizdeki tür’leri biçimleriyle deÄŸil; ezgileri ve okunuÅŸlarıyla birbirinden ayırabiliriz. Fuat Köprülü de, halk ÅŸiirindeki türlerin arasındaki fark, kısmen ÅŸekillerinden ve daha ziyade bestelerinden ortaya çıkar, demektedir. İsmail Habip Sevük de, halk ÅŸiiri türlerinin yalnız ÅŸekilleriyle deÄŸil, naÄŸmeleri ve makamlarıyla ayrılır derken aynı gerçeÄŸe parmak basar.
Hikmet İlaydın’ın Türk Edebiyatı ‘nda Nazım adlı eserinde vurguladığı gibi, halk ÅŸiirinde tip olarak gerçekte iki tür vardır: Mani ve KoÅŸma. Öteki türler yani Türkü, Semai, Destan, Varsağı, İlahi ve Nefes ise bu iki tipin türevleridir.
MANİ:
Mani’ler tek dörtlükten oluÅŸan ve kafiye düzeni deÄŸiÅŸik halk ÅŸiiri türleri ne uymayan, bir bütünlük arzeden, içerdiÄŸi manayı veya verdiÄŸi mesajı bu dörtlük içinde tamamlıyan, genellikle yedi heceli bir halk ÅŸiiri türüdür. Anonim halk ÅŸiiri içinde önemli bir yer bulmuÅŸtur.
Türk Halk Edebiyatı konusunda araÅŸtırma yapmış ve bu alanda eserler vermiÅŸ yazarlardan Fuat Köprülü, Ata Terzibaşı, Veled Çelebi mani kelimesinin ”mana” kelimesiyle eÅŸ anlamlı olduÄŸunu söylemektedir. Demek oluyor ki (Mani) kelimesi (Mana) kelimesinde ortaya çıkmıştır. Niyazi Esat ise kimi ÅŸiir türlerinin çeÅŸitli Türk boy ve kabile adlarından esinlendiÄŸini öne sürerek mani kelimesinin de (Türkmani) yani Türkmen kelimesinden ortaya çıktığı görüşündedir.
Mani’lerin çoÄŸunlukla dört mısradan oluÅŸtuÄŸunu söylemiÅŸtik. Bu tür manilerde birinci, ikinci ve dördüncü mısralar birbirleriyle kafiyeli, üçüncü mısra ise serbesttir. Maniler genellikle dört mısradan kurulu İse de bazan 5,6,7,8,10,14 mısralı manilerle de karşılaÅŸmaktayız. Fahrettin KırzıoÄŸlu’nun bildirdiÄŸine göre oyunlar sırasında karşılıklı söylenen sorulu-cevaplı manilere Kars çevrelerinde Akışta adı verilmektedir.
Mani’leri konularına göre Pertev Naili Boratav on hölümde toplar: 1-Niyet manileri 2-Atışma manileri 3-Tarlada ve İşte çalışırken gelip geçenlere söylenen maniler 4-Bekçi ve davulcu manileri 5-Satıcıların söyledikleri maniler 6-Semai kahvelerinde söylenen cinaslı maniler 7-Aşık-Hikayecilerin söyledikleri maniler 8-Mektup manileri 9-Düğünlerde söylenen maniler 10-Mani kıtalarından oluÅŸmuÅŸ, mani özelliÄŸini yitirmemiÅŸ ”basit makamlı” veya konuÅŸma üslubundaki maniler.
Manilerin bazıları da türkülerin içinde, destan ve ağıtların sonlarında da yerleştirilmiştir. Ancak mani söyleme geleneğinin aşıklarca pek benimsenmediği ve onlarca uygulandığı pek söylenemez. Maniler çoğunlukla kadınlarca yaratılmış ve kadınlar tarafından söylenegelmiştir.
KOÅžMA:
Halk edebiyatı yazarları, Halk edebiyatı nazım biçimleri içinde en çok iÅŸlenen ve en çok sevilen türün koÅŸma olduÄŸunu belirtirler. Aşık edebiyatında aÅŸkı, acıları, üzüntüleri, özlemi, gurbetİ, doÄŸayla ilgili duygulanmaları anlatmak için hep koÅŸma türünden yararlanılmıştır. Hikmet DizdaroÄŸlu ”KoÅŸma söz koÅŸmak mastarının türevidir” der.
KoÅŸmalar hece vezniyle (6+ 5) ve hece vezninin (4+4+ 3) duraklı kalıbıyla yazılır. Dörtlükler ise 3 ve 5 arasında deÄŸiÅŸir. Son dörtlükte aşık kendi mahlasını mısralardan birine yerleÅŸtirir. Buna Tapşırmak denir. Onbir heceli olmak koÅŸmanın en büyük özelliÄŸidir. Duraklı kalıbıyla Türk dilinin güzelliÄŸini ÅŸiire uygulayan saz ÅŸairleri, bu doku içinde duygularım daha bir kolay, daha bir güzel aktarabilmektedirler. KoÅŸmalara uygulanan bestelerin de görkemi, etkinliÄŸi onbir heceli ÅŸiirler olması nedeniyle daha belirginleÅŸir ve büyüleyici ve çekici olur. İşte halk arasında ve saz ÅŸairlerince kullanılan ”ezgi” kelimesi de bu uyumun özüdür.
Koşmaların ezgiyle söyleııme8i için de iki mısra arasına terennümler yerleştirilir.
Hikmet Dizdaroğlu koşmaları ezgilerine ve yapılarına göre iki bölüme ayırır. Özel ezgiyle okunan koşmalar şunlardır: Acem Koşması, Kerem, Kesik Kerem, Gevheri, Ankara Koşması, Elpük Koşması, Yelpük Koşması, Bayındır Koşması, Sivrihisar Koşması, Sümmani, Cem Koşması, Bülbül Koşması, ve Topal Koşma. Yapılarına göre koşma çeşitleri ise şunlardır: Düz Koşma, Yedekli Koşma, Musammat Koşma, Ayaklı Koşma, Zincirbend Ayaklı Koşma, Zincirleme, Koşma-Şarkı.
Koşma ezgiyle söylendiği için onun söyleniş şekli koşmayı varsağı ve türkülerden ayırır. Yoksa bu saydığımız türler yapı olarak birbirlerine çok yakın olup bunları birbirinden ayıran tek özellik besteleridir.
VARSAÄžI:
Güney Anadolu’da MaraÅŸ’tan Mersin’e kadar uzayan bölgede yaÅŸayan Varsak Türkleri, Selçuklular zamanında Anadolu’ya yerleÅŸmiÅŸlerdi. İşte varsağı, Varsak Türkülerinin kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri türkü biçimidir. Fuat Köprülü ‘nün bildirdiÄŸine göre varsağılarda yiÄŸitçe sesleniÅŸler de vardır. Bunu saÄŸlamak için de ”behey”, ”bre”, ”hey” gibi ünlemler kullanılır. Hece vezninin sekizli kalıbıyla yazılır. Ancak on birli olanlarına da rastlamaktayız.
Halk edebiyatımızda en çok varsağı söyleyen aşık, KaracaoÄŸlan’dır.
DESTAN:
Türk Halk Edebiyatında destanlar uzun bir örgü içinde bir olayı hikaye
etme, anlatma sanatıdır. Destan kelimesi Far8çadır. En uzun nazım biçimi olan destan hece vezninin genellikle onbirli kalıbıyla yazılır. Bazı destanlarda dörtlük sayısının yüzü geçtiÄŸi görülmüştür. Cem Dilçin, Örneklerle Türk Åžiiri Bilgisi adlı eserinde destanları konularına göre şöyle tasnif etmiÅŸtir: SavaÅŸ Destanları, Deprem, Yangın, Salgılı Hastalık gibi Olaylarla ilgili Destanlar, EÅŸkiya ve Ünlü KiÅŸilerin Serüvenlerini Anlatan Destanlar, Toplumsal TaÅŸlama ya da EleÅŸtiri NiteliÄŸindeki Destanlar, Atasözleri Destanları, Hayvan Destanları, YaÅŸ Destanları (insanın doÄŸumundan ölümüne kadar geçirdiÄŸi hayat dönemlerini anlatan destanlar). Hikmet DizdaroÄŸlu ise bu tasnife Güldürücü Destanlar ve Davulcu Destanlarını da eklemektedir. Bu sıralamaya biz de Yemek Destanlarını ilave ediyoruz. Halk Åžairlerinden Yemek Destanları adlı bir Güldeste’yi yeni yayınladık.
Destanlarda ele alınan olay hikayeleÅŸtirilir. Öğretici ve gösterici olmaya çalışılır. Duygusal öğeler ÅŸiirde bulunmaz, ancak bu ögeler destanı dinleyenin yüreÄŸinde doÄŸar. Destanlar özel bir ezgiyle okunur, ”taganni” ve ”terennüm” esastır.
Koşma biçimli destanların yanı sıra mani biçimli destanlar da vardır. Mani tipi destanların en eski yazarı Bahşi adlı bir saz şairidir.
SEMAi:
Semailer halk ÅŸiiri içinde aruz vezniyle de yazılmıştır. Hece vezniyle yazılan semailer koÅŸma tarzındadır. Saz ÅŸairleri aruzu da heceyi de denemiÅŸlerdir. Semaileri koÅŸmadan ayıran özelliÄŸi hecenin sekizli kalıbıyla yazılmış olmasıdır. Dörtlük sayısı ise 3-5′tir. Konu olarak doÄŸa, sevgi ve güzellik iÅŸlenir. Semailerin de ezgili olanları vardır. En güzel semai yazanlar arasında KaracaoÄŸlan, DadaloÄŸlu ve Erzurumlu Emrah’ı sayabiliriz.
TÜRKÜ:
Kendine özgü ve deÄŸiÅŸik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimleÅŸen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan oluÅŸur. Türkülerdeki dörtlüklere Bent adı verilir. Nakaratlar, halk dilinde baÄŸlama ve kavuÅŸtak olarak adlandırılır. Türküler yukarıda saydığımız nazım biçimlerinin aksine hece vezninin her kalıbıyla söylenir. Yani hece sayısı itibariyle bir sınırlama olmaz. Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koÅŸma, hoyrat ve Çukurova’yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer alır ki bunlara Konya’da oturak havası, Urfa’da kırık hava adı verilmektedir.
Türklerde işlenen konulara göre de sınıflama yapan yazarlarımız vardır. Bu sınıflama şöyledir: Ninniler, Çocuk Türküleri, Doğa Türküleri, Aşk Türküleri, Kahramanlık ve Askerlik Türküleri, Tören Türküleri, İş Türküleri, Karşılıklı Türküler, Ölüm Türküleri, Oyun Türküleri, Tabiat ve Hayvan Türküleri, Zeybek ve Derebeyi Türküleri, Cinayetler ve Acıklı Olaylarla ilgili Türküler, Güldürücü Türküler, Yemek ve yiyecekle ilgili Türküler.
Yapılarına göre türküleri sınıflandıran yazarlar da türkülerin bent kavuştaklarını göz önünde bulundurmuşlardır. Bu tür sınıflama şöyledir: Bentleri mani dörtlükleriyle kurulan türküler, Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler, Bentleri üçlüklerle kurulan türküler, Bentleri beyitlerle kurulan türküler.
DUDAK DEÄžMEZ (Leb DeÄŸmez):
Halk edebiyatımızda saz ÅŸairleri arasında atışmalar, taÅŸlamalar gibi karşılaÅŸmaların yapıldığını belirtmiÅŸtik. Bu karşılaÅŸmalardan birisi de dudak deÄŸmez’dir. Bu türde aşıklar söyleyecekleri dörtlüklerde dudak seslerinden (b,f,m,p,v) harflerini kullanamazlar. Dudak-deÄŸmez saz ÅŸairleri arasında karşılaÅŸmalı yapıldığı gibi verilecek bir ayaÄŸa göre tek bir saz ÅŸairi de kendi başına Dudak-deÄŸmez dalında hünerini gösterebilir. Bunun için de iki dudak arasına bir iÄŸne konur. Yanılma halinde iÄŸne dudaÄŸa batarak kan çıkmasına yol açacağında, hakemlik yapanlara karşı bir itiraza mahal kalmaz.
GÜZELLEME:
Halk edebiyatımızda saz ÅŸairleri güzelleme de, söylerler. Genellikle geçimlerini saÄŸlamak için köy köy gezen ve her yerde saygı gören ve konuk edilen saz ÅŸairleri, gördükleri ilgi ve ikram karşısında gerek ev veya kahvehane sahibine ve kendisini dinleyen topluluÄŸa o anda birer dörtlük söyleyerek hoÅŸamedide bulunurlar. Aynı kural saz ÅŸairlerinin davet edildikleri sünnet törenleri ile düğünlerde de uygulanır. Ayrıca doÄŸa güzelliklerini dile getirmek, kadın, at, silah ve benzeri ÅŸeyler için de güzellemelerin yazıldığı görülmüştür. Konya Aşıklar Bayramı’nda her yıl sazlı güzellemeler, ayrıca sazsız, sözlü güzelle meler söylenmektedir.
KOÇAKLAMA:
Savaş ve dövüşleri anlatan, mertlik ve yiğitlik duygularını işleyen şiirlerdir. Koçaklama dalında en güzel şiirleri Köroğlu yazmıştır.
ARUZLU TÜRKÜLER:
Halk şairleri, şiirle olan ünsiyetleri nedeniyle dinledikleri veya okudukları divan şiirinden etkilenmişlerdir. Saz şairleri arasında da daha üstün olmak veya divan şairlerince hor görülmek gibi etkenlerin bu eğilimde rol oynadığı inancındayız. Aruz kalıpları hu şiirlerde ustaca kullanılmaz. Saz şairleri aruzla yazdıkları şiirlerde çoğu zaman yanlışlıklar yapmışlardır.
Halk şiirimizin yarattığı aruzlu türlerin adları şöyledir: Divan, Selis, Semai, Kalenderi, Satranç ve Vezn-i aher.
DİVAN :
Aruzun (fi’ilitün, fi’ilatün, fi’ilatün, fiilün) kalıbından olan ÅŸiirlere Divan adı verilir. Divan’lar gazel, murabba, muhammes, müseddes biçimlerinde yürür. Vu divanlar özel bir ezgi ile okunur.
SEMAİ:
Aruzun (mefi’ilün, mefi’ilün, mefi’ilün, mefi’ilün) kalıbındaki ÅŸiirlere Semai adı verilir. Kafiye düzeni Divan’da olduÄŸu gibidir. Semai’nin de ayrı bir ezgi ile okunması gerekir. Semailer üç bölüm oluÅŸturur: 1-Gazel, murabba, muhammes ve müseddes biçiminde olanlar 2-Musammat semailer 3-Ayaklı (yedekli) semailer.
SELİS:
Aruzun (fe’ilitün, fe’ilatün, fe’ilatün, fe’ilün) kalıbıyla yazılan ÅŸiirlere Selis denir. Selis de murabba, muhammes, müseddes biçimiyle yazılır. Kafiye düzeni divan, semai ve kalenderi’de olduÄŸu gibidir.
KALENDERİ:
Aruzun (merulü, mefa’ilü, mefa’ilü, fa’ulün) kalıbıyla murabba, muhammes, müseddes ve gazel biçiminde yazılan ÅŸiirlerdir. Kafiye düzeni divan ve semai’ye benzer. Özel bir ezgiyle okunur. Divan edebiyatındaki müstezad biçiminde yazılan ÅŸiirlere de Ayaklı kalenderi veya Yedekli kalenderi adı verilmiÅŸtir.
SATRANÇ:
Aruzun (müfte’ilün, müfte’ilün, müfte’ilün, müfte’ilün) kalıbıyla ve musammat gazel biçiminde yazılan ÅŸiirlere Satranç denir. Mısraların kafiyeli parçaları alt alta dizilirse dörtlüklerden oluÅŸan bir biçim ortaya çıkar.
VEZN-İ AHER:
Aruzun (müsterilitün, müstef’ilitün, müstef’ilitün, müstef’ilitün) kalıbıyla ve murabba biçiminde yazılan ÅŸiirlere halk ÅŸiirimizde Vezn-i Aher adı verilir. Vezn-i Aher’de her mısra ilk üçü birbiriyle kafiyeli, dört eÅŸit parçaya bölünmüştür. Her parça ardından gelen mısraların başında tekrarlandığı gibi, öteki parçalar da aynı mısrada birbirini izler.


