Kerkük Türk Halk Musikisinin Değerlendirmesi
Eylül 16, 2007
Kerkük Türk Halk Musikisinin Değerlendirmesi
Dr. Mahir Nakip
İster Abbasiler döneminde, ister ondan sonra gelen dönemlerde yazılan bütün eski musiki kitapları, büyük şehirlerde ve daha çok hükümdarlar huzurunda icra edilen musikiyi kapsamaktadır. Dolayısıyla yazılan musikilerin, milli bir hüviyetleri olmasana rağmen, milletlerin yaratmış oldukları top yekun musiki değerlerini ihtiva etmeyebilirler. Nitekim küçük şehir ve köylerde yaşayan halkın yarattığı musiki eserlerini yazılı kaynaklarda bulmak zordur. Mesela, Klasik Türk Musikisi ile Türk Halk Musikisinin nazari yapılan ve ana kaynaklan aynı olmasına rağmen, Osmanlı tarihi içerisinde Türk musikisi hakkında yazılan eserlerin hiç birinde halk ezgilerine, uzun havaların isim ve musiki yapılarına rastlanmamaktadır.
Bu tespit BaÄŸdat’tan birkaç yüz kilometre kuzeyde olan Kerkük için de geçerlidir. Aslında BaÄŸdat’ta icra edilen musiki bizi dört sebepten dolayı ilgilendirmektedir.
1. BaÄŸdat’ın 1659 yıl Türk egemenliÄŸinde kalmış olması,
2. Türk musikisini ilgilendiren önemli kitapların bu şehirde yazılmış olması,
3. Abbasiler döneminde hatırı sayılır sayıda Türkün bu şehirde yaşamış olması,
4. BaÄŸdat’ın Irak’taki Türk yörelerine ve özellikle de Kerkük’e yakın olması.
1638 yılında IV. Murad’ın BaÄŸdat’ı fethediÅŸinden sonra ÅŸehir, hükümdarlar ÅŸehri olmaktan çıktı, buna baÄŸlı olarak hep hükümdarlara ithaf olunan musiki kitaplarının da yazılması ortadan kalkmış oldu. Dolayısıyla bu donemden sonraki geliÅŸmeleri takip etmek oldukça zorlaÅŸmıştır.
Bu olumsuz tespitlere raÄŸmen Irak Türklerinin bugünkü musikilerini, MoÄŸolların BaÄŸdat’ı ele geçirdikleri doneme baÄŸlamak imkansız deÄŸildir. Bugün Irak’ta Türkler arasında yaygın olan Bayati ezgisinin Abbasiler dönemine kadar uzaması, Irak Türkleri taraf1ndan icra edilen musikinin eskiliÄŸini göstermektedir.
Hal böyle iken Irak Türklerinin yoÄŸun olarak yaÅŸadıkları Kerkük’te yaygın olan ve adeta Kerkük Türklerinin simgesi haline gelen hoyratlar i<;in ne diyebiliriz? EskiliÄŸi ne kadardır? bir taraftan BaÄŸdat’la, diÄŸer taraftan Türk yöreleriyle iliÅŸkisi ne ölçüdedir? Seyir özellikleri nasıldır? bugünkü Türk musikisi sistemi açısından tahlili ve tasnifi mümkün müdür? Bundan sonraki bölümlerde imkanların verdiÄŸi ölçülerde bu sorulara cevaplar aranacaktır.
Kerkük’ün deÄŸerli folklor araÅŸtırmacısı Ata TERZİBAÅžI, hoyratın menÅŸeini, kesin olarak bilmemekle beraber, Meragalı devrine hatta ondan daha önceleri gelen Kemal TEVRİZİ çağına ulaÅŸtırmaktadır (TERZİBAÅžI, Kerkük Hoyratları: 131). TERZİBAÅžI ÅŸiirin bir beyti kadar uzayan ve aynı ölçüde kısalarak vezinsiz ve kafiyesiz uydurma sözlerle sona eren naÄŸmelerden ibaret olan ve Tevrizi tarafından icad edilen “PeÅŸveren” in muhtemelen bugünkü hoyratın aslı olabileceÄŸini savunmaktadır. Ancak araÅŸtırmacı hoyratın son geliÅŸmiÅŸ ÅŸekliyle Kerkük’te en az üç yüz yıllık bir geçmiÅŸe sahip olduÄŸunu ilave etmektedir (TERZİBAÅžI, a.g.e., 132).
Bu görüşe itibar etmekle beraber iki noktayı gözden uzak tutmamak
icap eder.
1. Anonim bir halk ürünü olan hoyratların bir anda ve bir tek kişi tarafından meydana gelme ihtimali folklor ilmi açısından çok zayıftır.
2. Bir ezgi, ister milletin bir ferdi tarafından icat edilmiÅŸ olsun, isterse baÅŸka milletlerden veya yörelerden gelmiÅŸ olsun, eÄŸer yöre halkının milli zevklerine uygun düşmüyorsa, kısa surede unutulur ve belki de hiç; benimsenmez. Nihavend makamının eskiliÄŸine raÄŸmen Kerkük Türkleri tarafından hiç; kullanılmaması gibi. Binaenaleyh hoyratların bir anda doÄŸduÄŸuna ihtimal vermiyoruz. Türkler Irak’a girerken beraberlerinde getirdikleri musikiye yeni ÅŸartlara göre, ilaveler yapmışlar, tanıştıkları milletlerden seciyelerine uygun, melodiler iktibas etmiÅŸtir. Hatta farklı tarihlerde Irak’ın kuzeyine yerleÅŸen yeni Türk kabilelerinden yeni ezgiler almışlardır. Ancak TERZİBAÅžI’nın “Hoyratın Irak Türkleri arasında doÄŸup tekamül etmekle beraber, diÄŸer Türk yörelerine de yayıldığı” görüşüne aynen katılıyoruz (TERZİBAÅžI, a. g.e.,130). Nitekim Kerkük’ten çok daha eski bir Türk ÅŸehri olan Erbil, hoyrat çağırma geleneÄŸi açısından Kerkük’ten sonra gelmektedir.


