Mey
Eylül 16, 2007
Mey
Mey, müzikte nefesli bir çalgıya verilen isimdir. Ancak sözlüklerimize girmesi çok eski deÄŸildir, Kamus-ı Türki’de bile çalgı anlamına rastlanmamıştır. Zaten Gazimihal’de, T.D.K. sözlüklerine bu kelimeyi 1929 yılında kendisinin verdiÄŸini ve lügatlarımız gibi, ferhenk ve kamuslarda izine rastlanmadığını söylemiÅŸtir. Halen T.D.K. sözlüğünde mey; eksik ve yanlış olarak şöyle tarif edilmektedir: ”DoÄŸu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna”. Son yıllarda basılan müzik ansiklopedi ve sözlüklerinde de, “Halk müziÄŸimizde kullanılan bir çalgı” gibi eksik açıklamalar mevcuttur.
Gazimihal etimolojik olarak, mait kelimesi üzerinde durmuÅŸtur .”Firavunlar Mısır’ından kabartmalarda resmi var, adı o ilk çaÄŸda mayıt’tı; fakat sonradan uzun asırlar unutulmuÅŸtur. Meyi ve mayıt kelimeleri arasındaki morfoloji tıpkılığı açıktır” diyerek, Saygun’un da görüşüne katıldığını belirtmiÅŸtir. Ancak bu açıklamada iki çeliÅŸki vardır: Birincisi, Gazimihal’in iddiasına göre uzun yıllar unutulan bir çalgı nasıl oluyor da Kars’ta meyi ismiyle çıkıyor. İkincisi ise, Mısır kabartmalarında bu çalgının ismi mayıt olarak deÄŸil, mait olarak geçmektedir. Türkçemizde mey’e yakın kelimelere baktığımızda: “Meyi; eriyip akma. Meyi: Ney (Kars).
May: Su arkı, su mecrası olarak geçmektedir.
Müzikte mey kavramını incelemeye kalktığımızda balaban ile iliÅŸkisini ortaya koymak gerekiyor. Balaban, nefesli bir çalgı olarak Asya’da birçok ülkede sevilerek kullanılmaktadır. Bu çalgı, fizyolojik ve ses olarak mey ile çok benzerdir. Balaban’ın Türkçe’deki kelime anlamı; iri cüsseli adam veya hayvan, davul tokmağı, oynatılan ayı, balaban kuÅŸu ve davuldur. Asya’nın Kazak-Kırgız ve Kazan Türkçelerinde koca davul anlamındaki balaban ÅŸeklinde görülür. İslavcanın Rus, Ruten, Bulgar, Sırp, Hırvat lehçelerinde de davula baraban denir. Erzurum doÄŸusunun mey denilen kamış çalgısını andıran balaban daima davulla birlikte çalındığı için adının baraban’dan ”r>l” deÄŸiÅŸikliÄŸi ile geldiÄŸi de düşünülür.
Maragalı Abdülkadir’in nayçe-i balaban’ının, günümüzde kullanılan mey ve balaban olduÄŸuna dair herhangi bir şüphemiz yoktur. Ancak nayçe-i balaban ismi bazı deÄŸiÅŸikliklere uÄŸramıştır .Bazı bölgelerde yaÅŸayanlar balaban, belman, balaman, yasti balaban, nay ismini kullanarak bu çalgıyı günümüze kadar yaÅŸatmışlardır. Türkiye’de ise mey ismini almıştır. Bu çalgının isminin neden mey olduÄŸu konusunda yöre sanatçıları ile görüşülmüş, ancak bundan fazla sonuç alınamamıştır. Kimine göre mey; yumuÅŸak anlamına gelmekte ve sesinin yumuÅŸaklığı nedeniyle bu ismi almaktadır. Kimine göre muhabbet anlamındadır. Muhabbet anında kullanılır olması ve insana hoÅŸluk duygusu vermesi, içkinin verdiÄŸi hoÅŸlukla özdeÅŸleÅŸmiÅŸ ve mey ismi bu nedenle çalgıya verilmiÅŸtir. Ney’den ayırmak için ”mey” isminin verildiÄŸini de söyleyen olmuÅŸtur.
Bize göre, Mey ismi nay-ı balaban veya nayçe-i balaban isminin günümüze yansımasıdır. BilindiÄŸi üzere Farsça “çe” küçültme ekidir. Nay ise eski İran dilindeki nada’dan türemiÅŸ bir kelimedir. Nada’nın anlamı da kamıştır. Nay dilimizde ney olmuÅŸtur. ”Ney, Farsça nay kelimesinin muhaffefidir”. Mey kamışla çalınan bir çalgıdır ve kamış bu çalgıya karakteristik özelliÄŸini verir. Nay’ın anlamı da kamıştır .Büyük bir olasılıkla, mey kelimesi dilimize nay ‘dan incelerek giren ney’den ayrılması için girmiÅŸ bir kelimedir. Çünkü ney, Klasik Türk müziÄŸinde kullanılmakta olan bir çalgıdır. Mey ise halk müziÄŸimizde kullanılmaktadır. Belki de vurgulanmak istenen bu ayrım idi. ÖrneÄŸin mey halen Ermenistan’da nay ismi ile de kullanılmaktadır. Ayrıca Gaziantep’te, nay denilen ve Erzurum pazarı için yapılan mey gövdelerinin varlığı da bilinmektedir.
Tarihçe
Mey, Asya’da yaygınlık kazanmış, köklü, fazla deÄŸiÅŸime uÄŸramamış çok eski bir çalgıdır. Benzerleri halen Türkiye dışında Azerbaycan, Gürcistan, Dağıstan, Ermenistan, İran, Çin, Japonya ve Kore gibi ülkelerde çeÅŸitli isimlerde kullanılmak tadır.
Tarih öncesi sitelere kadar gittiÄŸimizde ”kamışlı çalgılar görülmemektedir. Bunun nedeninin de, kamışın bizzat kendisinin, kemik flütlerin aksine kolaylıkla bozulabilir materyalden yapılmış olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Kamışlı çalgılar hakkında elimizde bulunan en eski bulgu Helenistik dönem Mısır’ına aittir. ”Kamışlı borulara mait adı verilir. Dördüncü hanedanda hem uzun hem kısa tiplerine rastlamaktayız. Bunlar muhtemelen modern obua gibi çift kamışla çalınmaktadır”.
Mait, monaulos olarak da adlandırılmaktadır. Mey ve benzeri çalgılar ”Helenestik çağı Mısır kalıntıları arasında bulunan monaulos ile yakın benzerlik gösterirler. (Detayları bilinen tek antik tip). İngiliz araÅŸtırmacı Picken de bazı kaynaklara dayanarak aynı iddiada bulunmaktadır: ”Mey’in ve Azerbaycan’da kendisine çok benzeyen kamış borulu (balaman), Sovyet Ermenistan (düdük), Gürcistan (duduki), Dağıstan (balaban)’m antik çağın son dönemlerine ait monaulos ile iliÅŸkisi vardır. Evliya Çelebi’nin balabanının, mey olduÄŸundan kuÅŸku duyulmaz. Saygun’un Kars yöresinden sekiz delikli çalgısına ait raporu Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Dağıstan kaynaklı çalgılar tarafından da desteklenir. Sekiz delik, Brüksel Müzesi’nde bulunan Ptolemaic Mısır’ına ait monaulos’ta da vardır. Wegner de son dönem Atina vazo resimlerinden yapılan reprodüksiyon da, mey ‘in son dönem auloi’sine benzerliÄŸini belirtmektedir.
Capitoline Museum’daki bir mozaikin collotype’leri, (Salla Delle Colombe’deki) incelendikten sonra temsil edilen nesnelerin kamış olduÄŸuna tamamen ikna oldum. Bunlar halen kullanılan kıskaçlar gibi yapılmış görünüyorlar ve kamışın dudaÄŸa gelen kısma yerleÅŸtirilmelerine raÄŸmen, ÅŸekilleri hickiriki’nin yamuk ÅŸeklindeki kamış baÅŸlıklarından tamamen farklıdır. Boruların kendileri de tibiae ya da auloi’nin bildiÄŸim diÄŸer tasvirlerinden daha çok mey’e yakındır. Kamışlar mey’in uzunluÄŸu ile orantılıdır. Altına doÄŸru eÄŸim kazanarak incelir. Gövdenin mafsal ucundan kamışa doÄŸru alan daralması çok hafiftir. Bu mozaik, 1824 yılında, Trajanus Decius tarafından 252 yılında inÅŸa edilmiÅŸ Thermae Decianae sitesinde bulunmuÅŸtur. Bu mozaik stilistik olarak Pergamon (Bergama) mozaikleri ile iliÅŸkilidir. Öyle ki bu çift kamış yan silindirik boru çiftinin, Anadolu’da Hıristiyanlık döneminin ilk yüzyıllarında görülen bir tip olduÄŸu kuÅŸkusuzdur. Kıskaçlar (eÄŸer öyleyse) her iki uca baÄŸlanan tipten ziyade Bayburt(KuzeydoÄŸu Anadolu)’un mey ve hiçhiriki kıskaçlarının karakteristiÄŸi olarak bir uca baÄŸlanan tiptendir”.
ÇeÅŸitli araÅŸtırmacıların mey’in, zurna’dan daha eski bir çalgı olduÄŸu hakkında iddialan mevcuttur. ”Zurnalar türünün atası mey’dir”. ”Silindirik obualar (mey ve benzeri çalgılar) yüksek sesli koniklerden (zurna) daha eskidir fakat daha az rastlanır”.
Bu çalgıya ait elimizdeki Türklere ait en eski kaynağın Maragalı Abdülkadir’e (1350?-1435) ait olduÄŸunu zannetmekteyiz. Nayçe-i balaban ismiyle yer alan bu çalgıya, ”Surnaya benzer surnayın talimi bununla yapılır, yumuÅŸak ve hazin bir sesi vardır.” demektedir. Abdülkadir’den iki asır sonra yaÅŸamış Evliya Çelebi’de de (1611-1683) benzer bir tanıma rastlamaktayız; ”Belban (veya balaban, Türkmen kamışlı düdüğü) Åžiraz’da icad edilmiÅŸtir. Zurnadakine benzer kulağı yoktur. Türklerce çok kullanıldı. 100 çalanı vardır”. Bunların dışında Cumhuriyet Türkiyesi’nde tarihçeye girmeden kısır araÅŸtırmalar yapılmıştır.
Helenestik Dönem Mısır’ına ait mait veya monaulos adlı çalgıyla benzerlik gösteren mey, bazen balaban, belban, nayçe-i balaban, nay-ı balaban, balaman, nay, düdük, duduki, mey, kuan, hiçkiriki, hyanpiri, vb. isimlerle günümüze deÄŸin gelmiÅŸ ve yaÅŸamakta olan bir çalgıdır.
Ses Sistemi
Mey, bir oktav ses sahası olan çalgıdır. Yapısında, yedeni de bulunan rast makamı dizisi mevcuttur.
Diatonik bir çalgıdır. Kromatik ses elde edebilmek için deliklerin yarım açılması ve dudakların yardımı gerekir. İcracı parmakları yarım açıp kapama dışında dudaklarını sıkarak veya gevşeterek kromatik sesin alınmasına yardımcı olur.
Ses sınırının dar olması nedeniyle mey’de transpoze olanağı sınırlıdır. Belirlenen her bir tam ton için ayrı bir mey kullanmak gerekmektedir. Yarım tonluk farklılıklar kamış deÄŸiÅŸimi veya kamışa eklenen ve boÄŸaz ismi verilen parça yardımıyla olur. Fakat aynı gövde üzerine kamış yardımıyla bir tonluk farklılık yapılmaya kalkıldığında seslerde bozulma olmaktadır.
Meyler, Ana, Orta ve Cura olmak üzere üç ayrı yapısal özellikte sınıflandırılmıştır.
Esas itibariyle mey notaları yazılırken fa anahtarı kullanılmalıdır. Halk Müziğimizin pes sesli bu çalgısında, Türk Müziği notalama sisteminden kaynaklanan (doğruluğu tartışılabilir) zorunluluklardan dolayı sol anahtarı kullanılmaktadır.


